Haberal’ın Yaptığı Kötülük (!)-Orhan Birgit
Kendisini eleştirenlere Silivri Mahkemesi’ni anımsatarak göz dağı veren Başbakan’ın planlarının boşa çıkmamasını isteyen iktidarın aynı günlerde Parlamento’ya verilen bir torba yasa teklifinin içine alelacele eklediği maddelerle “hâkim ve savcıların bir soruşturma ya da davayla ilgili işlemler ve her türlü kararları” nedeniyle ancak devlet aleyhine tazminat davası açılabilmesini kanunlaştırmak için adım atmış olması ülkenin faşizme gidişini hızlandıracak bir girişim olarak görülmelidir. kamagra kamagra wikipedia kamagra gel
Prof. Dr. Mehmet Haberal, kendisini haksız yere dört duvar arasında tuttuklarına inandığı 9 Silivri yargıcını 1500’er lira tazminata mahkûm ettirmişti. Bir Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kendi meslektaşları aleyhine verdiği bu karar, Yargıtay aşamasından da geçerek onaylanınca, hukuk literatürüne göre “emsal” teşkil etmekle sınırlı kalmadı. Tutukluluklarının haksız yere uzatıldığını düşünen başka mağdurlar için de birer umut ışığı yanmış oldu.
Haberal kararı, geciken adaletin adalet olmayacağını hukuk fakültelerinde öğrencilerine belleten hocalar için de eskimeyecek somut bir örnek olacaktı.
Kendisini eleştirenlere Silivri Mahkemesi’ni anımsatarak göz dağı veren Başbakan’ın planlarının boşa çıkmamasını isteyen iktidarın aynı günlerde Parlamento’ya verilen bir torba yasa teklifinin içine alelacele eklediği maddelerle “hâkim ve savcıların bir soruşturma ya da davayla ilgili işlemler ve her türlü kararları” nedeniyle ancak devlet aleyhine tazminat davası açılabilmesini kanunlaştırmak için adım atmış olması ülkenin faşizme gidişini hızlandıracak bir girişim olarak görülmelidir.
Yeni teklif yasalaşırsa, hâkim ve savcıların bir soruşturma ya da dava ile işlemleri ve kararları nedeniyle sadece devlet aleyhine tazminat davası açılabilecek. Hâkimin kişisel kusuru ya da haksız fiili nedeniyle de olsa, dava açmak mümkün olamayacak. Öylelikle o hâkim ya da savcı siyasal iktidarın güvencesi altında ve elbette yine aynı iktidarın beklentileri doğrultusunda karar verecek.
Her yargıç ya da her kamu görevlisi, mutlaka vicdan sahibi olmaz ki...
Kitapçıların raflarında, vicdandan nasip almamış olan yerli yabancı sayısız örneğin karar denilen o tür darbeleri altında tarumar olmuş binlerce kişinin anılarını ölümsüzleştiren yapıtlar bulursunuz. Evlerde babadan oğula anlatılan onlarca öykü, gerçek katillerin yerine demir parmaklıklar arkasında yatmış, masumiyetleri nice yıl sonra anlaşılmışların çektikleri çileleri dile getirir.
Başbakan işine geldiği zaman, eski Demokrat Partililerin Yassıada Mahkemesi’nde çektiklerini kürsülerden anımsatır. Şimdi yine işine gelecek bir yargı düzeni oluşturmanın adımlarını atarak vicdanları kabuk bağladığı için, Adalet Bakanı’nın çizdiği yol haritasına göre hareket edecek hâkim ve savcılara devlet güvencesi vermek istiyor. Alacağınız kararlar, alınmasını istediklerimiz türünden olursa sakın ola ki, gam çekmeyin... Yarın sizden hesap sormak isteyen hukuk devletine içtenlikle inanmış bir iktidar gelir de hesap sormak isterse o hesabı tüyü bitmemiş yetimlerin payı olan devlet Hazine’si ödeyecektir demek istiyor.
Yandaş medya, tam bir yüzsüzlükle dün, bu teklifi, “Hâkim ve savcılara hukuk güvencesi geliyor” diye pembe yaldızlara bulayarak veriyordu!
Görev kusuru işleyen kamu görevlisinin yapılanlardan zarar gördüklerini ileri sürenlerin açacakları davalarda, onlara hesap vermesi, uğradıkları zararlar varsa; onların giderilmesini üstlenmeleri kadar doğal bir şey olmayacağını savunan saf yurttaşlar. Değerli hekim Prof. Dr. Haberal’ın uğradığı haksızlığın faillerinin yakalarına yapışmak istediği için ‘yüksek yargı’dan almış olduğu hükmü, iktidar bir torba kanun içinde tek bir çizgi ile geçersiz hale getiriyor.
Hep beraber avuçlarımızı yalayabiliriz.