|
|
Bu
çıplak amcalar neden birlikte yatıyor?
Eşcinsel
bir çiftin bellerinde
beyaz havlular, aynı yatakta sohbet ederken ekrana gelmesiyle
televizyon
başındaki pek çok izleyicinin sarsıldığına dikkat çeken CİSED
Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe;
“Geçen kış yazdığım Eşcinsellik Kader Değildir
adlı
kitabımı ve beni protesto etmek için Ankara’da muayenehanem önünde
eşcinsel
arkadaşlarımız bir protesto gösterisinde bulundu.
Toplumun eşcinselliğe
bakışını bildiğim için eşcinsel arkadaşlarımız zarar görmemesi için
emniyete
protesto gösterisi olacağını haber vermiş ve arkadaşlarımızın
güvenliğini
sağlamasını rica etmiştim, sağ olsunlar beni kırmadılar. Protesto
gösteri sırasında etraftaki insanların bakışlarındaki nefreti
görünce, sözlü olarak verdikleri anlayışsız tepkileri duyunca
eşcinsellerin bu
ülkede ne kadar zor bir hayat yaşadıklarını bir kez daha anlamış oldum.
Aslında yaptıkları çok cesur bir
hareketti,
yüzlerce insanın önünde eşcinsel olduklarını söylemeleri herkesin
yapabileceği
bir şey değildi. Yağmurlu bir gündü, onlara çay ve kurabiye
ikram ettim,
ama “kapitalist sisteme hizmet eden
birinin çayını içmeyiz, kurabiyesini yemeyiz” dediler ve
kabul etmediler.
Beni üzen bu cümleleriydi, çünkü emeğiyle para kazanan bir fikir
emekçisiydim.
Bunları neden anlattım, çünkü kapitalist
sistem eşcinselliği doğuştan gelen doğal bir yönelim olarak dayatmaya
çalışsa
da, bu ülkede eşcinsel olmak çok zor bir durum.
İşte Kılıç Günü
dizisiyle gündeme gelen eşcinsellik, yaptığımız anket
çalışmalarına göre bu ülkede %12
oranında görülüyor. Bu noktada yapılması gereken, eşcinselleri var
olmak istedikleri
biçimde kabul ederken ve haklarını savunurken;
eşcinsellikle
ilgili eleştirel düşüncelere sahip olanların dışlanmaması, bu
fikirlerinden
ötürü ayrımcılığa tabii tutulmaması, "gizli eşcinsel
veya homofobik" diye
yaftalanmamasıdır.
Çünkü işin doğası gereği insana dair her
durumun tartışılabilir olması gerekir,
eşcinsellik
tartışılmaz
bir tabu veya dogma değildir.
Ancak çocukların seyredebileceği bir saatte
eşcinsel yakınlaşmayı gözler
önüne seren bir sahnenin yayınlanması da toplum ruh sağlığı açısından
ve
çocukların ruhsal gelişimleri açısından doğru değildir.
Bugünlerde
dizilerdeki ahlaksızlık gündemde, Küçük
Sırlar dizisinde de bu konuda tartışılıyor. Başta medyamız
olmak üzere
herkes
“Toplumumuz ahlaksızlaşıyor mu?”,
“Geçmişte taciz ya da tecavüz yaşamış
kişiler televizyonda tecavüz sahnelerini izlediklerinde nasıl
etkilenirler?”,
“Geçmişte eşcinsel deneyim ve yakınlaşma
yaşayıp bunları bastıran kişiler televizyonda eşcinsel sahneleri
izlediklerinde
nasıl etkilenirler?”
veya
“Dizilerdeki
olumsuz sahneler özendirici olabilir mi?” sorularına yanıt
arıyor.
Özellikle geçmişte tacize maruz kalmış, eşcinsel yakınlaşma yaşamış,
bunu
bastırmış ve kimseye söyleyememiş kişiler tecavüz veya eşcinsel
yakınlaşma
sahnelerinden çok olumsuz etkilenebilirler.
Hiçbir anne-baba çocuklarının “Bu çıplak
amcalar neden birlikte yatıyor?”
soruna yanıt veremez.
Bu yüzden Yönetmen Osman
Sınav’ın kimsenin cesaret edemediği şeyleri göstermeye
çalışmamış, sadece kafa karıştırmıştır,
yanlış mesajlar
vermiştir.”
dedi.
Doğru
ve kültürümüze uygun bir duruş gösterilmelidir
CİSED
olarak
eşcinsellere karşı olmadıklarını ifade eden CİSED
Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak;
“Eşcinsellerin
kendi haklarını koruyabilmekte karşılaştıkları sorunlarla
daha kolay başa çıkabilmeleri için haklarını savunmaları gerektiğine
inanıyoruz.
Eşcinsellerin
saygın ve ahlaki değer yargılarına uygun
yaşam tarzlarına, örgütlenme haklarına, varoluş ve özgürlük
mücadelelerine
saygı duyuyoruz.
Ancak eşcinselliğin
doğal bir eğilim ve normal bir durum olduğunun ilan edilmesini,
yaygınlaştırılması veya özendirilmesi çabalarını, topluma bir model
veya üçüncü
bir cinsiyet olarak sunulmasını doğru bulmuyoruz. Bu
bağlamda medyaya,
cinsel terapistlere ve hekimlerimize görevler düşmektedir.
Çünkü insanlığın
karşı karşıya bulunduğu sorunların kaynağında; emperyalizmin
ekonomik, siyasal ve varoluşsal boyutlarında sömürüsü
bulunmaktadır. Sömürü dengesizliklere neden olmakta, yabancılaşma
sorununu
beslemekte, yabancılaşma insanı insan olarak tanımlayan alt
argümanlarda
tahribatlara yol açmakta ve bencil-hırslı insan tipini ön plana
çıkartmaktadır.
Eşcinselliği
çok normal ve doğuştan gelen
bir durum olarak sunmak; yanlış
anlamalara, istemeyerek
veya bilmeyerek eşcinsel
tercihleri artıracak önerilere zemin
hazırlayabilir. Çünkü tek bir durum olmayan
ve
birçok farklı şekilde karşımıza çıkabilen eşcinsellik;
insanda doğal olarak var olan bir yönelim değildir; çocukluk
travmaları, sosyal
öğrenme, model alma ve yanlış eğitimle meydana gelebilen gelişimsel bir
durumdur.
Bu sebeplerle gelecek kuşaklar arasında eşcinsel
tercihlerin
artmaması için medya, aile, sağlık ve eğitim politikalarında doğru ve kültürümüze uygun bir duruş
gösterilmelidir.” dedi.
Çocukların
nasihatten çok iyi bir örneğe ihtiyacı var
Çocukların
ilk eğitimini
aldıkları yerin doğup büyüdükleri evleri olduğuna dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri Psk. Dan. Fatma Ayrık;
“Çocukların ilk eğitimlerini aldıkları yer doğup büyüdükleri evleridir.
İlk
öğretmenleri de anne-babalarıdır. Anne-babanın çocuklarına
neler söylediği değil, onların önünde neler yaptığı
önemlidir.
Bu nedenle anne-babanın çocuklarına güzel örnek olmaları için
sarf ettikleri sözleri, seyrettikleri sahne ve davranışları bir
bütünlük arz
etmelidir.
Eşcinsel bir yakınlaşmayı gözler önüne seren bir sahneyi
çocuklarıyla birlikte seyreden bir anne-baba çocuklarına nasıl bir
mesaj verir?
Çocuklarımızın bu tür sahnelerle ve yanlış örneklerle kafalarının
karışmaması
için doğru bir televizyon izleme
politikası oluşturmak ve onları cinsel konularda
bilgilendirmek zorundayız.
Yanlış mesajlar içeren sahnelerin belli saatlerden sonra yayınlanması
gerekir.
Sigaraya gösterilen hassasiyetin eşcinsel
bir yakılaşmaya gösterilmemesi, üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir
çelişkidir. Çünkü çocukların
nasihatten
çok iyi örneğe ihtiyacı olduğunu unutmamalıyız.” dedi.
|