Siyaset7 Mayıs 2005 00:00

TÜRKİYE'YE GENETİK TUZAK!

Ulusal Biogüvenlik Yasası taslağının, mevcut haliyle kabul edilmesi durumunda Türkiye'nin çokuluslu şirketlerin genetiğiyle oynanmış ürünlerine bağımlı pazar haline geleceği iddia edildi. Taslak üzerinde yoğun bir lobi faaliyeti gözleniyor. GDO'ya Hayır Platformu'nun bazı bakanlıkların hukuk komisyonları ile yaptığı toplantıların sonunda hazırlanan raporda, çalışmaları Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yürütülen taslağın, Uluslararası Cartagena Biogüvenlik Protokolü'nün bir kopyası olduğu savunuldu. Ayrıca taslağı hazırlayan komisyonda bazı yabancı ülke temsilcilerinin bulunduğundan, bu kişilerin dünyanın büyük bioteknoloji firmaları adına taslakta düzenleme yaptırmaya çalıştıklarından bahsedildi.   new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponsescitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenaclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilo

Protokolde; 'bilimsel belirsizlik, risk belirsizliği, risk değerlendirme, riskin yönetilmesi' gibi kavramlarla ulusal pazarların kuralsızlaştırılarak, genetiğiyle oynanmış ürünlerin serbestçe dolaşımına imkan sağlamanın amaçlandığı, yasa taslağında da aynı yolun izlendiği belirtilerek şöyle devam edildi:

"Biyolojik çeşitlilik ve gen kaynakları envanterini çıkartmadan plansız ve programsız olarak biyolojik çeşitliliğini bir yasayla koruma niyetinde olduklarını iddia edenler, taslağın tartışma toplantılarını bile ilgili kurumlardan ve kişilerden gizli yapmayı tercih etmektedir. Hazırlanan kanun taslağı ulusal bio güvenliği korumak yerine, Türkiye'yi çokuluslu şirketlerin pazarı haline getirecek şekilde düzenlenmiştir. Genleri patentlenmiş ürünlerin bağımlı pazarı olduğumuz zaman, gerek insan sağlığı ve çevre, gerekse ekonomik ne büyük tehdit ve tehlike altına girdiğimiz daha iyi anlaşılacak".



Gerek Protokol'ün ve gerekse yasa taslağının, uluslararası büyük biogenetik firmaların ürünlerinin dolaşımına olanak sağlama temeli üzerine kurulduğu belirtilen raporda, taslak çalışma için oluşturulan çalışma grubundaki lobi faaliyetlerine de vurgu yapıldı. Komisyona görüş veren kurum ve kuruluşlar arasında ABD Tarım Bakanlığı USDA (United States Department of Agriculture) ve Monsanto gibi kurum ve kuruluşlar bulunuyor.

Raporda bu durumla ilgili yapılan değerlendirmede; "Görüş veren kurum ve kuruluşlar içinde USDA'nın ve Pioneer firmasının bulunması ise işin en düşündürücü bölümü. Pioneer genetik olarak değiştirilmiş tohum üreten dünyanın en büyük çokuluslu Amerikan şirketlerinden biri. Ayrıca taslağın hazırlanması süreci boyunca Türkiye Tohumcular Derneği adına katılan ve aslen yine bioteknoloji alanında dünyanın en büyük Amerikan şirketlerinden Monsanto'da çalışan bir yetkilinin bulunması ve taslağın hazırlanmasında ciddi anlamda etkinliğinin olması, çalışmaları yönlendirmesi de olayın bir diğer düşündürücü boyutu. Monsanto'nun da çalışma boyunca bir dernek adı altında resmi olarak çalışmasına rağmen, sonradan Türkiye Tohumcular Derneği adına dahi görüş vermemesi ilginçtir. Monsanto görüşlerini Türkiye Yem Sanayicileri Birliği adı altında vermiş durumda" ifadeleri kullanıldı.


Tasarının yasalaşması durumunda genleri değiştirilmiş tohum ticaretinin serbest bırakılacağı belirtilen çalışmada, tasarıda gıda güvenliği konusunun yer almadığı, bunun için tüketiciler için büyük risk taşıdığı anlatıldı. "Tarımsal üretimden elini çekmesi istenen ülkelerden biri olan Türkiye'nin genetik kaynaklarının yağması bu tasarıyla yasallaştırılıyor" denilen raporda şöyle devam edildi:
"Tasarı tüketicilere ve üreticilere gıda güvenliği hakkı tanımamaktadır. Bu tasarı yasalaşırsa biyolojik silah tacirlerine , bio teknoloji tekellerine yeni ufuklar açılacaktır. Türkiye'nin ekonomik borçlarını bahane ederek her türlü düzenlemeyi dayatan devletler ve şirketler, dünyaya olan ekolojik borçlarının bedelini de Türk insanına ödettirmektedir".

ÜZERİNDE ÇOK OYNANDI

Ulusal Biogüvenlik Kanunu taslağı şu anki haliyle 80 maddeden oluşuyor. Taslağın 2003 yılında hazırlanan ilk hali, ulusal biogüvenliği koruma bakımından daha disiplinli maddeler içeriyordu. 2005 yılının ilk aylarında verilen son şekil ise genetiği değiştirilmiş ürünlerin ticaretini kolaylaştırıcı hükümlere öncelik veriyor.

Taslağın 13 maddesi kupalı kullanım, transit ve piyasaya sürme esaslarını belirliyor. Biogüvenlik Kurumu'nun kuruluş ve işleyiş esaslarını belirleyen madde sayısı ise 33. Taslak, genel yapısı itibariyle adeta 'Ulusal Biogüvenlik Kurumu Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun Taslağı'nı andırıyor. Taslakta öngörülen Biogüvenlik Kurumu'na verilen görev; genetiği değiştirilmiş ürünlerin üretim, ithalat, kapalı kullanım, araştırmalar gibi konulardan ibaret. Taslak çalışması sırasında 300'e yakın kuruluş ve kişinin görüşleri de değerlendirmeye alınmadı.