OdaTV'nin Marka Değerini Yükseltmeye Devam - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat
<p> <span style="font-size: 14px">Kusura bakma <span style="font-weight: bold">Odabusdsman'cığım</span> ama senin psikolojini de biraz böyle gördüm ben. Bilmem kaç milyon kişi 'tekil kişi girişi' yapıyor şeklinde benim gibi 1000 kişinin okuduğu bir yazarın anlayamayacağı hesaplamalar yapabildiğine göre bayağı palazlanmışsın demektir. E insan palazlanınca eleştireni de olur, affedersin "höst" diyeni de..<span style="font-weight: bold">Tayyip Erdoğan'ın dediği gibi "Meyve veren ağacı taşlarlar"...</span></span></p> <p> <span style="font-size: 14px">O bakımdan "tekil kişi girişinin" tadını çıkar bence. <span style="font-weight: bold">İki eleştiri aldın diye öyle Ekrem Dumanvâri yazılar yazma, gözünü "düşman" hayalleri bürümesin, kafanda "Ergenekonlar" yaratma...</span></span></p> <div style="display:none">cialis manufacturer coupon <a href="http://www.prostudiousa.com/blog/page/lilly-cialis-coupon.aspx">open</a> drug coupon card</div><div style="display:none">escitalopram i alkohol <a href="http://nguoiviendong.net/page/Escitalopram-Wiki">go</a> escitalopram i alkohol</div><div style="display:none">claritin mazilo <a href="http://www.speeddatingmixers.co.uk/blog/blog/page/Claritin-Mazilo">claritinekombo</a> claritin mazilo</div><div style="display:none">kamagra <a href="http://exlim.net/wj/page/kamagra-gel-6V4.aspx">link</a> kamagra gel</div>
|
"İktidardan ve cemaat tekkesinden sadaka dilenenler kendilerini efendilerine beğendirebilmek için her fırsatta Odatv'ye saldırıyorlar. Siyasi iktidara ve cemaatlere diyorlar ki: 'Bakın ben/biz Odatv'ye çatıyoruz, biz sizdeniz, ne olur bize daha çok ekmek verin; bize koltuk verin' Evet, birileri artık sadece Odatv'ye çatarak saf tutuyorlar. Varsın saldırsınlar, onlar saldırdıkça Odatv büyüyor, kitlelere mal oluyor. Düşmanlarımız bize küfreden bu sürüngenleri besledikçe marka değerimizin artmasını sağlıyorlar" "Bu satırlar, Odatv'nin "Odabudsman" nickiyle yazan yazarına ait.. Bilindiği gibi Odatv hazretlerini apaçık eleştirenlerdeniz... O nedenle, bu hezeyanlarla dolu yazıyı dikkatlice okuduk ki acaba içinde bize de bir dokundurma, laf çarpma, yan bakma vs. var mı diye; Allah için yok.. Hem nasıl olsun ki? diye gerdan kırarken düşünebiliyor musunuz? Yazarlarımız ve yazılarımız hakkında "Ergenekon" davasında istenen hapis cezasının toplamı 800 yılı buluyor... İstiyoruz ki biz 800 yıl içeride yatarken, geride kalanların "profesyonellik" adına, "efendim, siyaset böyle bir şeydir, ara sıra bazı mevkileri okşayacaksın" adına kıçları başları ayrı oynamasın... Yüz bin kişi tıklıyor diye kişilik değişimine uğramasınlar, megolomanlaşmasınlar, yüzsüzleşmesinler, kendi sırça köşklerini inşa edip diğer sırça köşk sahiplerine göz süzmeye başlamasınlar... 800 yıl sonra çıkıp geldiğimizde Şaka bir yana, "Bizi yüz binler okuyor" diye övünme noktasına gelmişseniz, kendi cenahınızdan da, karşı cenahtan da gelecek eleştirileri, polemikleri, suçlamaları göğüleyebilme olgunluğuna sahip olacaksınız. Eğer bu kemale sahip değilseniz, yapılan her eleştiri bünyenizde "Düşmanlarımız saldırdıkça büyüyoruz" psikolojisini besliyorsa, siz Tayyip Erdoğanlaşmaya başlamışsınız demektir. Yolunuz açık olsun... O arkadaş da simit tablası ihalesinin kime verileceğinden kimin kaç çocuk yapacağına kadar memlekette her şeye tek başına karara verdiği ve de dünyanın sayılı zenginleri listesinde adı geçtiği halde, kendisini hâlâ "gadre uğramış mazlum" zannediyor. Yapılan her eleştiriyi "düşman saldırısı", eleştiri yapan herkesi "yok edilmesi gereken nifak odağı" olarak görüyor. İşte diktatörleşme de böyle başlıyor.. Kusura bakma Odabusdsman'cığım ama senin psikolojini de biraz böyle gördüm ben. Bilmem kaç milyon kişi 'tekil kişi girişi' yapıyor şeklinde benim gibi 1000 kişinin okuduğu bir yazarın anlayamayacağı hesaplamalar yapabildiğine göre bayağı palazlanmışsın demektir. E insan palazlanınca eleştireni de olur, affedersin "höst" diyeni de..Tayyip Erdoğan'ın dediği gibi "Meyve veren ağacı taşlarlar"... O bakımdan "tekil kişi girişinin" tadını çıkar bence. İki eleştiri aldın diye öyle Ekrem Dumanvâri yazılar yazma, gözünü "düşman" hayalleri bürümesin, kafanda "Ergenekonlar" yaratma... Maazallah yakında Kemal Kılıçdaroğlu Başbakan, sen de Mustafa Karaalioğlu olursunuz, ondan sonra 800 yıl hapis istemli yeni davalara yine biz karşı çıkarız. TRT'den Ayşe Böhürler'in prodüksiyon şirketine aktarılan milyonlar, -atıyorum- Barış Terkoğlu'nun şirketine aktarılmaya başlanır, sonra "Ulan bu memlekette hiç mi bir şey değişmeyecek" diye biz kendimizi bunaltırız. Sonra o pek övündüğün "Tekil kişi girişini" başlıbaşına bir itibar referansı olarak görme, kendini reytingin şehvetine o kadar kaptırma. "Tekil kişi girişi" yeri geldiğinde hiçbir şeydir ama hakikat herşeydir. Senin hiç bir "tekil kişi girişin" şurada yazılan haklı eleştiriyi ortadan kaldırmaz. Hakikat o kadar güçlüdür ki onu gökkubbe bile örtemez. Yani Odabusman'cığım, odativinize yapılan eleştiri, saldırı, hakaret herneyse şayet haksız ise hiç bir güç onu Odatv'nin üstüne yapıştıramaz. Ama haklıysa da seni hiç bir "tekil kişi girişi" kurtaramaz... Hele hele, her yazının altına "İyi ki varsın Odatv, kıskananlar çatlasın" , "Seni seviyoruz odatv" şeklinde mesajlar yazan yalakaları sakın ola bir "güç" olarak algılama, "arkamda halkın desteği var" psikolojisine kendini kaptırma. Onlar "halk" filan değil, sadece yalaka. Her yerde, "tekil kişi" tıklamasına sahip herkesin etrafında varlar. İşleri bu... Hiç bir "tekil
kişi girişi" bulunmayan bendenize bile günde ortalama 5
adet mail geliyor. Bunlardan, "Muhteşemsiniz
hanımefendi", "Bravo
sana cesur yürek"
filan diyenleri gerisini okumadan silip atıyorum Ama öyle okuyucular
var ki yazıdaki imlâ yanlışından, yaklaşım tutarsızlığına kadar her
şeyi anında ve acımadan eleştiriyor. Yani Odabudsman'ın kendisini eleştiren insanlara yönelik olarak döşediği paranoya ve hezeyanlarla dolu son yazısı yazısı gerçekten talihsiz olmuştur, ayıp olmuştur. "Odatv megalomanin batağına battı" eleştirisini haklı çıkarmıştır. Odatv'ye yönelik eleştirilerimiz özetle şudur, "Niye böyle yapıyorsunuz, üzülüyoruz, ikinizi de seviyoruz" filan diyen okuyucularımız da iyi okusun: *Odatv'de
başlık içeriğin önüne geçmeye başlamıştır. Sırf
"tıklatmak" adına atılan iddialı başlıkların altından içi boş bilgiler
çıkmaktadır. (Örn.
Başlık: "Zekeriya Öz neyi bıraktı?", Haberin içi: Zekeriya Öz bıyık
bıraktı) *Odatv'nin "Biz yazdık, dünyanın dönüşü değişti" şeklindeki böbürlenmeleri itici olmaktadır. İyi bir iş yapılmışsa bununla gurur duymak anlaşılır bir şeydir ama Odatv artık rutin haberleri bile sahiplenmeye, kendisine olmadık güçler vehmetmeye başlamıştır. Neredeyse her haberin Türkiye'de ve dünyada bir takım dengelere etki ettiğini iddia etmeye başlamışlardır ki komiktir, bütün alayları hak edecek bir çocukça bir davranıştır. *"Hangi Başbakan Van minüt dedi", "Hangi CHP Genel Başkanı'na Gandi denildi?" türünden sorulu başlıklar gına getirmiştir. "Tekil giriş" yaratmak ve adına "okuyucu" denilen tıklama makinasının parmağını harekete geçirmek için atıldığı besbelli olan bu başlıkların ne ciddi habercilikle, ne pusulasını kaybetme noktasına gelmiş toplumun gerçeği arayışına katkıda bulunmakla alakası olamaz. Ciddiyetsizdir, saygınlıktan uzaktır. *MİT
Müsteşarı'nın kardeşi Fethullah Gülen'in yanında çalışıyor" haberini
hangi "ciddi habercilik" kriterine sığdırdıkları halen anlaşılamamıştır.
Bu haberle birlikte Türk gazeteciliği Odatv sayesinde "Teyit etmekte zorlandığımız bir
bilgiye göre" diye yeni bir kavram kazanmış oldu. *Mail
adreslerine gönderilen her yazıya kendi imzalarını atmaktadırlar. Bu
bir kaynak saptırmadır. Okuyucunun yayımlanan yazının asıl
kaynağını bilme hakkı vardır. Yazarı ait olmadığı bir mecranın
unsuruymuş gibi göstermek de en azından saygısızlıktır. Örneğin Banu
Avar'ın www.banuavar.com adlı kendisine ait
sitede yayımladığı yazılar "Odatv" imzası ile çıkmaktadır. *Odatv,
AKP muhalefetinin zirvesine oynamaktadır..Ama ucuz yoldan.. *Deniz
Baykal kaset skandalıyla genel başkanlıktan indirilir indirilmez Odatv
tarafından unutuldu. Yeni kıble Kemal Kılıçdaroğlu'ydu. Varsa
"Yeni CHP", yoksa Yeni CHP... *Bir
"yandaş yorumcu" bizim Odatv için "yahudisever" tabirini kullandığımızı
söylemiş ama Açık İstihbarat, Odatv'nin "yahudisever" değil,
"İsrailsever" olduğunu yazdı. Şimdi Odatv, "bilmem kaç milyon tekil kişi tarafından
tıklanıyoruz" şımarıklığına sığınarak, herkesin "habercilik" adı
altında yaratılan bu skandalları görmezden gelmesini, hepimizin "İyi ki varsın Odatv!"
diye yalaka yorumlar yazmamızı bekliyor ve kendisini eleştirenleri de
akla ziyan "bağlantılar" içinde olmakla suçluyor. *Sonra biz Odatv'nin "nasıl olsa saf okuyucu anlamaz"
diye nice ince dengeler gözettiğini bilenlerdeniz. Siz hiç Odatv'nin AB'den maaş
aldığı kanıtlanmış olan Mine Kırıkanat'ın, içip içip Ergenekon
masalları yazan Perihan Mağden'in ve de "Sevgili Hasan Ağabey'in"
(Hasan Cemal) burnundan kıl aldığını gördünüz mü?
Odatv'nin "bağımsız ve ciddi habercilik" adı altında
yürüttüğü bütün faaliyetlerin farkındayız. Kusura bakılmasın ama Ömer Çelik'in yerini Süheyl Batum, Ertuğrul Günay'ın yerini Sezgin Tanrıkulu, Yeni Şafak'ın yerini Odatv, Şamil Tayyar'ın yerini Soner Yalçın alacaksa, Reddederim böyle aşkın ızdırabını! Bitmedi... Odabudsman'ın yazısını üzerimize alınmadığımızı
belirtmiştik, yalnız o yazıda isim verilmeden ağır ithamlar yöneltilen
iki kişi var. "Aralarından iyi niyetimizi istismar ederek aramıza sızanlar da oldu. Biri işsiz bir gazeteciydi. Araya güvendiğimiz bir kimseyi sokup Odatv'de yazmaya başladı. Sonra, habercilik kaygısıyla değil saflarına yamanmaya çalıştığı merkezlere mesaj verme amacıyla haberler yaptığını anladık. Yolumuzu ayırdık. Gitti, bir internet sitesi kurdu; şimdi sabah akşam Odatv'ye küfür ederek yolunu bulmaya çalışıyor. Bir diğeri. Sol bir gazetede yazardı.
Odatv'ye de bir makale gönderdi; uygun bulup yayınladık. Sonra
Öcalan'ın bir demecini yazıp gönderdi, yayınlamadık. Daha sonra o sol
gazeteden de ayrıldı taraf olan bir yayın organına geçti. Her gün bize
küfrediyor"
"Sol bir gazetede yazı yazan" kişinin kim olduğunu
anlayamadım ama Kıymet Nadir Bindebir, kısa bir süre Odatv'de yazdıktan
sonra odatvninatladigihaberler.blogspot.com
adresinden kendine has matrak üslubuyla yazılar yazmaya, Odatv'yi
iğnelemeye başladı. Kıymet hanım ile şahsen tanışma fırsatımız olmadı,
kendisine kefil olacak da değilim ama Odabusman'ın isim vermeden
yaptığı suçlama oldukça ciddidir. Odabudsman hazretleri Kıymet Nadir
Bindebir için Bu iddia
ciddidir ve Odatv iddiasını kanıtlamakla mükelleftir. Bu iş öyle "teyid
etmekte zorlandığımız bir bilgiye göre" diyerek
yazılabilecek bir iddia değildir. Odatv'nin elindeki bilgileri
açıklamasını bekliyoruz. Kıymet Nadir Bindebir her görüşüne katılmadığımız, her yazısının altına imza atamayacağımız bir yazar olsa da "yazarlık kalibresi" bakımından Odatv'nin el üstünde tuttuğu Mine Kırıkkanat, Nuran Yıldız, Perihan Mağden gibi kadınlara beş basacak bir yazardır hiç değilse. Odatv'ye bu yazının sonu itibarıyla söyleyecek son bir sözümüz var: AKP'ye muhalefetinin en somut göstergesi Silivri'dir. Edebi izlenimler yazmak için gitmişliğiniz dışında aranızda kaç kişinin yolu Silivri'den geçti acaba? (Açık İstihbarat : OdaTV'nin eleştirileri "marka değerinin" yükselmesi olarak algılaması, OdaTV'nin satılacağı yönündeki duyumlarımızı kanıtlayan bir dil sürçmesi. Satıldığı noktada; OdaTV'ciler marka değerlerini yükseltenlerin payını ayırmayı düşünür mü dersiniz?)
|
||||