"Kahraman" Komiseri Belirsiz Bir İstanbul Polisiyesi - Açık İstihbarat
Fetullah Gülen'i deşifre ederken, PKK'ya siyasi figür muamelesi yaparak açılıma çok değerli bir destek veren Hanefi Avcı'nın kitabına yönelik ağır bir eleştiri yazısı kaleme almaya hazırlanırken gelen bu tutuklama neticesinde Hanefi Avcı'nın çelişkiler ve açılım incileri ile dolu kitabına yönelik eleştiri yazımızı şimdilik askıya alacağız. Düşene vurulmaz. Kendisine ve ailesine yaşadıkları karşısında sabır diliyoruz. Fakat bu prensip; Hanefi Avcı vakası üzerinden olanları analiz etme hakkımızı elimizden almıyor. Bu kaotik tabloyu analiz etmeniz için size bir kaç gözden kaçmış done sunacağız.. symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgcialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon
|
Eskiden polis dizilerimiz vardı. "Komik asker" dizilerinin yapılmaya başladığı dönemde ortaya çıkan " kahraman polis" dizileri , ulusal devletten şehir devlete geçiş sürecinde şehirliyi polise ısındırmaya başlamıştı. Yeni genelkurmayımız Emniyet Genel Müdürlüğü olacaktı; eski Genelkurmay'ı da kırpıp kırpıp yıldız yapılacaktı nostalik geceler için. O zamanlar gören gördü; görmeyenlere ise sonunda gösterdiler. Bugün ise Genelkurmay'ı kırpıp kırpıp samanyolu dizisi yapma aşaması sona erdi. Sıra Emniyet içi savaşlarda. Artık "polis dizilerimiz" değil, "Ankara polisiyesi" dizilerimiz var. Hanefi Avcı'nın tutuklanması Emniyet içi savaşın en kritik muharebelerinden birinin başladığını gösteriyor. Fetullah Gülen'i deşifre ederken, PKK'ya siyasi figür muamelesi yaparak açılıma çok değerli bir destek veren Hanefi Avcı'nın kitabına yönelik ağır bir eleştiri yazısı kaleme almaya hazırlanırken gelen bu tutuklama neticesinde Hanefi Avcı'nın çelişkiler ve açılım incileri ile dolu kitabına yönelik eleştiri yazımızı şimdilik askıya alacağız. Düşene vurulmaz. Kendisine ve ailesine yaşadıkları karşısında sabır diliyoruz. Fakat bu prensip; Hanefi Avcı vakası üzerinden olanları analiz etme hakkımızı elimizden almıyor. Bu kaotik tabloyu analiz etmeniz için size bir kaç gözden kaçmış done sunacağız.. Öncelikle sitemizde de yayınladığımız, Tutkun Akbaş'ın "Emniyet'teki Kavganın Perde Arkası" başlıklı yazısı açık tekrar okuyun. Hanefi Avcı vakasının patlamasından çok önce, Eylül 2009'da yayınlanan bu yazı Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan'ın tutuklanmasından sonra kaleme alınmıştı. Yazıda Emin Arslan'ın bu tutuklanmasının arkasındaki Emniyet içi dinamikleri irdeleyen Akbaş; Taraf gazetesinin iki polis kökenli yazarı Emin Uslu Ve Önder Aytaç'ın Emin Arslan'a verdikleri desteğin altını çizmişti. Akbaş; Aytaç'ın daha önceki demeçlerinde Mustafa Gülcü'ye yönelik suçlamalarına da dikkat çekerek, Emniyet içindeki kavgada Mustafa Gülcü'yü önemli bir isim olarak gündeme getirmişti. İlginç olan, yazdığı kitap sonrasında Hanefi Avcı'ya tavır alan Önder Aytaç, bir sene önce Emin Arslan ve Hanefi Avcı gibi isimlere güvenilir isimler olarak destek çıkıyordu. Aytaç ; Yeni Aktüel dergisine verdiği röportajda aşağıdaki soruya şöyle cevap veriyordu : “Yine yazınıza dönmek istiyorum. ‘Çetin Gülcü’ gibi hayali bir isimden bahsediyorsunuz. Bu isim Mustafa Çetin ve Mustafa Gülcü isimlerini çağrıştırıyor. Her iki isim de İçişleri Bakanı Beşir Atalay'a çok yakın isimler. Emniyetçiler ile İçişleri Bakanı Beşir Atalay arasında bir doku uyuşmazlığı mı var?” “Bu sorunun en sağlıklı cevabını da Emniyet'i yıllardır bilen, bakanı da 20-30 yıldır tanıyan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Gülcü'nün vermiş olması elbette daha anlamlı olur gibi geliyor bana.” Emniyetçiler İçişleri Bakanı'na karşı... Gülcü, Emin Arslan 'a karşı.. Tarafcı polisler Mustafa Gülcü'ye karşı.... Tarafcı polisler Hanefi Avcı ve Emin Arslan'dan taraf...(ta ki kitap çıkana kadar) Tablo bu kadar "basit" olsaydı, Finlandiya'da yaşıyormuş hissine kapılabilirdiniz. Oysa burası Türkiye! "dincilerin" anti-Kemalist sergi basıp , sonra da şeriat getirmekle suçlandığı bir ülkede yaşıyorsunuz zihninizi hep açık tutmak zorundasınız. Tabloyu bu göründüğünden de karmaşık.... Gelelim dikkate almanız gereken diğer doneye. "Ergenekon" davalarının hem sanığı, hem avukatı Serdar Öztürk'ten bahsediyoruz. Kendisi "Ergenekon" sanıklarından Levent Göktaş'ın avukatı iken tutuklananlardan. Serdar Öztürk'ün "Ergenekon" davalarına sunduğu dilekçeler çok önemli iddialar içeriyor. 6 Temmuz'da "Islak İmza Davası" olarak bilinen, Dursun Çiçek'in meşhur belge ile ilgili yargılandığı davada sözalan Öztürk; büyük hukuk adamı Zekeriya Öz'ün CIA ile düzenli görüştüğü yolundaki iddiaları dile getirdikten sonra, Emniyet içindeki ayrışmaya dair önemli bir anektodu aktarıyor :
Hanefi Avcı'nın kitabında olumlu sözlerle anlattığı Sabri Uzun'un Recep Güven'le arasında, Ergenekon'dan yıllar önce yaşanan bu tartışma; Tuncay Güney isimli haham kılıklı ajan üzerinden "Ergenekon" sürecinin ilk aşamalarında gündeme getirilen "belgelerle" de uyuşuyor. İlginçtir ki; Güney üzerinden mahkeme dosyasına giren ve zamanın MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'un "saçmalık" olarak nitelendiği o garip "Ergenekon" şemasında yandaş medyanın patronları ve yazarları bile var. O şema; bugün ortaya konulmak istenen "şemaya" hiç uymuyor. Serdar Öztürk müvekkili Levent Göktaş'ın ofisine yerleştirildiği iddia edilen 51 nolu DVD'nin İstanbul Emniyeti'nde hazırlandığını iddia ederek bu işin organizatörlerinin Recep Güven, Mutlu Ekizoğlu ve Ali Fuat Yılmazer olduğunu öne sürüyor. Öztürk daha sonra avukatı Hasan Gürbüz aracılığı ile duyurduğu dilekçesinde İstanbul Emniyeti ile ilgili şu iddiayı gündeme getiriyor : "Mutlu Ekizoğlu, düzenli olarak Mehmet Eymür'le İstanbul'daki bir otelde buluşuyor ve süreci koordine ediyorlar" Mehmet Eymür'ün kim olduğunu hatırlatmaya gerek yok. Mehmet Eymür'ün "güvenlik danışmanlığı" verdiği ismi ve bu ismin sahip olduğu oteli bilenler açısından Öztürk'ün iddiasındaki otelin hangi otel olduğunu tahmin etmek zor değil. Zor olan; bir Emniyet müdürünün Mehmet Eymür'le neyi koordine etme ihtiyacı duyduğu. İddia doğruysa, daha önce savcılara verdiği "bilgi notları" ile sürece dahil olan Eymür'ün bu süreçteki rolünün daha resmi bir düzeye taşındığı anlaşılıyor. Sabri Uzun'la "Ergenekon"'dan yıllar önce "Ergenekon belgeleri" üzerinden kavga eden Recep Güven.... İstanbul Emniyetinde , Mutlu Ekizoğlu ile birlikte sahte DVD ürettiği iddia edilen Recep Güven... Hanefi Avcı'nın kitabında açıkca suçladığı İstanbul Emniyeti ve özellikle İstihbarat şube... Hanefi Avcı ile yakın olduğu bilinen Sabri Uzun ve Emin Arslan... Kafanız daha da karıştıysa, bilin ki yalnız değilsiniz. Tabloya bakarak öngörebileceğimiz tek şey şu : Nasıl Emin Arslan'ın tutuklanmasından sonra, İstanbul Emniyeti'nin üst düzey yetkilileri ile "Ergenekon" hakim ve savcılarının samimi yemek pozları medyaya servis edildiyse; Hanefi Avcı tutuklanmasından sonra da, kritik bir belge , görüntü servisi olağandır. Bu aşamada Taraf'ın polislerinden Emre Uslu'nun 19 Eylül 2009 köşesinde yazdığı yazıdaki şu paragrafı tekrar okumanızda fayda var : "Emniyet’te operasyon varsa; bunu Emniyet’in üç güçlü birimi Asayiş, İstihbarat-Terör, ve Organize dairelerine bakan Genel Müdür Yardımcıları arasındaki çekişmeler ile üç güçlü il, Ankara, İstanbul ve İzmir Emniyetleri arasındaki rekabette aramak daha doğrudur. Bunu anlamak için de medyadaki haberleri hangi muhabirlerin yaptığına bakarım ben.” Emniyet içi bir kavgayı mı izliyoruz... Cemaat içi bir kavgayı mı izliyoruz... Cemaat içi bir kanadın, cemaat dışı bir kanatla ; cemaat içi diğer kanada karşı cephe aldığı bir kavgayı mı izliyoruz... AKP içi bir kavgayı mı izliyoruz... ABD içi bir kavgayı mı izliyoruz... ABD içi bir kanadın, Türkiye içinde bir kanatla, diğer kanada karşı savaştığı bir kavgayı mı izliyoruz... Sizi bilmeyiz ama biz bu aralar; "Ankara Polisiyesi" olarak altı çizilen dizide komiser Behzat Ç. 'yi izliyoruz... Merak ediyoruz...
"İstanbul Polisiyesi" dizisi ne zaman yayınlanacak, komiserimizin ismi ne olacak?
|
|||||