Siyaset9 Mayıs 2005 00:00

Sömürgeleşme Sürecinde Askerler ve Siviller - Erol Manisalı

7-8 Mart olayları üstelik, en kırılgan dönemin en kritik aylarına rastlamış. - Hatırlayalım; bu aylar, yeni bir partinin kurulmakta ve iktidara getirilmekte olduğu bir döneme rastlıyor. - Dışarda ve içerde bazı çevreler bunun hazırlığı içindeler. - Tam da bu sırada ''askerden ulusalcı ve denge arayışlarını savunan bir ses yükseliyor'' . Tam da Türkiye'nin dışa bağlanma ve Lozan'ı Sevr'e taşıma hazırlıkları sürerken... - Her şeyin kıvamına oturtulduğu bir sırada böyle bir çıkış, gayri milli çevrelerin ödünü patlatıyor. Türkiye'de ''sömürgeleşmeye karşı yeni bir oluşum mu doğuyor'' diye tir tir titreyenler panik içinde ortalığı velveleye veriyorlar. cialis coupons printable link discount prescription drug cardnaproxennatrium site naproxen kruidvatarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

Adını ''Ulusal Siyaset Kavgası'' koymuşlar. Tam da ulusallık mı, küresellik mi tartışmalarının yapıldığı bir sırada. Ulusalcı askerler ile gayri milli çevreler arasındaki çatışmaları konu edinen bir çalışma.

Belgin Sarmaşık , emperyalizmin taa içimize kadar, bir sarmaşığın kolları gibi nasıl sarmalanıp dolandığını, soyadına uygun bir biçimde derleyip toparlamış ve bir kitap haline getirmiş.

- 7-8 Mart 2002'de Harp Akademileri'nde yapılan sivil bir toplantıda MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç Paşa'nın, benim yaptığım konuşmaya verdiği destek üzerine neler olmuş? Bazı gayri milli çevrelerin ortalığı toz duman etmelerinin arkasındaki gerçekler, bütün belgeleri ile ortaya konmuş.

- Tuncer Kılınç'ın ve benim, ''Batı'nın sömürgeci dayatmalarına karşı Türkiye, bölge ve Asya ülkeleri ile yeni denge arayışları içinde olmalıdır'' dememiz üzerine kimler neler yazmış, neler söylemiş?

- Yirmi dolayında gazete ve dergi nasıl başlıklar atmış? Yirmiden fazla köşe yazarı, olaya nasıl bakmış? Saflarını nasıl belli etmişler?

- Kimler Türkiye'nin, kimler emperyalizmin yanında yer almış?

- Televizyonlarda nasıl haberler verilmiş? Söyleşilerde ulusal cephe ve ''AB muhipleri'' nasıl ayrışmışlar?

7-8 Mart 2002 sonrası koparılan kuru gürültü, taraf olan yazarlarıyla, kurumlarıyla kitapta ortaya konmuş. Benim yıllardır anlatmaya çalıştığım ''Sessiz Darbe'' nin 7-8 Mart 2002 günlerine yansıyan bir karesi, bütün çıplaklığı ile okurların önüne serilmiş.

2002, kritik bir yıl...

7-8 Mart olayları üstelik, en kırılgan dönemin en kritik aylarına rastlamış.

- Hatırlayalım; bu aylar, yeni bir partinin kurulmakta ve iktidara getirilmekte olduğu bir döneme rastlıyor.

- Dışarda ve içerde bazı çevreler bunun hazırlığı içindeler.

- Tam da bu sırada ''askerden ulusalcı ve denge arayışlarını savunan bir ses yükseliyor'' . Tam da Türkiye'nin dışa bağlanma ve Lozan'ı Sevr'e taşıma hazırlıkları sürerken...

- Her şeyin kıvamına oturtulduğu bir sırada böyle bir çıkış, gayri milli çevrelerin ödünü patlatıyor. Türkiye'de ''sömürgeleşmeye karşı yeni bir oluşum mu doğuyor'' diye tir tir titreyenler panik içinde ortalığı velveleye veriyorlar.

Bazı gazeteler ve televizyonlar bazı askerleri ve beni adeta çarmıha geriyorlar.

Özal 'ın 1990'da yapamadığını şimdi, tam da gerçekleştirirken Attilâ İlhan 'ın asistanı Belgin Sarmaşık'ın bütün bu olayları, kitaplaştırarak medya karartmasını sergilemesi olacak iş mi?

- Bir tarafta Türkiye'nin bütünlüğünü, cumhuriyeti, gerçek demokrasiyi, karşılıklı çıkarları savunan düşünce sistemi.

- Öte yanda Batı'nın hegemonyasını ve emperyalizmi savunanların faşist dayatmaları.

Belgin'in Ulusal Siyaset Kavgası, bana Halit Refiğ 'in Ulusal Sinema Kavgası'nı anımsattı. Tam da Teori dergisinin Mayıs 2005 sayısında Halit Refiğ'in ''Gallipoli'de İngiliz Aşkı ve Amerikan Esnaflığı'' adlı yazısını okuyordum. Sömürgeleşme sürecinde siyaset ve sinema kavgalarının nasıl örtüştüğünü bir daha gördüm...