Hanefi Avcı, Mustafa Karaalioğlu, Vicdan ve Vefa - Açık İstihbarat Özel
Siyasi konjonktürün istediği kalıplara girmeyi reddettiği için 28 Şubat'ta görevinden alınan Hanefi Avcı'nın Ankara'daki uğrak yerlerinden birisi de Yeni Şafak gazetesinin Ankara bürosuydu. Herkesin veba merkezi gibi uzak durduğu bu büronun başında o zaman, Star gazetesinin şimdiki Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu vardı. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons site printable coupons for cialisescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusabilify idippedut.dk abilifyoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin
|
Hanefi Avcı'nın 28 Şubat sürecinde devlet gücünü belli bir kesim mütedeyyyin vatandaş ve kamu görevlisi üzerinde haksız şekilde kullananlara karşı çıktığı; bu tutumundan dolayı da bedel ödediği biliniyor. O dönem işlenen hukuksuzluklara ve Emniyet teşkilatında ortaya çıkan yeni dengelere uyum sağlamayı reddeden Avcı, öyle bir dönemde "cemaatçi polis" olarak yaftalanmaktan çekinmedi ve köşeye sıkıştırılmak istenen İslamcı kesimle irtibatını koparmadı. Kamuoyu önünde onların hakkını savunmaktan da geri durmadı. 28 Şubat'ın, "din devletine karşı olmak" maskesi altında, Türkiye'nin üniter yapısını darmadağın edecek olan Amerikancı-İslamcı kadroyu iktidara taşıyan sinsi bir plan olduğu sonradan ortaya çıktı. O dönem Hanefi Avcı'nın himayesinden medet umanlar, bugün büyük servetlerin, etkili konumların, operasyonel görevlerin ve intikam çarklarının başına geçtiler. Ve her haksız palazlanan güç gibi vicdanı, vefayı ve eski dostlarını unuttular. Unutmakla kalmadılar, kurdukları insan öğütme çarklarında zor günlerinde arkalarında duranları da öğütmeye başladılar. Siyasi konjonktürün istediği kalıplara girmeyi reddettiği için 28 Şubat'ta görevinden alınan Hanefi Avcı'nın Ankara'daki uğrak yerlerinden birisi de Yeni Şafak gazetesinin Ankara bürosuydu. Herkesin veba merkezi gibi uzak durduğu bu büronun başında o zaman, Star gazetesinin şimdiki Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu vardı. Gazetecilik formasyonundan uzak amatör bir kadroyla, dışlanmış bir şekilde ve fakr-ü zaruret içinde ayakta durmaya çalışan Yeni Şafak'a bütün kapılar kapalıydı. Basın toplantılarına çağrılmıyorlar, hiç bir kurum tarafından akredite edilmiyorlar, basın kartı alamıyorlar, Meclis'e giremiyorlar ve bugün yüksek maaşlarla kadrolarına kattıkları isimler tarafından bile aşağılanıyorlardı. İşte böyle bir dışlanma döneminde Hanefi Avcı, Yeni Şafak'ı hiç yalnız bırakmadı. Kendi ismiyle demeç vermekten de, bildiği kulis bilgileri paylaşmaktan da çekinmedi. O dönem, "devlet" bilgisi sıfır düzeyinde olan ve uçuk-kaçık felsefi yazılar kaleme alan Ömer Çelik gibi köşe yazarlarını da, duydukları her dedikoduyu haber zanneden muhabir kadrolarını da adetâ bir öğretmen gibi eğitti. Aradan 12 yıl geçti ve aynı Hanefi Avcı, cemaatin devlete ele geçirme planını ifşâ ettiği için önceki gün tutuklandı. Tutuklamanın resmi gerekçesi, "Devrimci Karargâh" adlı aşırı sol örgüte yardım ve yataklık etmek. Türkiye'de artık herkes biliyor ki tutuklanmak için mantıklı, hukuki ve adil bir gerekçeye değil, sadece AKP ve cemaatin hoşuna gitmeyecek şeyler yapmaya ihtiyaç var. Avcı'nın tutuklanması, onun mesleki çizgisinden, ideolojisinden ve kendince verdiği mücadeleden tamamen uzak olanların bile vicdani tepkisiyle karşılaşırken, zor günlerinde yanında olduğu "mağduriyet tüccarlarından" alaycı sesler yükseldi. Avcı'nın tutuklanması Star gazetesinde “Devrimci Karargah terör örgütü üyeliği suçundan tutuklanan arkadaşı Necdet Kılıç’ın 'polis beni takip ediyor, ne yapmam gerek' sorusuna “Seni gözaltına alacak olsalar takip etmezler. O salaklar senin onları takip ettiğinin farkında değiller. Avukatına söyle herkesi rahatsız etsin, müvekkilim takip altında diye” şeklinde akıl veren Hanefi Avcı, “örgüte yardım” iddiasıyla Ankara’da Emniyet Genel Müdürlüğü’ndeki makamında gözaltına alındı."şeklinde habercilik dilinden tamamen uzak bir formatta duyuruldu. Haberde, Avcı'nın evinde yapılan aramada üzerinde kendi fotoğrafı olan sahte kimlilk ve pasaportların da ele geçirildiği iddia edilerek "yurt dışına kaçma hazırlığı yaptığı imasında bulundu. Avcı'nın "eski dostu" Mustafa Karaalioğlu, köşesinde konuya hiç değinmezken, Başbakan'ın öfkeyi "hitabet sanatı" diye sunması gibi müptezelliği "farklı bir yazarlık üslubû " zanneden Ahmet Kekeç, "Heyecan yapma abla...Hanefi Avcı'yı almışlar!" başlıklı alaycı bir yazıya imza attı. Son günlerde "kullanılıp atılmaktan" duyduğu
muzdariplik diline vurmaya başlayan ve kitapları eskisi gibi satmadığı,
hakkında davalar açıldığı için AKP Hükümeti'ne sitem üstüne sitem (arada
tehdit) mesajları gönderen Şamil Tayyar da
Avcı'nın " Şamil Tayyar daha önce de Mustafa Karaalioğlu'nu
fakirlik günlerinde evinde yatırmış, karnını doyurmuş ve kol kanat
germiş olan Mehmet
Bekaroğlu'na köşesinde (Kanaltürk'teki Ters Cephe programında, "Bekir Coşkun gibi kalemlere Avrupa'da yazarlık yaptırmazlar" diyen Star gazetesinin "babadan torpilli" yazarı Mustafa Akyol'a hatırlatılır...) Hanefi Avcı olayı, bugün iktidarda bulunan, kendilerini "ileri demokrat" olarak tanıtanlar ile onların paralı kalemşörlüğünü yapanların, en yakınlarındaki insanlara karşı bile ne kadar tehlikeli bir psikoloji ve kişilik yapısı içinde olduklarını göstermesi bakımından ibret doludur. İkbâl, istikbâl, yüksek maaş ve mevki umuduyla yağ çekmekten vazgeçmeyenlerin dikkatine
|
||||