Siyaset19 Ekim 2010 00:00

Füze Kalkanı Savaş Demektir-Neval Kavcar

Şimdi İran tokatlanacak diye bize getiriyorlarsa füze savarları, gerçekten yandık. Irak’ı işgal eden ABD değil mi? Alsın füze kalkanını, oraya kursun. Nasılsa gık diyecek halleri kalmadı. Türkiye ile Irak arasında, coğrafya bakımından fark yok. Türk Milletini ateşe atabilecek her türlü girişimden, iktidar uzak durmalıdır tercümesi. arcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cena

Demokrasi’ kelimesinden gına geldi. Bu kadar çok kullanılıyor oluşu da, aslında yok olduğunun ifadesi. Kırk kere söyleyince gelmiyor ki demokrasi denen şey. Demokratik mücadele denile denile içi boşaltıldı, uzaktan kumandalı kontrollü hale geldi. En tepede demokrasi ve terör aşkına ülkeleri işgal eden, Amerika var. Demokrasinin tüm argümanlarını bu uğurda kullanıp, posasını çıkarıyor.

Stratejik ortaklar da aynı metodu benimsedi. Halkın ihtiyacından doğması gereken STK, tepeden inme kurduruluyor. Yani halkla birebir bağı yok. Önemli gün ve haftalarda, halkı yönlendirmek için kurulu mekanizmalar. Kontrollü demokrasi ya da anti demokratik uygulamaları ile gerçek demokrasinin yanından geçmeyen adı var kendisi yok bir kavram var karşımızda.

Türban konusunu namus ve oy meselesi olarak gören siyasetçilerimiz, ülkede ABD menfaatlerini gerçekleştirmek için kurulmak istenen füze kalkan meselesine giremiyor. O konuda tek kelam yok. ABD füze kalkanı ülkelerinde ve Avrupa’da istemeyen Rusya’nın karşı duruşuyla, düşünmüş taşınmış Türkiye’de kuralım demiş. Türkiye’yi de bu konuda zorlamıyorlarmış.

NATO adına gelecekmiş kalkan. NATO niye kurulmuştu? SSCB’nin yayılmacılığına karşı. Var mı şimdi öyle bir devlet ve tehdit? Yok. NATO’nun tek fonksiyonu, geçmişten bugüne Amerikan menfaati. Bugün de aynı o amaç doğrultusunda faaliyette. Fonksiyonu Berlin’i bölen duvarın yıkılması ile bitmesi gereken NATO, varlığını niçin hala sürdürüyor anlamak mümkün değil.

Türkiye’de kaç füze başlığı olduğunu, Pentagon raporlarından öğreniyoruz. Dünyanın en güçlü bilmem kaçıncı ordusu TSK’nin, o füzeleri kullanma yetkisi yok. Irak işgalinde İncirlik ve Türk hava sahası kullanıldı. Şimdi füze kalkan denilen sistem kurulacakmış, asıl amacı ne?

Kasr-ı Şirin Antlaşmasından beri İran’la arası bozulmamamış ülkem için, şimdi niye Tahran tehdit olsun. İran Washington’un menfaatine çomak sokuyorsa, kendi sokaklarında kapışsınlar. Bunlar tehlikeli işler. 1. Dünya Savaşını çıkardılar, ara yer dayağını Osmanlı yedi, büyük paylaşım topraklarımız üzerinde oldu.

Şimdi İran tokatlanacak diye bize getiriyorlarsa füze savarları, gerçekten yandık. Irak’ı işgal eden ABD değil mi? Alsın füze kalkanını, oraya kursun. Nasılsa gık diyecek halleri kalmadı. Türkiye ile Irak arasında, coğrafya bakımından fark yok.

Türk Milletini ateşe atabilecek her türlü girişimden, iktidar uzak durmalıdır tercümesi.

***

DİYANETTEN İKİ ADET U DÖNÜŞÜ

Diyanete başörtüsünü sordular geçtiğimiz günlerde. ‘Biz bilmeyiz, siyaset bilir’ türü bir cevap verildi. Yani başörtüsünün dini gereklilik olup olmadığına cevap verilmedi.

İş kurban kesimine geldi dayandı. Komşularına canlı hayvan ihraç eden, et satan Türkiye’de hayvancılık can çekişiyor. Sekiz yılda nasıl oldu da o hale geldi kısmını geçelim. Neticede iktidar canlı hayvan ithaline başladı. Boy boy anguslarla tanıştık. Et fiyatı inmedi fakat milletin gözü doydu.

Canlı hayvan yetmeyebilir, önümüz Kurban Bayramı. Diyanet İşleri Başkanı “Canlı hayvan rezervini tehlikeye sokabileceği iddiaları üzerine, Kurban kesmeyin diyebiliriz” dedi yine birkaç gün önce.

Derken siyasilerce kulağı mı çekildi orasını anlayamadık. Hemen bir basın toplantısı düzenlendi akabinde;

Herhangi bir sıkıntı ile karşı karşıya değiliz. Bu itibarla kurban kesimini etkileyecek bir şey söz konusu değil'' dedi Bardakoğlu.

Hayvancılık gerçekten krizde mi, AB’ye verilen taahhütler mi yerine getiriliyor orasını biz bilmeyiz, iktidarımız bilir. Ayrıca o basın toplantısında başörtüsü konusuna da açıklık getirdi Diyanet İşleri Başkanı;

Başörtüsü dini bir vecibedir, bir kadının başörtüsünü takması Müslümanlığın ön şartı değildir. Bir kadın başını örtse de örtmese de kendisinin Müslüman olduğunu söylüyorsa Müslümandır…..14 asırdır kadınlar dini vecibe gördükleri için başlarını örtmüşlerdir. Kurumumuz da her dönemde 'başörtüsü örtülmeli’ demiştir.” (İnternet haber – 18 Ekim 2010)

Bardakoğlu’nun başörtüsü konusunda söyledikleri sorguya muhtaçsa da, şimdilik konumuz değil. Diyanet her iki konuda, keskin bir u dönüşü yaptı onu söyleyeyim yeter.