AKP'ci Gazeteciler Terbiyesizlikte Sınır Tanımıyor
<p> <span lang="EN">Canlı yayında hakaret etti, reklam arasında saldırdı. Onlarca kişinin duyacağı şekilde tehdit ve hakaretlerde bulundu. <b>Olay şikayet aşamasına gelmişti ki bir başka yandaşın desteğiyle paçayı sıyırdı</b>.</span></p> <p> <span lang="EN">Yiğit Bulut, programda görev yapanların Şıh Şamil aleyhine tanıklık yapmasını engelledi.</span></p> <p> <span lang="EN"><b>Jöleli Yiğit ile Şıh Şamil'in maceraları...</b></span></p> <div style="display:none">cialis coupons printable <a href="http://blog.suntekusa.com/page/Free-Printable-Cialis-Coupons">link</a> discount prescription drug card</div><div style="display:none">arcoxia 90 mg wikipedia <a href="http://www.speeddatingmixers.co.uk/blog/blog/page/Arcoxia-90" rel="nofollow">read</a> arcoxia cena</div>
AKP’lilerin faşizan hareketleri ve terbiyeden yoksun tavırları, artık AKP’ci gazetecilerde de aynen gözüküyor. O AKP’liler mi, bu gazeteciler mi ilk başta terbiyesizdi, yoksa hepsi her zaman mı böyleydi bilemiyoruz ama, üzüm üzüme baka baka kararıyor.
AKP iktidara geldiğinden bu yana geçen 8 senede, giderek daha da fütursuzlaşan ve terbiyeyi elden bırakan bir parti izlenimi verdi. Başbakan’dan başlayarak AKP kurmayları, yöneticileri defalarca halkı aşağıladılar, siyasi rakiplerine ağza alınmayacak sözler söylediler, kişisel tavırlarıyla kendilerini üstün gördüklerini her fırsatta ortaya koydular.
Gazeteci Nedim Şener’in bir televizyon programında başına gelenler ise, yandaş gazetecilerin de AKP’lilerle aynı ruh haline sahip olduklarını gösterdi.
Tayyar’ın “tepesinin tası atıyor”
Habertürk’te yayınlanan “Olduğu Gibi” isimli programa Nedim Şener, Şamil Tayyar, Belma Akçura, Önder Aytaç, Ecevit Kılıç ve Saygı Öztürk katıldılar. Programın bir noktasında, Şamil Tayyar’ın yazdığı “Çelik Çekirdek” isimli kitabı tartışılmaya başlandı.
Tayyar’ın bu kitabında, Nedim Şener’e yönelik büyük bir suçlama yer alıyordu. Kitabın 343’üncü sayfasındaki ifadeler şu şekilde: “Kitapta (Hanefi Avcı’nın kitabı) Hrant Dink cinayetinin aydınlatıldığını ve karanlıkta kalan hiç bir yanının olmadığını anlatan Avcı, bu sözleriyle, eski İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun ile birlikte yazımına katkıda bulundukları belirtilen Nedim Şener’in “Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” kitabıyla asıl hedefin, cinayeti aydınlatmaktan öte karanlık eylemlerin üzerine gidenleri bezdirmek olduğunu ortaya koyuyor.”
Bu sözlerle Tayyar, gazeteci Şener’i Ergenekon ve benzeri operasyonları yapan polisleri bezdirmekle suçluyordu. İki ismin bir araya geldiği programda da haliyle bu iddia tartışılacaktı.
Moderatör Ece Üner, sözü Nedim Şener’e verdi. Şener daha sözlerine başlar başlamaz, Tayyar araya girip Şener’I taciz etmeye başladı. Tayyar’ın müdahaleleri nedeniyle konuşamayan Nedim Şener “Bu kitapta yalan yazıyor, bu ‘Çelik Çekirdek’ değil olsa olsa kabak çekirdeği olur” diyince, Şamil Tayyar Şener’e bağırmaya başladı. Programın canlı yayında izlenen kısmı dahi, Tayyar’ın çirkin tavırlarından rahatsız olmaya yetiyordu.
Yetmemiş, Tayyar reklam arasında saldırmış
Program reklam arasına girdi. Reklam arasında ne yaşandığını, daha sonra Nedim Şener’in yazdıklarından öğrendik. Şener yaşananları şöyle anlattı: “Reklam arası verilir verilmez Tayyar, bana “Çık dışarı” dedi.
Ayağa kalktım sonra hemen oturdum. “Çık diyorum sana, sana bu lafları yutturacağım” diye üzerime yürüdü. Herkesin gözü önünde eliyle saldırdı. Ben elini tutup ittim.
Yerimden hiç kalkmadım ve tüm stüdyo personeli Tayyar’ı sakinleştirmeye çalıştı. Tayyar bir yandan da yayında olduğu gibi “Ya adam olursun ya da ben seni adam ederim” diyordu.
“Ne yapacaksın?” dediğimde, “Sen görürsün ne yapacağımı bunun hesabını sana soracağım” dedi.
Yani hakaret ve tehdit bir aradıydı.”
Görünmez kahraman Yiğit Bulut
Tüm hikayenin bir de “gizli kahramanı” olduğunu da sonradan Nedim Şener’in yazdıklarından öğrendik. Şener, program sırasında Tayyar’ın kitabı birlikte yazdıklarını iddia ettiği Sabri Uzun’un telefonla programa bağlanmasını istedi. Ancak Uzun, bir türlü programa bağlanamadı.
Meğer, Uzun’un programa bağlanmasını Yiğit Bulut engellemiş. Şener, şöyle yazdı: “Yayın sırasında herkes gördü, Sabri Uzun’un telefona alınarak bana ne gibi katkı yaptığını açıklamasını istedim. Habertürk Uzun’u telefonla aramış ve yayına alacağını söylemiş. Program sonuna kadar bekleyen Uzun bu kez kendisi arayıp bağlantı ne oldu diye sormuş, ama iş işten çoktan geçmişti.
Bu arada bağlantı yapılmayınca ben modaratörü sordum; “Sabri bey konuşmak istemiyor mu?” diye.
Aldığım cevap “Yiğit Bulut bağlantı yapılmasını istemedi” oldu.”
İtham edilen iki kişiden birini programa bağlayarak cevap hakkı vermek gazeteciliğin gereği olsa da, Yiğit Bulut, Sabri Uzun’un programa bağlanmasına izin vermedi. Bunun sebebi olarak bir çeşit yandaş dayanışmasından başka bir olasılık akla gelmiyor.
“Tanık falan olamazsın”
Ancak yandaş dayanışmasının dahası da var. Programın reklam arasında Tayyar Şener’in üzerine yürüdükten sonra, moderatör Ece Üner, Nedim Şener’e, Tayyar hakkında dava açması durumunda tanıklık yapabileceğini söylüyor. Şener Belma Akçura ve Önder Aytaç’a soruyor, onlar da tanık olabileceklerini söylüyorlar.
Şener, Ece Üner ve program asistanından, yayına ara verildiği sıradaki Tayyar’ın kendisine saldırı görüntülerini istiyor. Üner, “Tamam, yarın elinizde olur” diyor.
Ancak ertesi gün Şener’e gönderilen görüntülerde yalnızca canlı yayında gösterilen kısım vardı. Yayın arasında yaşananlar, “kayıttan çıkıldığı için” cd’lerde yoktu.
Bundan sonrasını Nedim Şener şöyle aktardı: “Tam bir kabus..
Hukuken hakkımı aramak için girişimde bulunacağım için Ece hanıma tanık olur musunuz? diye sorduğumda “Elbette” dedi.
Yarım saat sonra asistanı aradı, “Nedim bey Yiğit Bulut Ece hanımın tanık olmasını istemiyor. ‘Sen moderatörsün tarafsız kalmalısın.” diyor. "Çok ciddi tartışma oldu.” dedi.
Gülümsedim, “Tamam” dedim. Telefonu kapattım.
Ben moderatörden taraflı olmasını istemedim ki, yalnızca ne gördüyse onu anlatmasını hukuka yardımcı olmasını talep etmiştim. Bir kişi diğerinin tanıklığına nasıl engel olabildiğine şaşırıyorum.”
Erdoğan’a gösterdiği yalakalık tüm gazeteciler nezdinde tartışma konusu olan Yiğit Bulut, kapak attığı safın bir neferi olduğunu Tayyar’ı canhıraş koruyup kollamasıyla gösterdi. Elbette, gazetecilik ve ahlak kurallarını hiçe sayarak...
Daha önce de bir televizyon programında gazeteci Yazgülü Aldoğan’a “Sizin uzmanlık alanınız cinsel fanteziler” diyip, “sokak kadını” diye bağıran Tayyar ise, bir kez daha AKP’ye ne kadar yakıştığını ortaya koydu.