"Tarih Profesörüne" Atatürk ve Çanakkale Dersi - Sinan Meydan
Akademik Tetikçiler Prof. Cemil Koçak ve “onun gibiler” (Dr. Taner Akçam, Dr. Halil Berktay, Prof. Atilla Yayla, Prof. Mehmet Altan) bence emperyalizmin “akademik tetikçileridir”. Onlar, Türk ulusunun 20. yüzyıldaki “yüz akı” tarihi olaylarını ve kişilerini önce “sıradanlaştırmak” sonra da “yok saymak” için bir proje kapsamında bu ülkenin belli üniversitelerinde, (Bilgi, Sabancı vb.) yuvalanmışlardır. cialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer couponmicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg
|
İddiaya göre, Sabancı Üniversitesi’nin
öğrenci aileleri için düzenli olarak hazırladığı etkinlikler
çerçevesinde 23 Ekim 2010 tarihinde “Çanakkale Savaşları” konulu bir
konferans düzenlenmiş. Konferansta konuşan Prof. Dr. Cemil Koçak,
Mustafa Kemal Atatürk ve Çanakkale Zaferi hakkında ağzına geleni
söylemiş!.. “5-10 Kişiyi Bile Yönetemezdi” Prof. Koçak, Yarbay Mustafa Kemal’den “Yarbay Mustafa”
diye söz etmiş. Kimdir bu tarih sahnesine tesadüfen çıkan, şansı yaver giden, hayatında 5-10 kişiyi bile yönetemeyen Yarbay Mustafa? “Yarbay
Mustafa Yeteneksizdi” En sonunda bir öğrenci ailesi dayanamamış, Koçak, Atatürk’e saldırısını bitirdikten
sonra, Çanakkale Zaferi’ne dil uzatmaya başlamış; aslında Çanakkale
Savaşı’nın galibinin Türk Milleti değil, Almanlar olduğunu söylemiş, Koçak, hezeyanlarına şöyle devam etmiş: Geçen gün Prof. Koçak, bir basın açıklaması yaparak bu iddiaları yalanladı. Şimdi, Şöyle ki: Akademik Tetikçiler Prof. Cemil Koçak ve “onun gibiler” (Dr.
Taner Akçam, Dr. Halil Berktay, Prof. Atilla Yayla, Prof. Mehmet Altan)
bence emperyalizmin “akademik
tetikçileridir”. Daha iki ay kadar önce yayınlanan CUMHURİYET
TARİHİ YALANLARI adlı kitabımda bu “akademik
tetikçilerin” cumhuriyet tarihini nasıl çarpıttıklarını, bütün
çıplaklığıyla gözler önüne sermeye çalıştım. Yalanlarını tek tek
sıralayıp belgelerle cevap verdim. Yani, anlayacağınız, Koçak’ın “Atatürk 5-10 Kişiyi Bile Yönetemezdi” dediği iddiası, onun, Atatürk ve yakın tarih konusundaki ilk “aykırı” açıklaması değil; bunun öncesi de var: Peki kimdir bu Cemil Koçak: “Prof Cemil Koçak: Ankara Üniversitesi Siyasal
Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksek Okulu’ndan Cemil Koçak,
‘Siyaset ve Sosyal Bilimler’ alanında doktora yapmıştır. Sabancı
Üniversitesi’nde tarih hocalığı yapan Cemil Koçak, Tarih
Vakfı’nın yayınladığı , ‘Toplumsal Tarih Dergisi’nin’ yayın
politikasını belirlediği dört kişiden biridir. (Neşe Düzel’in Söyleşisi, Radikal, 13 Kasım 2006’dan Sinan Meydan, Cumhuriyet Tarihi Yalanları, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 2010, s.24.) Yani, Prof. Koçak’a göre, Kurtuluş Savaşı
“çok önemli” bir mücadele değildir! Öncelikle “Çanakkale Savaşlarını ve bu
savaşlarda Atatürk’ün rolünü küçümseme” modası yeni
ortaya çıkmış değildir, bu modanın kökleri bir hayli eskilere dayanır. Şimdi de gelin kısaca tarihi gerçeklere göz atalım: « 27 Eylül 1914’te Çanakkale Boğazı bütün gemilere kapatıldı. « 3 Kasım 1914’te İngiliz-Fransız Birleşik Filosu Çanakkale Boğazı giriş tahkimatını Bombardıman etti. « 19 Şubat-17 Mart 1915 tarihleri arasında Birleşik Filo boğazın girişindeki orta kesimdeki tabyaları tahrip etmek istedi. Düşman bu sürede boğazı 14 gündüz, 21 gece aralıksız bombaladı. « 18 Mart 1915’te, üç sıra olarak dizilmiş düşman savaş gemileri Çanakkale Boğazı’ndan Marmara’ya geçmek için ilerlemeye başladı. Yedi saat sonra düşman filosu geri çekildi. Düşmanın 16 savaş gemisinden 3’ü, Nusret’in bıraktığı mayınlara çarparak battı. 3’ü topçu ateşiyle ağır yaralanıp sulara gömüldü. Böylece Çanakkale Deniz Zaferi kazanıldı. « 25 Nisan 1915’te 308 savaş ve nakliye gemisi Boğazın Asya kıyısına ve Gelibolu’nun çeşitli noktalarına çıkarma yaptı. Düşmanı Mustafa Kemal karşıladı. 1916 yılının başına kadar 8,5 ay süren düşman kara taarruzu, 8/9 Ocak 1916’da tamamen sona erdi. Çanakkale Boğazını denizden geçemeyen düşman, karadan da geçemeyince çekilip gitti. « Bütün savaş boyunca, subay, er şehit
olanlar 250 bin değil, 57 bin 84’tür. Hastanede ölenleri de buna
eklersek toplam şehit sayımız 75 bin 830 kişiye çıkar. Yani, “cumhuriyet tarihi yalancılarının”
iddiasının aksine Çanakkale “buz gibi” de bir Türk zaferidir.
2. Çanakkale Almanlara (Alman komutanlara) Rağmen Kazanılmıştır « Çanakkale’de 5.Ordu’nun başında belli bir döneme kadar Alman Mareşal Limon Von Sanders Paşa vardır. Ancak, Çanakkale’de Türk ordusunu komuta etme iddiasındaki bu Limon Paşa’nın hataları neredeyse savaşın kaybedilmesine neden olacak kadar önemlidir. İşte Alman Komutan Limon von Sanders’in Çanakkale Savaşı’ndaki en ciddi hataları: « 3. Kolordu ve Türk Tümenleri, Çanakkale’ye düşman donanmasının Sebdülbahir ve Kabatepe’den çıkacağını düşünürken, Liman Paşa, düşmanın Saroz körfezinin uç kısmından, Bolayır civarından çıkacağını düşünmüş, bütün savaş planlarını bu yanlış öngörüsü üzerine yapmıştır. « Liman Paşa, Türk komutanların düşmanı mümkün olduğu kadar kıyıda karşılama planını değiştirerek, kuvvetleri merkezde toplayıp nereye çıkarma olursa oraya yönlendirme stratejisi izlemiştir. Bu plana bağlı olarak Türk komutanların kıyılara yerleştirdiği kuvvetleri geri almıştır. Örneğin, yarımadanın en güneyindeki Sebdülbahir’de sadece bir tümen bırakılmıştır. Bu nedenle düşman her çıktığı noktada rahatça tutunma şansı bulmuştur. « Liman Paşa, Çanakkale’ye çıkarmanın başladığı gece, Gelibolu’daki karargahından ayrılıp Saros’a gitmiş, Mehmetçik düşmanla boğazlaşırken, Sanders Paşa, o gece orda kalarak sabah geri dönmüştür. (Liman von Sanders, s.87,88). Üstelik kimseye emir yetkisi vermemiştir. İşte o gece Mustafa Kemal kimseden emir almadan “inisiyatif kullanarak” harekete geçmek zorunda kalmıştır. « Liman Paşa, gelen birlikleri gece
taarruzuna zorlamıştır. Gelen her yeni birliği cepheye
sürmüştür. Böylece plansız programsız birlikleri
eritmiştir. Örneğin, Liman Paşa’nın emriyle yapılan 19 Mayıs gecesi
taarruzunda bir gecede, tam 9000 Mehmetçik telef olmuştur.
« Liman Paşa’ya yönelik en ağır eleştiriler ise o sırada cephede olan Türk komutanlardan gelmiştir. 3.Kolordu Komutanı Esat Paşa’nın anıları, Kurmay Başkanı Yarbay Fahrettin (Altay)’ın, Yarbay Selahattin Adil’in anıları, Mustafa Kemal’in Enver Paşa’ya gönderdiği Liman Paşa hakkındaki yazı, Korgeneral Fahri Belen’in anıları, Liman Paşa’nın Çanakkale’de çok ciddi hatalar yaptığını ve Çanakkale Savaşı’nın onun hatalarına rağmen kazanıldığını göstermektedir. « Mustafa Kemal, 3 Mayıs 1915’te Arıburnu’ndan Harbiye
Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya gönderdiği mektupta, Mareşal
Liman von Sanders’ten şöyle söz etmiştir: 3. Mustafa Kemalsiz Bir Çanakkale Savaşları Tarihi Yazılamaz İşte Çanakkale’deki Mustafa Kemal: « I. Dünya Savaşı başladığında Bulgaristan Sofya’da
“ateşemiliter” olan Mustafa Kemal, “Avrupa’daki rahatını” bırakarak
“vatan ve millete borcunu ödemek için” adeta “gönüllü” olarak Çanakkale
Savaşlarına katılmıştır. « Mustafa Kemal, bu ısrarları üzerine, 20 Ocak 1915’te, Esat Paşa komutasındaki, 3. Kolordu’ya bağlı olarak Tekirdağ’da kurulacak 19. Tümen Komutanlığı’na atanmıştır. « Mustafa Kemal, Çanakkale Savaşlarına “yarbay” olarak başlamıştır, fakat beş hafta sonra 1 Haziran 1915’te “albay” olmuştur. « 2 Şubat 1915’te Tekirdağ’a gelen Mustafa Kemal 19. Tümeni kurma çalışmalarına başlamış, 25 Şubat 1915’te, Tekirdağ’daki 19. Tümen Komutanlığı, Maydos (Eceabat)’a nakledilmiş ve Mustafa Kemal 19. Tümen ve Maydos Bölge Komutanlığı’na getirilmiştir. (19. Tümene ek olarak, 9. Tümenin 2 piyade alayı bazı topçu birlikleri de Maydos Bölge Komutanlığı emrine verilmiştir.) « 23 Mart 1915’te Maydos Bölgesi Komutanlığı genişletilerek, “Müstehkem Mevki Rumeli Bölgesi Komutanlığı” adını almış ve komutanlığına Albay Halil Sami Bey getirilmiştir. Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen ordu yedeğine alınarak 3. Kolordu Komutanlığı’nın emrinde yine Maydos’ta bırakılmıştır. 24 Mart 1915’te Mustafa Kemal, bir aydır devam ettirdiği Maydos Bölgesi Komutanlığı’nı Albay Halil Sami Bey’e bırakarak 19. Tümen Komutanlığı’na dönmüştür. « 18 Nisan 1915’te, Mustafa Kemal’in komutasındaki 19. Tümen, Çanakkale’ye yeni atanan Mareşal Liman von Sandersi’n komutasındaki 5. Ordu’nun yedeğine alınarak Bigalı köyüne gönderilmiştir. Böylece Mustafa Kemal, Maydos’tan Bigalı’ya geçmiştir. « Çanakkale Savaşı öncesinde, Osmanlı ordusunun
başındaki Alman General Liman von Sanders Paşa, Çanakkale’ye İngiliz
çıkarmasının, Saroz Körfezi ve Anadolu kıyılarından, özellikle
Bolayır’dan yapılacağını düşünürken, Yedek Tümen Komutanı Yarbay
Mustafa Kemal, Çanakkale’ye İngiliz çıkarmasının Anafartalar
bölgesinden; Alçıtepe ve Kocaçimen’den yapılacağını belirtmiştir.
Gelişmeler, Mustafa Kemal’i haklı çıkarmıştır. Çanakkale’ye 25 Nisan 1915’te, saat 05:30 civarında ayak
basan düşman çıkarma birlikleri, 09:45’te karşılarında Mustafa Kemal’i
ve 57. Alayı bulmuşlardır. 25 Nisan 1915’teki ilk çıkarma başladığında
Çanakkale Bigalı Köyü doğusunda Değirmenlik mevkiindeki karargahında
bulunan 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, çıkarmayı haber alır
almaz, (Maltepe’deki 77 Alay ve 9. Tümenden aldığı raporlarla),
inisiyatif kullanarak, 07:45’de karargahından hareket etmiş ve 57.
Alayla birlikte saat 09:40’da Kocaçimen’e varmıştır. Orada yaklaşık 10
dakika 57. Alayı dinlenmeye bırakarak kendisi atına atlayıp sarp
araziden Conkbayırı’na gitmiştir. « Mustafa Kemal, 25 Nisan 1915’teki Arıburnu taarruzunda
gösterdiği başarıdan dolayı “Arıburnu Kuvvetler Komutanlığı”na
getirilmiş ve 25 Nisan 1915’ten 16 Mayıs 1915’e kadar bölgedeki tüm
kuvvetleri tek başına komuta etmiştir. “Mustafa Kemal, 5-10 kişiyi bile
idare edemezdi” dediği iddia edilen “tarih profesörüne” ithaf olunur!.. « Bu başarılarından dolayı 3. Kolordu Komutanı Esat
Paşa, 27 Nisan 1915’te, Mustafa Kemal’e bir kutlama telgrafı çekmiştir : « Mustafa Kemal, Çanakkale’deki başarılarından dolayı 30 Nisan 1915’te Gümüş İmtiyaz Madalyası almış, bunu Altın ve Gümüş Liyakat Madalyaları izlemiştir. (Mustafa Kemal’i günahı kadar sevemeyen Enver Paşa, bu madalyaları herhalde Mustafa Kemal’in mavi gözleri için vermemiştir.) « 1 Mayıs 1915’te, Mustafa Kemal’in komutasındaki 19. Tümen, Arıburnu cephesinde düşmana taarruz etmiş, istenen sonuç alınamayınca, Mustafa Kemal, 2 Mayıs’ta taarruzu durdurmuştur. « 9/10 Mayıs 1915’te Arıburnu cephesinin sağ yanından
taarruza geçen düşman, Mustafa Kemal’in 19. Tümeni’ne bağlı birliklerce
durdurulmuş ve geri püskürtülmüştür. « 11 Mayıs 1915’te Başkomutan Vekili Enver Paşa, öğleden sonra 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa’yla birlikte Kemalyeri’ndeki Arıburnu karargahına gelerek cephe hakkında Mustafa Kemal’le görüşmüştür. « 16 Mayıs 1915’te, Edirne Valisi Hacı Adil Bey, Gelibolu Mutasarrıfı Rıfat, Maydos Kaymakamı Rahmi, Keşan Kaymakamı, Gelibolu Jandarma Komutanı’nın oluşturduğu bit heyet, 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa’yla beraber Kemalyeri’nde Mustafa Kemal’i ziyaret ederek cephede gösterdiği fedakarlık ve kahramanlık nedeniyle kendisini tebrik etmişlerdir. « 17 Mayıs 1915’te Mustafa Kemal, Arıburnu Kuvvetleri
Komutanlığı’ndan ayrılarak 19. Tümen Komutanlığı’ndaki görevine
dönmüştür. Ayrıca 19. Tümen, Kuzey Grubu Komutanlığı’na bağlanmıştır.
Mustafa Kemal, Arıburnu Komutanlığı’ndan ayrılırken emrindeki
birliklere yazdığı veda yazısında: « 17 Mayıs 1915’te Mustafa Kemal’e, Arıburnu muharebelerindeki başarısından dolayı padişah adına “Muharebe Altın Liyakat Madalyası” verilmiştir. « Mustafa Kemal, 8 Ağustos 1915’te Anafartalar Gurup
Komutanlığı’na getirilmiştir. Bu görevi Çanakkale’den ayrılacağı 10
Aralık 1915’e kadar devam etmiştir. Anafartalar Grup Komutanı olarak
emrinde 3 kolordu (2.,16.,15. kolordular) vardır. « 23 Mayıs 1915’te, gösterdiği başarılardan dolayı Mustafa Kemal’e Alman İmparatoru tarafından “Demir Haç” nişanı verilmiştir. « 30 Mayıs 1915’te, Çanakkale Ağıldere’de İngilizlerle şiddetli çarpışmalar yaşanmış, Mustafa Kemal’in komuta ettiği ordular Ağıldere muharebesini kazanmıştır. « 1 Haziran 1915’te Mustafa Kemal’in albaylığa
yükselmesi nedeniyle Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa,
Mustafa Kemal’e “tebrik telgrafı” çekmiştir: « 4/5 Haziran 1915’te İngilizlerin gece Arıburnu cephesindeki siperlere saldırmaları üzerine başlayan mücadeleyi, sabaha karşı Düztepe’deki karargahından Tümen cephesine gelen Mustafa Kemal yönetmiştir. 19.Tümen birlikleri, işgal edilen siperleri düşmandan geri almıştır. « 7 Haziran 1915’te Mustafa Kemal, Kemalyeri’ne giderek 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa’yla görüşmüş ve tümeni için yeterli miktarda el bombası istemiştir. « 29 Haziran 1915’te, Başkomutan Vekili Enver Paşa, Şehzade Ömer Faruk Efendi ve İstanbul Milletvekili Hüseyin Cahit Yalçın, Gelibolu’da 5. Ordu Karargahı’nı ve Kemalyeri’ni ziyaret etmişler. Daha sonra da Düztepe’de 19. Tümen Karargahı’nda Mustafa Kemal’i ziyaret etmişlerdir. « 15 Temmmuz 1915’te Mustafa Kemal’e başarılarından dolayı, “Takfon” (nikel, bakır, çinko alaşımı) Harp Madalyası verilmiştir. « 16 Temmuz 1915’te gazeteci, yazar ve şairlerden oluşan bir heyet Gelibolu’ya gelerek 5. Ordu ve 3. Kolordu karargahlarını gezmiştir. Heyet, Cesarettepesi’ne giden yolun düşman kontrolünde olmasından dolayı Mustafa Kemal’i ziyaret edememiş, fakat telefonla konuşarak başarılar dilemiştir. « 6/7/8 Ağustos 1915’te İngilizlerin Arıburnu cephesine
ve Conkbayırı’na saldırmaları üzerine çok kanlı çarpışmalar olmuştur.
Mustafa Kemal, 7 Ağustos 1915’te saat 05:05’te, Kuzey Gurubu
Komutanlığı’na yazdığı raporda: « 8 Ağustos 1915’te, Conkbayırı İngilizlerin eline
geçmiştir. Mustafa Kemal, saat 19:00’da Kuzey Grubu Komutanı Esat
Paşa’ya, Conkbayırı bölgesindeki kritik durumu belirterek 5. Ordu
Komutanı Liman von Sandersi’i ikaz etmesini bildirmiştir. « 9 Ağustos 1915’te Mustafa Kemal’in komutasındaki kuvvetler Anafartalar bölgesinde düşmana saldırmıştır. Mustafa Kemal, 7. ve 12. Tümenlerin sabaha karşı başlayan taarruzunu, Anafartalar bölgesindeki bir tepeden başından sonuna kadar yönetmiştir. Düşman bozguna uğrayarak kaçmıştır. Taarruz sonrasında Mustafa Kemal akşamüzeri Anafartalar’dan ayrılıp Conkbayırı’na hareket etmiştir. Yol üzerinde Çamlıtekke’de, Liman von Sanders ile görüşerek akşam, Conkbayırı ile Suyatağı arasındaki 8. Tümen Karargahı’na gelmiştir. Burada son durumu inceleyerek, 10 Ağustos şafağında yapılacak taarruzun son hazırlıklarını tamamlamıştır. « 10 Ağustos 1915’te, Mustafa Kemal, İngilizlerin 8
Ağustos’ta ele geçirdiği Conkbayırı’na taarruz etmiştir. Mustafa Kemal
taarruz öncesinde askerlerine: « 16 Ağustos’ta İngilizler, Anafartalar cephesindeki Kireçtepe’ye taarruz etmiş, Mustafa Kemal ateş hattında 5. Tümen Karargahı’nın bulunduğu 161 rakımlı tepeden savaşı yönetmiştir. « 1 Eylül 1915’te Mustafa Kemal’e, Gelibolu’daki “üstün başarılarından” dolayı Gümüş Liyakat Madalyası verilmiştir. « Mustafa Kemal, Çanakkale’de 20 Eylül 1915’te rahatsızlanmıştır. « Mustafa Kemal, 27 Eylül 1915’te Liman von Sanders’e,, Anafartalar Grubu Komutanlığı’ndan istifa edeceğini bildirmiştir. İstifa gerekçesi olarak, Enver Paşa’nın son gelişinde kendisini ziyaret etmemesini göstermiştir. Ancak istifası kabul edilmemiştir. « 31 Ekimde Enver Paşa, 3 Kasımda Ayan ve Mebusan Meclisi üyeleri Çanakkale’de Mustafa Kemal’i ziyaret etmiştir. « 7 Kasım 1915’te, İngiliz Savaş Kabinesi Çanakkale’yi boşaltma kararı almıştır. « 11 Aralık 1915’te Mustafa Kemal İstanbul’a gelirken, onun yerine Anafartalar Grubu Karargahı’na Fevzi (Çakmak) Paşa atanmıştır. « 19/20 Aralık 1915’te İngilizler, Çanakkale’deki siperleri boşaltarak çekilmeye başlamışlardır.
Mustafa Kemal, Çanakkale Savaşları’ndaki bütün
planlarını, kararlarını, emirlerini, başarılarını, yaşanan sıkıntıları
ve çelik iradesini “Anafartalar
Muharebelerine Ait Tarihçe” ve “Arıburnu Muharebeleri Raporu”
adlı anılarından belgeleriyle ve bütün ayrıntılarıyla anlatmıştır. Çanakkale Savaşları sırasında Mustafa Kemal’in “olağanüstü kahramanlığı” konusunda daha önce “Atatürk Siperde Nasıl Dururdu?” adlı yazıma bakılabilir.
Bugün “antiemperyalist”, “vatansever” çıkışlarıyla tanıdığımız, sevdiğimiz ve görüşlerinden yararlandığımız Prof. Yalçın Küçük, bakın geçmişte ne demiş bir kitabında: “Kemal Paşa için parlak bir askeri geçmiş yaratmak için bulunabilen ve seçilen tek yer Gelibolu oluyor… Yaptıklarından dolayı zamanında bir kahraman sayılmıyor. Kahramanlığının ilanı çok sonraki yıllara denk düşüyor… Kemal’in, Anafartalar kahramanlığı, ilk kez, genç bir gazeteci yazar olan Ruşen Eşref tarafından, 1918 yılı Mart ayında ortaya atılıyor. 1919 yılı yaz ortalarına gelindiğinde bile, kahraman susuzluğu yaşayan ülkede bunun fazla tutmadığı anlaşılıyor…” (Yalçın Küçük, Türkiye Üzerine Tezler, 5, s. 255, 398; Özakman; age, s.112.) Sevgili Yalçın Hoca’nın “geçmişte” böyle
düşünmesinin iki nedeni olabilir: Mustafa Kemal’in Çanakkale Savaşlarındaki başarısını kıskanan Enver Paşa, Mustafa Kemal’in “fazla parlamaması” için onun resminin gazetelerde basılmasını bile yasaklamasına rağmen, Mustafa Kemal adının duyulmasına engel olamamıştır. Mustafa Kemal’in “Çanakkale kahramanı”
olduğunu bizim “yobaz-liboşlar” dışında inanın herkes bilmektedir. Yeni Mecmua: 1918 yılında, Çanakkale Savaşlarına “özel bir sayı” ayıran Ziya Gökalp’in Yeni Mecmua dergisinde Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki başarıları anlatılmıştır. Mehmet Emin Yurdakul: Mehmet Emin Yurdakul, 15 Eylül 1915’te yayınlanan Tan Sesleri adlı kitabında, “Ordunun Destanı” adlı manzumenin ilk dörtlüğünde Mustafa Kemal’den söz etmiştir. Lütfi Simavi: 1924’te yayınlanan anılarında; “Bu gezide, o sırada
İstanbul’da bulunan Çanakkale kahramanlarından Mustafa Kemal Paşa’da
bulunuyordu….Çanakkale’deki övünç ve gurur verici hizmetleriyle, herkes
gibi ben de kendisini gıyaben tanıyordum, fakat şahsen görmemiştik.
Hizmetlerinden ve başarılarından dolayı kendisini orada tebrik ettim.” Ruşen Eşref Ünaydın: Mustafa Kemal’le Çanakkale Savaşlarındaki başarıları konusunda bir mülakat yapan Ruşen Eşref Ünaydın, 28 Mart 1918’de Mustafa Kemal ve Çanakkale Savaşları konusunda şunları yazmıştır: “Memleketin en tehlikeli zamanlarında can verircesine vazife başına atılan bu kahramanın elini sıktım. İçimde ona karşı derin bir hürmet, bir İstanbul çocuğu ruhuyla derin bir şükran olduğu halde yanından ayrıldım” Rıza Tevfik: 19 Ağustos 1918’de şöyle demiştir: “Aşiyan’da Tevfik Fikret’le yapılan ilk anma töreni için… geldiği zaman kendisini kapıda karşılamış ve orada bulunanlarla Tevfik Fikret’in eşine, ‘Anafartalar kahramanı meşhur Miralay Mustafa Kemal Beyefendi’ diye takdim etmiştim.” Amiral Chaltrope: İngiliz İşgal Kuvvetleri komutanlarından Amiral Chaltrope, 23 Haziran 1919’da, Lord Curzon’a gönderdiği bir telgrafta Mustafa Kemal’den, “Çanakkale Savaşı’nda büyük ün yapmış Mustafa Kemal Paşa” diye söz etmiştir. Amiral Webb: Yeni Gün Gazetesi: Yunus Nadi’nin Yeni Gün gazetesi, Mustafa Kemal’in Adana’dan İstanbul’a gelişini, 14 Kasım 1918 tarihli sayısında manşetten, “Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal bir gün önce İstanbul’a geldi” biçiminde duyurmuştur. L’İllustrasyon Dergisi: 26 Şubat 1921’de 4069. sayısında Mustafa Kemal’i: “Kararlı, sert ama iman etmiş olan Mustafa Kemal Paşa, dünyaya baş kaldırmıştır. Meslekten askerdir. Çanakkale’de İngilizler karşısında kazandığı büyük zafer anılmaya değer.”olarak tanımlamıştır. Tevhid-i Efkar Gazetesi: 31 Ağustos 1921 tarihli sayısında Mustafa Kemal için, “Çanakkale’de iki defa İstanbul’u kurtarmış olan Mustafa Kemal Paşa, bu defa da vatanı kurtaracaktır.” demiştir. Yahya Kemal: Yahya Kemal, 1921 yılında, Mustafa Kemal’den şöyle söz etmiştir: “Fatih’te, Aksaray’da küçük dükkanlarda, Eminönü’ne kadar bütün vitrinlerde, muzaffer kumandanlarımızın yanında Mustafa Kemal Paşa’nın da resmi bulunurdu, hatta köprüde, şapkalı satıcıların Mustafa Kemal Paşa’nın alçıdan küçük heykellerini sattıkları bilinmektedir”. M. Zekeriya Sertel: 20 Mart 1919’da Mustafa Kemal hakkında şöyle demiştir: “Osmanlı tarihinin en şerefli bir sayfasını işgal edeceğine şüphe olmayan Çanakkale başarısı, orada çarpışan Türklük ruhunu, Türklük fedakarlığını ispat ettiği gibi, bir de Mustafa Kemal gibi büyük bir kahramana malik olduğumuzu gösterdi. Tarih, Çanakkale vakasını kaydederken hiç şüphesiz Mustafa Kemal ve Cevat Paşaların isimlerini de altın harflerle yazacaktır… Büyüklerini tanıma mecburiyetinde olan gençlik, Mustafa Kemal adını da belleklerine eklemeli ve kurtarıcılarımızdan birinin de o olduğunu unutmamalı”. *** Bütün bu gerçekler, “kabak gibi” ortada
dururken, hala hiç utanıp sıkılmadan, hiç vicdan azabı duymadan, hiç
Allah’tan korkmadan, Kaynaklar: Cemil Conk, Conkbayırı Savaşları, Ankara, 1959. Erol Mütercimler, Gelibolu, İstanbul, 4.bs, İstanbul, 2005. Esat Paşa’nın Çanakkale Anıları, İstanbul, 1975. İsmet Görgülü, Çanakkale İlk Günde Biterdi, İstanbul, 2008. Mustafa Kemal Atatürk, Anafartalar Muharebelerine Ait Tarihçe, Ankara, 1962. Mustafa Kemal Atatürk, Arıburnu Muharebeleri Raporu, Ankara, 1968. Turgut Özakman, Vahdettin Mustafa Kemal ve Milli Mücadele, 6.bs, İstanbul, 2007. Utkan Kocatürk, Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, İstanbul, 1999. Yeni Mecmua Dergisi Özel Sayısı, 1918.
|
||||

