Davutoğlu da Şirk Koşuyor - Eren Erdem
Bugün, Emperyalizm ile çelişmeyen bir İslam algısı egemen ise, bu tamamen ‘’Abdestli Kapitalizmin’’ eseridir. Çünkü; pratik düzlemde yaşama dikta ettiği din algısı, ‘’okumanın, sorgulamanın ve düşünmenin yasak olarak kabul edildiği’’ bağnaz bir putperestlikten ibarettir. Dinin gerçeklerinin üzerini örtmek sureti ile oluşturulan bu bağnaz tahakküm, yine Hazreti Resul tarafından yıkılmış, ancak Kerbela harbi ve sonrasında ‘’Abdestli Kapitalistler’’ eliyle tekrar hegemonya haline dönüşmüştür… Onların bağlı olduğu statükonun genel adı ise; Rabler Hegemonyasıdır. cialis manufacturer coupon open drug coupon cardcialis forum cialis prodaja cialis bez receptaescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholcleocin 150 mg read cleocin 300 mgkamagra kamagra wikipedia kamagra gel
|
“Bir sürüye salınan iki aç kurdun
sürüye verdiği zarar, (Ka’b İbn Mâlik’den; Tirmizî, Zühd, 43, (2377) Ve devam etti Elçi! “Yanıbaşında komşusu aç iken tok yatan
mümin değildir.” “Bir evin gölgesi, katıksız ekmek ve
Ademoğlunun avretini örten şeyden ötesi fazladır. Ademoğlunun onda
hakkı yoktur” Benimle olman seni mutlu edecekse dünyada bir yolcunun azığı kadarı ile kifâyet et. Sakın zenginlerle sohbet arkadaşlığı etme. Bir elbiseye yama vurmadan eskimiş sayma.” (Aişe’den; Tirmizî, Libâs 38, (1781). Bu ülkede asgari ücret net olarak ‘’620 TL’’dir. Basit bir matematiksel işlem yaparak, bu bahçenin sahiplerini/Karunlarını daha iyi tanıyacağız. Pek muhterem, Değerli ‘’Müslüman’’ (!) Dış İşleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu, oturduğu villaya aylık 39.000 TL kira/riba vermektedir. 39.000 TL / 620 TL = 63 KİŞİ (ort.) Yani bu zat’ı muhteremin sadece ev kirası ‘’63 adet kendisi gibi ana babadan dünyaya gelmiş’’ insanın toplam yaşamına ayırabildiği bedel ile eşit. Bu ödeme, Kuran’ın dinine göre ‘’riba, nifak ve hatta şirk’’ dairesine giren bir algının üretimidir. Kuran’ın baş emri olan infak, yani ihtiyacın artanının tamamının dağıtılması, evvela bir önderin, liderin vazifesidir. “Hiçbir nebinin süslü püslü bir eve
girmesi doğru olmaz” “Ben yalnız bölüştürücüyüm” Abdestli Kapitalizm bir şirk dinidir. Çünkü şirk kelime anlamı itibari ile ‘’bir mala iki kişinin sahip olması demektir.’’ Dolayısı ile Allah’ın, yani halkın malını gasp edenler, Kuran’ın diline göre şirk ehlidir. Abdestli Kapitalizm, Allah ve Peygambere yalan isnad etmek sureti ile oluşturulan, emperyalist bir ideolojidir. Bağlı olduğu odakların genel çıkarlarını koruma adına, dinin içeriğini tersyüz etme mücadelesi veren,sosyo-ekonomik bir hegemonyadır. Abdestli Kapitalistler, mutlak
dindarlık iddiası ile faaliyet yürütürler. Kuran verilerine bakıldığında, içerik ve pratiği açısından ‘’Şirk dini’’saflarında yer alan ‘’Abdestli Kapitalizm’’, dinin toplumcu yüzünü katlederek;dini bir pusu kurma aracı haline getirenlerin ortak mesleğidir… Bugün, Emperyalizm ile çelişmeyen bir İslam algısı egemen ise, bu tamamen ‘’Abdestli Kapitalizmin’’ eseridir. Çünkü; pratik düzlemde yaşama dikta ettiği din algısı, ‘’okumanın, sorgulamanın ve düşünmenin yasak olarak kabul edildiği’’ bağnaz bir putperestlikten ibarettir. Dinin gerçeklerinin üzerini örtmek sureti ile oluşturulan bu bağnaz tahakküm, yine Hazreti Resul tarafından yıkılmış, ancak Kerbela harbi ve sonrasında ‘’Abdestli Kapitalistler’’ eliyle tekrar hegemonya haline dönüşmüştür… Onların bağlı olduğu statükonun genel adı ise; Rabler Hegemonyasıdır. Rabler Hegemonyası; Allah’a ait kılınan ve özelleştirilmesine cevaz verilmeyen değerleri tekelleştirenlerin ortak adıdır ki, bu pratiği sergileyenlerin dininin adı ‘’Putperestliktir.’’ Kuran’ın öncelikli bir emri olan ‘’infak/mal paylaşımı’’ emrinin üzerini örtmek sureti ile oluşturulan bu tahakküme bina edilen din, nüsukların, şekillerin ve ataperest ezberlerin dinidir. Bu dinin mensupları şu ayetten bihaberdirler; …. Sana neyi infak edeceklerini/dağıtacaklarını sorarlar; de ki, ‘’kazandıklarınızın ihtiyaçtan artanının tamamını’… (Bakara Suresi 219. ayet) Bu dinin mensupları için Kuran; ‘’müşrik’’ unvanını kullanmaktadır… Müşrik, mülk ve saltanatta Allah’a eşler koşmak, Allah’a yaklaştırıcı aracı tanrılar (Rabler) edinmek sureti ile oluşturulan tahakkümün mimarlarının ortak ismidir. Bu odak, dini sadece kendi heva ve heveslerine bağımlı bir kurum olarak algılamak sureti ile dayatır! Onlara göre din, ecdat kabullerinin dışında bir şey değildir… Onlara Allah’ın vahyettiğine/Kuran’da ki dine uyun denildiğinde, Hayır!Biz Atalarımız/ulemamız neye uyduysa ona uyarız dediler. Ya ataları doğruyu bulamamış kimseler ise ? (Bakara Suresi 170. ayet) Hatta, ataperest ezberlerin bağımlısı olmuş bu odakların oyununu bozanları irtidat/dinden çıkartma gibi bir sahtekarlığın gölgesinde katleden bu güruh, işine gelmeyenler için ; reformist, oryantalist, mürted gibi ünvanlar kullanarak tahakküm üretir. Abdestli Kapitalizmin baş düşmanlarından Allah elçisinin
dostu Ebuzerr Gıffari, yine bu güruh tarafından ‘’Rebeze çölüne sürgün edilerek
şehit edilmiştir.’’ Ebuzer gibi büyük bir şahsiyeti Rebeze çölüne sürgün ederek katledecek kadar vahşi olan odaklar, bu ve benzeri katliamlara rağmen ‘’müslümanlık’’ iddiasından vazgeçmemiş, ürettiği tahakkümü din diye dayatarak, bu büyük ruhların ayakta tutmaya çalıştığı gerçek din algısını yok etme çabasına girişmişlerdir… Hatta o kadar ileri düzeyde bir tahribat söz konusudur ki, bunlar; Allah elçisi adına yüzbinlerce uydurma hadis üreterek; Kuran verilerini okunmaz, anlaşılmaz veriler olarak lanse edip, uydurmalarını din adı altında kitlelere pazarlamışlardır… Bugün yaşanan din, maalesef bu tahakkümün eseri pozisyonundadır. Bugün dindarlık, sadece nüsuk ve şekillere entegre olma hali olarak algılanır. Bu şekilleri kutsadığı sürece, kişinin ticaretine bakılmaz. Oysa ki Allah elçisi şu ifadeyi kullanmıştır; "Bir
kimse ile münasebete girmek için, kendisinin ibadetine bakmayın! dirhem
ve dinar ile olan münasebetine bakın…" Yeryüzünün bahçe sahipleri, insanlığı inanç ve ideolojik düzlemde köleleştirmiştir. Bunun yegane nedeni, bahçe üzerinde iddia ettikleri ‘’hak payın! dan’’ ileri gelir. Bir ülkede, Müslümanlık iddiası ile rey toplayanlar, vahyin dinini tersyüz ederek sefahat sürerken, halk cefa içinde kıvranıyorsa; o yöneticiler ‘’müşrik’’, o beldenin dini de putperestliktir. Ancak, üzücü olan nokta ise; tüm putperestlerin Allah’a inandığı gerçeğidir. Putperestler Allah’a inanıp, O’nun mülküne egemen olmak için O’nun salt mesajını yozlaştırmaya çalışanların ortak mesleğidir… O günün Ebu Cehilleri, bugün de Allah’a inandığını iddia eden, dini salt nüsuk ve şekillere entegre eden, ve akabininde ‘’sınıfsal uçurumlar üreten’’ cefa ehlinin gözü önünde sefahat süren, jipe binen, villada oturan, sofrasındaki yemek çeşiti fazlalaşan, tevazudan uzaklaşan, iktidara sahip olduğunda muktedirliğini yitiren ve biriktirip kenz edenlerdir… İktidar, Harun’u Karun yapar. Dindarlık maskesi takıp ahkam kesenler; vahyin tokadını yediğinde; mutlak hezimet yaşayacaklardır. Allah topunu ıslah etsin! "Yaşadığımız İslam, alemlerin
rahmetinin vahiy yoluyla getirdiği İslam değil; “İslam, İslam
olmaktan çıktı.Ben bile tanıyamaz oldum.”-
|
||||