Siyaset9 Aralık 2010 00:00

Süheyl Batum'a Soru: Yumurta Faşizm ise AKP Nedir?-Açık İstihbarat

Söylemler, Kenan Evren'in 12 Eylül yıllarında yaptığı konuşmaları aratmadı. Oysa AKP hükümeti ve yandaşlarının "darbeler ve darbeci anlayışlarla" cansiperâne mücadele ettiği, darbecilikten kaynaklanan bütün anti demokratik yaklaşımları toplum yaşamından dışlama savaşı verdiği savunuluyordu. Başbakan bu uğurda 12 Eylül'de hayatını kaybeden gençler için Meclis'te göz yaşı bile dökmüştü. Son anayasa değişikliğinin de darbecilerle hesaplaşmak için yapıldığı savunulmıştu ama referandumdan sonra Kenan Evren'in müreffeh yaşamında hiç bir değişiklik göze çarpmazken, üniversite öğrencilerinin polisten yemediği dayak kalmadı.. cialis manufacturer coupon open drug coupon cardfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnerenovation vejle link renova

Öğrenci protestoları, "genç sivillerden" başka gençlik tanımayan AKP'yi zorlarken, hükümet şakşakçısı "ileri demokratların" ezberinde de bozulmalar baş gösterdi.

Basının hükümet destekçisi kalemleri, PKK eylemleri sözkonusu olduğunda sergiledikleri sonsuz hoşgörü ve "irdelemeci gazeteceliği" üniversite öğrencilerinden esirgediler. Ağızlarda zaten eğreti duran "batılı" kavramlar yerini "saygızlık", "provokasyon", "anarşizm" gibi geleneksel yaklaşımlara bırakırken; hayali darbe girişimleri karşında aslan kesilenler bir anda polis şiddetinin savunucusu oldu.

Yetkili ağızlardan yapılan açıklamalar ise "devletin" gençliğe yaklaşımının 1960 yılından beri hiç değişmediğini ortaya koydu.

Üniversite gençliğini protesto eylemlerine yönelten etkenleri anlamaya çalışmak yerine "hangi yapıya mensup olduklarını biliyoruz" gibi klişe teşhislere yönelindi.

Söylemler, Kenan Evren'in 12 Eylül yıllatında yaptığı konuşmaları aratmadı.

Oysa AKP hükümeti ve yandaşlarının "darbeler ve darbeci anlayışlarla" cansiperâne mücadele ettiği, darbecilikten kaynaklanan bütün anti demokratik yaklaşımları toplum yaşamından dışlama savaşı verdiği savunuluyordu.

Başbakan bu uğurda 12 Eylül'de hayatını kaybeden gençler için Meclis'te göz yaşı bile dökmüştü. Son anayasa değişikliğinin de darbecilerle hesaplaşmak için yapıldığı savunulmıştu ama referandumdan sonra Kenan Evren'in müreffeh yaşamında hiç bir değişiklik göze çarpmazken, üniversite öğrencilerinin polisten yemediği dayak kalmadı..

Başbakan'a göre "Sayın Kuzu"ya 100'e yakın, belki de daha fazla" yumurta atılmasının" özgürlükle" alakası yoktu. "Özgürlüğün tanımında yumurta atılması diye bir şey yok" buyurdu Başbakan...

Ve şu "sorunsala" kafa yorulmasını emretti:

"Bu yumurtaları öğrenciler üniversiteye nasıl sokmuştur ve bu yumurta sokucular gerçekten Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin öğrencileri midir?"

Kenan Evren'in dönemin mizah dergilerine malzeme olan yaklaşımlarını aratmayan bu "yumurta teorisini" Başbakan, fakülte yöneticilerinin görevden alınabileceğini ima ederek ve polisin şiddete başvuran tavrının devam edeceği "müjdesini" vererek tamamladı.

"100, belki de daha fazla" yumurta yemiş olan Burhan Kuzu'ya göre öğrenciler birer "Ahmak"tan başka bir şey değildi...

Olayları televizyondan "esefle" izleyen Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, "Görüntüleri izlerken 'Geleceğin valileri, kaymakamları, idarecileri, diplomatları bunlar mı olacak' diye hayıflandım. Yumurta atan gençlerimize o yumurtaları kahvaltıda yemelerini, derslerine iyi çalışmalarını, bir an önce hayata atılarak Türkiye'ye en yararlı hizmetleri yapmalarını tavsiye ediyorum" sözleriyle "ciddi devlet adamı" portresi çizdi.

(Açık İstihbarat olarak Şahin'e gönlünü ferah tutmasını tavsiye ederiz. "Solcu eylemci" Ertuğrul Günay Bakan olduğuna göre, bu öğrencilerden vali olacaklar da çıkacaktır...)

Protestolar, AKP Hükümeti'ni öyle sarstı ki konuyla ilgisiz bakanlar bile açıklama yapmaktan kendilerini alamadı. Bebeksi görünüşünden dolayı "Bebecan" olarak adlandırılan IMF'den sorumlu Bakan, "Yumurtalı eylemlerin arkasında kim var biliyoruz" dedi.

Öğrenci protestoları, sadece iktidar cenahında kafaları karıştırıp ezberleri bozmadı. "Yeni CHP"nin çiçeği burnunda Genel Sekreteri Süheyl Batum da olayı bizzat yaşamanın heyecanıyla olsa gerek, Başbakan'ı ve Bakanları aratmayan teşhislerde bulundu.

Şimdiye kadar bilinmeyen yeni bir faşizm tanımı keşfeden Batum, yumurta atmanın "faşizm" olduğunu savundu...

"Akademisyen" Batum'un, iktidar gücünü elinde bulundurmadan faşizm tesis edilemeyeceğini; yumurta ve öğrencinin bir araya gelmesinin "faşizm" teşhisinde bulunmak için yeterli olmadığını bildiğinden eminiz.

Batum'un tezini "sosyal faşizm" diyerek bir adım ileri taşıyan Habertürk yazarı (Ankara'nın Teyyo Pehlivan'ı olarak da anılır) Muharrem Sarıkaya'nın da, tıpkı Süheyl Batum gibi bu önemli kavramları yerli yerinde kullanabilme kapasitesine sahip olmadığı öne sürülemeyeceğine göre geriye bir tek soru kalıyor:

Yumurta atmak "faşizm" ise AKP nedir?