Siyaset5 Mayıs 2005 00:00

AKP'nin yaptığı "sessiz devrim" değil "sessiz devir"dir! - Hasan Demir

AKP'lilerin "Sessiz Devrim" diye övündükleri şeyler meselâ İsveçli mobilya devi IKEA''nın Türkiye''de mağaza açması, Sabancı''nın ortağı olduğu Fransız Carrefour''un Gima''yı satın alması, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan''ın, "Yabancıya toprak satışları eskisi gibi devam edecek" demesi ve ceplerinde 1 trilyon 200 milyar dolar bulunan yabancı emlak komisyoncularının İstanbul''a kapağı atması gibi şeyler. Yahut Türk bankalarının neredeyse tamamının yabancıların eline geçmesi, Tüpraş''tan Türk Telekom''a, Türkcell''den Erdemir''e kadar Türk''e ait olan müesseseleri yabancıların satın alması veya Tuncay Özilhan''ın 65 milyon dolar verip Mc Donalds Türkiye lisansını 20 yıllığına kiralaması veya Türkiye''nin "casus uçaklar" ve "bomba uçaklarını" İsrail''den ihalesiz satın alması, AKP cenahının "Sessiz devrim yaptık" diye övündüğü şey.discount drug coupons click free discount prescription cardcialis forum cialis prodaja cialis bez receptaclaritin mazilo speeddatingmixers.co.uk claritin mazilodiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards

Onlar bütün bu hadiselere "Türkiye''nin yıldızı parlıyor" diye bakıyor ve onlar bütün bu haraç mezat satışları "Türkiye cazibe merkezi oluyor" diye pazarlıyorlar.

Olup bitenin Türkiye''nin iyiliğine mi yoksa felâketine mi sebep olacağını anlamak için herkes şöyle çevresine bir baksın.

Malı mülkü olan, işyeri, fabrikası bulunan mı daha iyi ve daha güçlü yoksa elinde olup biteni bir zamanlar satıp savmış olanlar mı? Yok siz, satan kazanmış alan da aldanmış diyorsanız bugün Türkiye''de olup bitenlerin doğru olduğunu kabul edebilirsiniz.

Tabii bu mantığa göre daha fazla hisse senedi, daha çok tapusu, daha çok işyeri ve daha çok müşterisi ve dolayısıyla daha çok üretimi bulunan çok uluslu şirketler ve o şirketlerin arkasındaki ülke ve devletler "yıldızı sönen" ve "cazibe merkezi olmaktan çıkmış" fakir ülkeler, Türkiye gibi MC Donalds''ların, Carrefoursa''ların, Migros''ların ve yabancı mobilya devlerinin mağaza açtığı ülkeler ise "yıldızı parlayan, cazibe merkezi" zengin ve güçlü ülkelerdir. ABD, Irak''ı işgal etti.

Şimdi işgal ettiği Irak''ta ne yapıyor biliyor musunuz? En basitinden Irak petrollerini ABD''li şirketlere 40 yıllığına kiralıyor.

Güya ABD sermayesi Irak''a giriyor.

Bunun karşılığı olarak da Irak petrolleri 40 yıllığına ABD''li şirketler eliyle pazarlanıyor.

Ayrıca ABD, 40 yıl süresince Irak''a vergi de vermeyecek.

Bunun adı da "Yabancı sermayenin önünü açmak" oluyor.

Türkiye''deki "Sessiz devrim" denilen mantığı Irak''a uygulayacak olursak petrollerin 40 yıllığına ABD şirketlerine devredilmesi Irak''ın cazibe merkezi olduğunun ispatından başka bir şey değil!! İşte Türkiye''de olan, Irak''ta silahla yapılanın bu topraklarda beyin yıkayarak hayata geçirilmesinden başka bir şey değil. Coca-Cola Türkiye için ne kadar faydalı ise, yabancıların Türkiye''de mobilya satmak için mağaza açması yahut Fransız veya ABD şirketlerinin Türkiye''de sigara üretip, marketler zinciri kurması da Türkiye için ancak o kadar faydalıdır.

Oysa esas olan Türk elmasından, Türk şeftalisinden, Türk vişne ve üzümünden yapılan içeceklerin, Türk ayranının markalaşıp dünyanın her noktasında mağazalar zinciri kurabilmesidir.

Biz burada elma bağ bahçeciliğini öldürdük, limon ve portakallarımızı, domateslerimizi çöpe döküyoruz.

Ürettiğimiz patates elimizde kalıyor lâkin Batı''dan gelen "cips"ler işte o marketler zincirinde cebimizden paramızı, çoluk çocuğumuzdan da sağlıklarını alıyor.

Türkiye ağacın en kalitelisinin yetiştiği, kumaşın en güzel ve kalitelisinin üretildiği ve işgücünün atıl olduğu bir ülke iken Türkiye''de yabancı sermayenin mobilya mağazası açması Türk mobilya sektörüne darbe olmayacak mı? Hammaddesi ve işçiliği bizde var olan mobilyayı neden Avrupa''dan alalım? Mobilyayı biz üretip biz satsak, Avrupalarda, Amerika ve Asyalarda mobilya mağazaları açan biz olsak daha iyi değil mi? İstikbal gibi yüzlerce mobilya markamız dünyanın her noktasında Türk''ü temsil etse ve bize yüz milyonlarca dolar kazandırsa mı doğru bir şey yapılmış olur yoksa devletin verdiği üç kuruş memur maaşı yabancı mobilya şirketlerine koltuk-kanepe alımı için devrederek mi daha doğru bir iş yapılmış olur? Devşirme akıllar işte bu "sömürgeci akılları" yıllardır "başarı", bugünlerde ise "sessiz devrim" diye pazarladığı ve milletimiz de bu aldatılışı bir türlü fark edemediği için binlerce yıllık mazisi ve 70 milyonluk nüfusu bulunan Türk milleti, daha dün kurulmuş (1948), çevresi dört milyonluk İsrail''e muhtaç oluyor, ihale bile yapmadan ondan uçak alıyor, ona tank tamir ettiriyor. Türk milletinin bilmesi gereken şey Türkiye''de olup bitenin "bir sessiz devrim" falan değil Türkiye''nin birilerine "sessizce devri" olduğudur, o kadar.