Siyaset5 Kasım 2010 00:00

Ben Bu Kılıçdaroğlu'ndan Korktum-Ersin Tokgöz

Hep suçlu başka birileriydi çünkü. Baykal’ı Sav satmıştı, oy kullanamaması partideki başıbozukluğun eseriydi. Fırdöndü hallerine de kılıf bulmuştuk: Zavallı adamcağızı çalıştırmıyorlardı ki canım. Meğer nasıl da merhamet dilenciliği yaparken hem örgütü elinde tutan Sav’ı, hem tüm medyayı, hem de kamuoyunu ince ince kekliyor, Sav ve arkadaşlarına iyice öfke birikmesini örgütlüyormuş. discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cenaoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin

 

(Açık İstihbarat'ın Notu: Ersin Tokgöz'ün basındaki "genç siviller" kadrosuna katılma hayalinden vazgeçmesini, iktidar çevrelerine yaranarak yükselme umuduna son vermesini; her zaman kaleminin ve yeteneğinin hakkını vermesini temenni ediyoruz...)

 

Gerçekten korktum. En güçlü erkek dikilse karşıma kılım kıpırdamaz. Ama bilirim ki güçsüzlüğüne sarılmış bir kadınla mücadele edilemez. Kendini o güçsüz sunumu karşı konulamaz bir güçtür çünkü. Bilsem de baş edemem.

Önder Sav’ın ve Şahin Mengü’nün açıklamalarını izlediniz mi bilmiyorum. Hani hepimiz dalga geçiyorduk Kılıçdaroğlu ile; “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın gönderdiği yazıdan dünyanın haberi oldu ama bir tek Kılıçdaroğlu’nun haberi yok” diye.

Nasıl da acımış, Politbüro’nun bu zavallı adamı ne yaman cendereye aldığını, Genel Başkan olmasına rağmen bir yazıdan bile haberi olamayacak kadar yetkisiz ve etkisiz kılındığını görüp her zaman mazlumdan yana ağır basan tarafımızı harekete geçirerek tüm merhametimizi üstüne boca etmiştik.

O merhameti en başından beri tekeline almıştı aslında.

Baykal’la görüşmeden çıkıp “Aday olmayı kesinlikle düşünmüyorum” dedikten bir gün sonra aday olmasındaki tutarsızlığı da ona ciro etmedik, herkesi hayır demeye çağırırken kendi oyunu kullanamaması komedisini de.

Hep suçlu başka birileriydi çünkü. Baykal’ı Sav satmıştı, oy kullanamaması partideki başıbozukluğun eseriydi. Fırdöndü hallerine de kılıf bulmuştuk: Zavallı adamcağızı çalıştırmıyorlardı ki canım.

Meğer nasıl da merhamet dilenciliği yaparken hem örgütü elinde tutan Sav’ı, hem tüm medyayı, hem de kamuoyunu ince ince kekliyor, Sav ve arkadaşlarına iyice öfke birikmesini örgütlüyormuş.

Yüzünde her zaman asılı duran o müstehzi ifadenin bir anlamı varmış meğer. O ifade “Akıllı köylü büyük efendinin önünde yerlere kadar eğilirken sessizce osurur” Etiyopya atasözünün canlı-kanlı ifadesiymiş.

Hep memur diye küçük görüldü ya. Değilmiş. Akıllı bir köylü olarak sessizce işini görürken duyduğu hazdanmış o bitmek bilmez gülümseme.

Köylü o kadar akıllı ki, hiç yapılmayanı yaptı. Güce âşık bu millete güçsüz lider imajı ile sattı kendini.

Tamam, belki önce Önder Sav’ın eteğinde gördü işini, sonra Yalçınkaya’nın. Ama sonuçta tuttuğu yolun raconu buydu. Güçsüzlüğü güce çevireceksen gücünü sömüreceğin birileri olmalı hep.

Sömürdü ve oldu.

Gerçi artık stratejisi açığa çıktı ama başa çıkmak imkânsız. Neden mi? Bakınız: Kadın metaforu.

İşte tam da bu yüzden… Ben bu Kılıçdaroğlu’ndan gerçekten korktum.