Siyaset20 Ekim 2010 00:00
Topuk Selamı Veren Anayasa Mahkemesi Üyesi - Açık İstihbarat
Adalet çökerken, her yerde ihtişamlı adalet binalarının dikilmeye başladığı bir ülke Türkiye. Silivri'de hukuksuzluk dizboyu ama koğuşlar gıcır, göz taraması ile teknoloji uçuyor. İçinden bugüne kadar onun üzerinde ölü çıkan o mahkeme salonu plazma TV'leri , kamera sistemi ve ses düzeni ile bir "övünç" kaynağı. Teknoloji tamam, yasalar tamam, ya İNSAN. claritin mazilo claritinekombo claritin mazilo
|
Adalet çökerken, her yerde ihtişamlı adalet binalarının dikilmeye başladığı bir ülke Türkiye. Silivri'de hukuksuzluk dizboyu ama koğuşlar gıcır, göz taraması ile teknoloji uçuyor. İçinden bugüne kadar onun üzerinde ölü çıkan o mahkeme salonu plazma TV'leri , kamera sistemi ve ses düzeni ile bir "övünç" kaynağı. Teknoloji tamam, yasalar tamam, ya İNSAN. İşte orada durun. O ihtişamlı binalar, o muhteşem teknolojiler boşuna dikilmiyor. Onların görevi İNSAN'ı yüceltmek değil onların görevi İNSAN'ı gizlemek, köleleşen İNSAN'dan dikkatleri başka yöne çekmek. Adalet dağıtılan binaların ve salonların ihtişamı ile içindeki insanların tezatına bir kez daha şahit olduk. Nerede mi? Yer : Anayasa Mahkemesi'nin yeni binası. Yeni Anayasa değişikliği gereği seçilen yeni Anayasa Mahkemesi üyelerinin yemin töreni var. Devlet erkanı tam kadro salonda. Salon bir mahkeme salonu değil adeta Zeus tapınağı: Hakimler de sanki hakim değil Zeus'un kahinleri gibi abartılı bir yükseklikten salonu izledikleri yekpare ihtişamlı kürsülerine kurulmuşlar. Göklerde bir yerde durduğu duruyor hissi uyandıran bu kürsünün hayli altındaki konuşma kürsüsünde Haşim Kılıç ; "kibirli insanlardan " şikayet ediyor . Halbuki Michelangelo yontsa, kibri ancak bu kadar yontabilirdi devasa ve yekpara bir mermer bloğundan. Ön sırada oturanlar arasında kimler yok ki... ABDullah Gül, Tayyip Erdoğan, Cemil Çiçek, Bülent Arınç, Sadullah Ergin, Beşir Atalay , yargı üyeler, bürokratlar, askerler... Yemin töreni ile üyeliğe alınacak isimler ; Hicabi Dursun ve Celal Mümtaz Akıncı. Haşim Kılıç konuşmasını bitirdikten sonra Hicabi Dursun'u cüppesini giymesi için kürsüye doğru davet ediyor. Namusuna, vicdanına, bağımsızlığına, tarafsızlığına güvenmemiz gereken.... bir ülkenin yargı piramidin en tepesindeki sandalyelerden birine oturacak olan Hicabi Dursun ne yapıyor... Ayağa kalkıyor.... Yüzünde, hiç ummadığı ve beklemediği mevkilere hızla yükselen insanların onu oraya getirenlere karşı duyduğu minnetkar mahçup bir ifade... Ve Hicabi Dursun, cübbesini giymeden önce ön sıradakilere yüzünü dönüp, topuklarını birleştirip, kolları hazırolda duran bir erin ciddiyeti ile yanlara yapıştırılmış, devlet erkanına başı ile selam veriyor. Askerlikte topuk selamı denilen cinsten. Bu selamı bir Harp Akademileri konferasında, sunumu yapmadan önce ön sırada oturan komutanlarına karşı bir subay yapsa yadırgamazsınız. Mesleğinin ve mesleği ahlakının gereğidir. Bu selamı, gerekirse o selamı verdiği erkanı yargılayacağı bir makama çıkan Hicabi Dursun verince olmuyor. O cübbe bir bez parçasına, o kürsü bir mermer yığınına dönüşüyor. Türk Ordusu'nun komutanı olduklarını idrak edememiş Genelkurmay Başkanları.... 70 milyonluk bir tarih devini yönettiklerini idrak edememiş Başbakanlar... Egemenliğin mabedini yönettiklerini farkedemeyen Meclis Başkanları.... (Bkz : "İleri Demokrasi" Manzaraları : Meclis Başkanı Olmuş Farkında Değil ) kısacası oturdukları koltuğu şanlandıran değil, oturdukları koltukla şanlananlar listesine bir de Anayasa Mahkemesi üyesi ekleniyor. Hicabi Dursun bu topuk selamı sonrası o pırıltılı cübbesini giyiyor. O ne güzel kumaş öyle... O ne ihtişamlı mermer kürsü... O nasıl bir İNSAN? Türkiye'de yargı değil, İNSAN sorunu olduğu tek bir karede netleşiyor. Açık İstihbarat
|
||||