Mübarek'i Bitiren "Gerçek Ergenekon"'du - Nihat Genç
67 Arap Savaşı’nın en çarpıcı ve savaş tarihini en şaşırtan sahnesi İsrail askerlerinin bir gecede Mısır radarlarını gizlice sökmesi.. Savaş bir nevi radarların gizlice sökülmesiyle Mısır’ın hüsranı oldu, bu hüsrandan öte Araplar’ın tüm dünyanın gözünde aşağılayıcı bir şekilde rezil olmasıydı. İsrail Mısır toprakları içine nasıl gizlice sızabilir ve radarları nasıl sökebilir? levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenadiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards
|
Mizahi bir başlık attığımı düşünmeyin, şu anda tüm dünyalılar içinde sizlere en kısa şekilde şaşırtıcı bilgiler vereceğim, böyle istihbaratlı yazılar sevmem ama olsun, bazen uyarıcı olur.. Biliyorsunuz, Cemal Nasır sadece Mısır’ın değil Arap Dünyası’nın şahlanan aslanıydı, milliydi, sosyalistti. Aşırı zenginliği makul sosyalist politikalarla sınırlandırmaya çalıştı, Mısır Tarihi’nin akışını değiştiren Assura barajını inşa etti, Tito, Nehru gibi bağlantısızlarla başka bir dünya kurmaya çalıştı, çağların değiştiremediği firavunlardan miras köle ruhlu yoksulluğu kökünden değiştirmeye çalıştı, Suriye ve Irak’ın Baas partileriyle Birleşik Arap Devleti’ni denedi, Sovyetler’le teknolojik ve silah anlamında çok sıkı ilişkilere girdi, ve İsrail’e ve Amerika’ya meydan okudu, işte burada duralım. 67 Arap İsrail savaşı sadece Nasır’ın mağlubiyeti değildi, tüm Arap dünyası öyle derin bir hayal kırıklığına kapıldı ki, savaşın ağır ezikliği milli-sosyalist karışımlı Baas yönetimlerinin bir nevi sonu oldu ve işte bu tarihten sonra İslamcı ideolojiler ön plana çıkmaya başladı. Bu saate kadar İsrail ve Amerika milli-sosyalist Baas’ı parçalamak için İslamcılarla ortak çalışıyordu. İslamcılar’ın İran’daki Mısır’daki Filistin’deki bu utanç verici geçmişi hala ve bazen siyasi analizlerde hatıra gelir. BAAS’IN DÜŞMANLARI İsrail’in İslami hareketleri Baas’a karşı nasıl
gizlice desteklediğini anlatan onlarca kitap vitrinlerde, arayan bulur.
67 Arap Savaşı’nın en çarpıcı ve savaş tarihini en şaşırtan sahnesi İsrail askerlerinin bir gecede Mısır radarlarını gizlice sökmesi.. Savaş bir nevi radarların gizlice sökülmesiyle Mısır’ın hüsranı oldu, bu hüsrandan öte Araplar’ın tüm dünyanın gözünde aşağılayıcı bir şekilde rezil olmasıydı. İsrail Mısır toprakları içine nasıl gizlice sızabilir ve radarları nasıl sökebilir? Şimdi
biraz geriye gidelim, Orta Asya’dan Türkiye’ye gelen ünlü tarihçimiz
Zeki Veli Togan’lara kadar uzanalım. II.
Dünya Savaşı’nda Berlin Amerikalılar tarafından ele geçirildiğinde
henüz dünya sahnesinde görülmemiş CIA’yı dünya çapında bir istihbarat
olarak şekilleyecek belgeler ele geçti. İşte bugün konuştuğumuz Ergenekon örgütü gerçekte buydu, CIA çok geçmeden bu örgütü soğuk savaşın ünlü Gladyosu içinde bir figür olarak kullanmayı başardı, bu konulara dair bir çok kitap ortalıklarda, okursunuz, geçelim. O MÜHENDİSLER TÜRKTÜ İsrail’in radarları nasıl söktüğüne dönelim. Sovyet mühendislerle kimler ilişkiye girebilir,
bu sorunun cevabını taa Zeki Velidi Togan’la başlayan Türk istihbaratı
içinde devam eden Asya’dan kaçıp gelenlerin serüvenleri içinde
cevaplarını bulabilirsiniz, ayrıntılı bilgi verecek kadar cesur
değilim, sadece şunu söyleyebilirim, çok okuyorum, Ancak
şunu söyleyebilirim, 60 sonrası istihbarat dergilerimizi açık
istihbarat olarak okuyun, çok enteresandır ünlü Orta Doğu istihbarat
dergimizin sahibi bir anda değişir ve başına Türkiye’nin ilk İngilizce
gazetesi Daily News’in sahibi İlhan Çevik geçer, İlnur Çevik’in
babasıdır.. KİMLER GÖRÜŞTÜ? Bir
gecede Mısır radarlarını söken İsrailliler radarlardaki subaylarla
kimler vasıtasıyla görüştü, ilişkiye girdi, bu sorunun bizdeki
karşılığı bu Özbek subaylarla bizim istihbaratımız içinde kimler
görüşüyor sorusu içindedir, ancak tarihlerinin en utanç verici
yenilgisini yaşayan Mısırlılar için de bu soru çok gizli bir muamma
değildi, bu yüzden
Nasır’dan sonra iktidara gelen Enver Sedat’ın ilk işi, bu radarlardaki
Özbek Sovyet subaylarının işine son vermek oldu ve büyük hezimetin
faturasını Mısırlılar bu ‘Sovyet Özbek subaylarına’ çıkardı.
Bulamadığı
için olacak, çok çok sonra Gladyo’nun suikastlerle dolu hayatını soğuk
savaştan sonra bitirme kararı alan CIA, bu sefer, bu kirli
suikastlerini yine kendileriyle soğuk savaşta işbirliği
yapmış kadim dostlarının üstüne yıkıyordu, ama bu sefer
Türkiye’deki İslamcılar’la iş birliğine girerek. 67 Arap İsrail savaşından sonra bölgede tüm dengeler değişti, artık anti emperyalist milli-sosyalist rejimler güçten düşmeye ve İslamcı hareketler büyümeye başladı, hızla geçelim. Yani, Gladyo tarafından kullanılan o hayal meyal Ergenekon yapısını en iyi kullanan Türkiye üzerinden İsrail’di ve bu yapı tornistan edilerek bu sefer ülkemizdeki meşhur davalarla şimdi başka şekilde devam ediyor. Gel zaman git zaman işler değişti, Afganistan savaşından sonra o saate kadar Sovyetler’e karşı Amerika’yla omuz omuza savaşan İslamcılar birden başkalaştı ve hızla El Kaideleşti ya da Talibanlaştı ve Amerika’nın birinci düşmanı haline geldi… Şimdi, İsrail Mübarek’in düşmesinden korkuyor, neden, bir zamanlar milli-sosyalist Baas’ı bitirsin diye kendi desteklediği ve sonra koptuğu İslamcılar güçlenip karşılarına tarifsiz bir bela olarak daha da büyüyerek çıkarsa diye.. Ve
bilindiği gibi Orta-Doğu Eş Başkanlığı kuruldu ve Orta Doğu haritası
tümüyle değiştirileceği ilan edilip hayata sokuldu… Batı destekli sivil kurumlarla dünyanın en uyuşuk sokaklarını (Tunus, Mısır gibi) dahi tutuşturmayı başaran Batılılar’ın şimdi en büyük korkusu, demokratik bir seçimin halk desteği İslamcıları Amerika’ya rağmen iktidara taşırsa halleri nice olur.. Ne mi olur, söyleyeyim, tarih yeniden geriye sarar ve bu sefer İslamcılar’ı devirmek için milli-sosyalistleri devreye sokmaya çalışırlar. Milli-sosyalistleri devreye sokmak için de daha ılımlı milli-sosyalist yani evcilleştirilmiş ve Avrupalar’la görüşüp anlaşmış sosyal demokratları destekleyip, aşırı milliyetçi sosyalist yapıları içselleştirip bastırmaya çalışırlar. Tarihin tekerleği de bu üçüncü dünyada dönme dolap eşeği gibi işte böyle kendi evlatlarını yiyerek dönmeye devam eder.. Hikayemiz budur, ancak canımızı sıkan hala birileri bu istihbarat oyunları gizleyerek görmezden gelerek durmaksızın statüko, değişim, özgürlük gibi abur cubur lafları bolca kullanmaya dönüp duran değirmen eşekleri gibi hiç doymuyor ve yorulmuyorlar.. Bir de küçük bir anımı anlatmak istiyorum, Kahire’yi en arka sokaklarından başlayarak gezdiğimde yoksulluk ödümü koparttı ve tüm dünya tarihinde okuduklarım dışında bambaşka tarifsiz adı konmamış aklımızın ermediği bir yoksullukla karşılaştım.. Ve hatırıma hemen 1910’lu yıllardan kalmış çöp yığınlarıyla kapanmış koleralı acıklı çaresiz İstanbul’un fotoğrafları geldi, oysa burada tarih 2000’lerdi, arada nasıl bir fark vardı, şöyle, bu şehirde dedim Mustafa Kemal eksik..
|
||||