Siyaset14 Ekim 2010 00:00

AK(P)KK Birlikteliği - Sefer Çetinkaya

PKK ile mücadele eden devletin safında yer almayacağına göre kimin safında yer aldığını tahmin etmek çok mu zor? Görüldüğü gibi Erdoğan’ın PKK sevgisi yeni değil. PKK’ya artık “terör örgütü” demiyor, “illegal örgüt” diyorlar.    Anayasa Komisyonu Başkanı, AKP Milletvekili Burhan Kuzu, 19 Temmuz 2010 günü NTV’de yayınlanan bir tartışma programında, Selahattin Demirtaş’ın 12 Eylül referandumunu protesto edeceklerini açıklaması üzerine yaptığı değerlendirmeyi kastederek... micardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg

AK(P)KK Birlikteliği

Sefer Çetinkaya - ASA Haber

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

14.10.2010


RP İstanbul il başkanıyken hazırladığı “Kürt Paroru”nda Tayyip Erdoğan,

“devletin PKK ile mücadelesi, Kemalist ideolojinin zora ve silaha başvurma yönteminden başka bir şey değildir. Bu mücadelede biz devletin safında olmayız”

diyordu.

PKK ile mücadele eden devletin safında yer almayacağına göre kimin safında yer aldığını tahmin etmek çok mu zor? Görüldüğü gibi Erdoğan’ın PKK sevgisi yeni değil. PKK’ya artık “terör örgütü” demiyor, “illegal örgüt” diyorlar.

   Anayasa Komisyonu Başkanı, AKP Milletvekili Burhan Kuzu, 19 Temmuz 2010 günü NTV’de yayınlanan bir tartışma programında, Selahattin Demirtaş’ın 12 Eylül referandumunu protesto edeceklerini açıklaması üzerine yaptığı değerlendirmeyi kastederek,

“artık PKK’yı muhatap almayacağız. Geçmişte PKK Kürtler lehine işler yapmıştır. Ama bugün bizim geldiğimiz iktidar pozisyonunda verdiğimiz tavizlere bakıldığında PKK yanlış taraftadır”

diyordu.


  
Kuzu’nun bu sözleri, hükümetin PKK’ya tavizler verdiğinin, PKK ile gizli görüşmeler yaptığının, bugün adına “Barış ve Kardeşlik Projesi” denilen “Kürt Açılımı Projesi”nin mimarının Apo olduğunun, bu projenin yol haritasının Apo tarafından belirlendiğinin, 12 Eylül referandumunun da bu projenin ayakyarından biri olduğunun açık bir itirafı değil midir?


  
Son üç gündür gazeteleri okuyor, televizyonlara bakıyor musunuz?

PKK’nın Kandil’deki 1 numarası Murat Karayılan,

Devlet ile önderliğimiz arasında yapılan görüşmeler ve devletten gelen talep üzerine referandum sonuna kadar saldırıları durdurduk. Biz şu anda savunma savaşını etkili bir biçimde sürdürseydik evetçilerin kaybedeceği kesindi”

demektedir. Bu açıklamada PKK’nın 12 Eylül’de “Evet” oyu vereceğini anlamak zor değildir.

Hani AKP PKK’yı muhatap almayacaktı? Görüldüğü gibi AKP ile PKK arasında bir temas ve iletişim kopukluğu hiç olmamıştır.


  
AKP Bitlis Milletvekili ve Bayındırlık Bakanı Zeki Ergezen’in, her asker ve polis şehit ettiğinde sevinç gösterileri yapan ve taraftarlarına baklava ziyafetleri çeken PKK’lılara, “Aynı amaç için çarpıştığımız gerilla kardeşlerimiz” diye seslendiğinin belgesini Ergün Poyraz’ın “Hilafet ordusundan Arap Kürt Partisine” adlı kitabında görüyoruz.

AKP’ye göre PKK’lılar terörist değil, gerillaymış ve AKP ile amaçları aynıymış. Bütün bunlar PKK’nın AKP ile tam bir uyum içinde, aynı amaç için birlikte çalıştığını göstermiyor mu?

Habur’dan giriş yapan ve çadır mahkemelerinde güya yargılanıp derhal serbest bırakılan PKK terör örgütü mensuplarının Türk Devleti’ne meydan okumalarını, bunu değerlendirirken Tayyip Erdoğan’ın,

“Bu tablodan umutlanmamak mümkün mü?”

dediğini ve PKK terör örgütü mensuplarının Türk Devleti’ne meydan okumuş olmalarından nasıl mutluluk duyduğunu unuttuk mu?


Bütün bu gerçekler ortada dururken AKP Mersin Milletvekili Kürşat Tüzmen’in,

“Bu memleketin ekmeğini yiyip suyunu içeceksin, sonra da bu vatanın polisine, askerine kurşun sıkacaksın; öğretmenini, çocuğunu öldüreceksin. Bunun adı şerefsizliktir”

demesi ne anlama geliyor? Tüzmen’e bu sözleri niçin söyletiyorlar?


  
Milli hisleri kabarmış, art arda gelen şehit cenazeleri nedeniyle artık isyan etme noktasına gelmiş, hükümete duyulan nefreti zirveye çıkarmış milletin gazının alınması görevi Kürşat Tüzmen’e verilmiş ve öyle konuşması istenmiş, o da kendisine verilen görevi yerine getirmiştir.

Hele de şu 12 Eylül referandumunda “Evet” çıkarılması isteniyorsa işte o zaman her kesime mesaj verecek aktörler bulunarak kararsız kalan seçmenleri kandırmak ve evetçilerin safına çekmek zorunludur.

Eğer Kürşat Tüzmen söylemlerinde samimi olsaydı PKK ile dirsek temasını ve görüşmeleri sürdüren AKP’de bir gün bile kalmaz ve hemen istifa ederdi.


  
AKP Milletvekili Vahit Erdem de, “Kürtler

artık her şeyi eline alıyor. Böyle giderse Türkler azınlık olacak, ‘bir zamanlar Türkler varmış’ denilecek”

diyor. Bu tespitinde haklı olan Vahit Erdem, şikayetçi olduğu  bu süreci sürdüren AKP’den niçin istifa etmiyor?


  
Şimdi siz bu adamların söylemlerinde samimi olduklarına inanıyor musunuz?



Açık İstihbarat @ 2010