Siyaset13 Ekim 2010 00:00

Cümlemizin Haberi OIlsun-Süleyman Yağız

Tayyip Bey’in dilinden düşürmediği “ileri demokrasi” anlayışının ne anlama geldiği giderek daha iyi anlaşılıyor. TBMM’de yapılan “Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi” bu açıdan çok çarpıcı bir kanıt oluşturuyor. cialis coupons printable link discount prescription drug cardescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Tayyip Bey’in dilinden düşürmediği “ileri demokrasi” anlayışının ne anlama geldiği giderek daha iyi anlaşılıyor. TBMM’de yapılan “Anayasa Mahkemesi’ne üye seçimi” bu açıdan çok çarpıcı bir kanıt oluşturuyor.

Olayı özetlemekte yarar var: Anayasa’nın değiştirilen 146’ncı ve Geçici 18’inci maddeleri uyarınca Anayasa Mahkemesi’ne üyelik için Sayıştay’da seçim yapılmış; Rıdvan Güleç 40, Cavit Özkahraman 35, Hicabi Dursun 28 oy almıştı. TBMM bu üç adaydan birini Anayasa Mahkemesi’nin yeni üyesi olarak belirleyecekti.

TBMM’de 6 Ekim 2010 Çarşamba günü yapılan ilk tur seçimlerde Sayıştay’da en az oy alan Hicabi Dursun’a 259, Rıdvan Güleç’e 5, Cavit Özkahraman’a ise 3 oy verildi. Dursun ilk turda alınması gereken 367 oya ulaşılamadığı için ikinci tur oylama yapıldı. İkinci turda Dursun 263, Güleç ile Cavit Özkahraman ise birer oy aldı.

Dursun ikinci turda gereken 276 oyu alamadığı için üçüncü tur seçimlerine geçilmesi gerekiyordu. Üçüncü tura en çok oy alan iki aday girecekti. Ancak en çok oy alan adayın biri belliydi ama, ikincisi belli değildi. Zira iki aday da birer oy almıştı. Böyle bir durum oluştuğunda ne yapılacağına ilişkin ise hiçbir düzenleme yoktu. AKP, Anayasa değişikliğini alelacele yaptığı için, olası böyle bir durumu atlamıştı.

***

Bunun üzerine oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Meral Akşener, çalışmalara 10 dakika ara verdi. Ara 10 dakikadan uzun sürdü. Aradan sonraki oturumu ise Akşener yerine TBMM’nin AKP’li Başkanvekili Nevzat Pakdil açtı. Ve Pakdil, ikinci tur oylamayı tekrarlayacağını söyledi.

Oysa Pakdil’in buna hakkı bulunmuyordu. Zira, ortada böyle bir düzenleme yoktu. Fakat, muhalefet partilerinin itirazlarına karşın oylamayı tekrarladı. Tekrarlanan ikinci tur seçimde Hicabi Dursun 190, Rıdvan Güleç 31, Cavit Özkahraman 8 oy aldı. Böylece ikinci turda en çok oy alan iki aday belirlenmiş oldu.

Fakat Dursun gereken 276 oyu, tekrarlanan ikinci turda da alamayınca üçüncü tur oylamaya geçildi. Üçüncü tura, birinci sırada en çok oy olan Dursun ile ikinci sırada en çok oyu alan Güleç katıldı. Üçüncü turda nitelikli çoğunluk (367) ya da salt çoğunluk (276) gerekmiyordu. En çok oy almak yeterliydi. Dursun da 256 AKP’linin oyunu almış, dolayısıyla seçilmişti.

***

E peki, bu neyi gösteriyor? Bir: Sayıştay Genel Kurulu’nda en çok oy alan adaya hükümetin itibar etmediğini… AKP’liler, Sayıştay’da en çok oy alan Güleç yerine hükümetin istediği Dursun’u seçmişti… Dolayısıyla hükümetin dediği olmuştu… Sayıştay’da yapılan seçimin ise hiçbir anlamı kalmamıştı…

İki: Pakdil’in, Akşener’in yerine oturması zaten tartışmalı bir durumdu. Üç: Pakdil’in, ikinci adayın tespiti için ikinci turu tekrarlama hakkı bulunmuyordu. Çünkü buna ilişkin Anayasal ve yasal hiçbir düzenleme yapılmamıştı.

Dört: Yeni bir durum ortaya çıkmıştı. TBMM Başkanlık Divanı’nın toplanarak bir karar vermesi gerekiyordu. Ama Nevzat Bey, buna gerek duymamıştı. Belli ki, hükümetten veya bir AKP ileri geleninden gelen telkin, uyarı ve sair neyse ona uymuştu. (Kimseden bir şey gelmediyse bile nasıl olsa kendisi de bir AKP ileri geleniydi. Kendi telkinine uymuş da olabilirdi.)

Beş: Bu durum, Meclis’in, AKP’liler tarafından ne kadar keyfi olarak yönlendirilip yönetildiğini bir kez daha ortaya koyuyordu. Ama gariptir ki, Tayyip Bey, bunun adına inadına, “ileri demokrasi” diyordu!!!

Böyle bir oylamada “millî irade”nin tam olarak yansıyabilmesi için nitelikli çoğunluğun (367) aranması gerekiyordu. Zira o zaman iktidar partisi, muhalefet partileriyle anlaşma, uzlaşma ihtiyacını duyacaktı. Ve sonunda iktidarın dayattığı değil, iktidarıyla muhalefetiyle millî iradenin bütününün ortak adayı seçilmiş olacaktı. Ama AKP, “millî irade” denilince sadece kendilerine oy verenleri anlıyor.

Sözün özü ve sonu: AKP’nin, bırakınız demokrasiyi ileri götürmesini, mevcudunu bile yiyip bitirmek üzere olduğu bir süreci yaşıyoruz! Cümlemizin haberi olsun!!!