İstihbarat24 Eylül 2010 00:00
Ya Oğlu , Ya Doktoru Yalan Söylüyor - Açık İstihbarat
Turgut Özal 'ın ölüm iddiaları ile ilgili dün Kanaltürk programındaki Ters Cephe programına bağlanan Ahmet Özal ; Özal'ın ölümü ile ilgili önemli ayrıntılar açıkladı. Özal'ın doktoru ile oğlunun söyledikleri arasındaki çelişki dikkat çekiyor. Ya Özal'ın doktoru, ya Ahmet Özal yalan söylüyor.
|
Turgut Özal 'ın ölüm iddiaları ile ilgili dün Kanaltürk programındaki Ters Cephe programına bağlanan Ahmet Özal ; Özal'ın ölümü ile ilgili önemli ayrıntılar açıkladı. Özal'ın doktoru ile oğlunun söyledikleri arasındaki çelişki dikkat çekiyor. Ya Özal'ın doktoru, ya Ahmet Özal yalan söylüyor. Özal'ın ölümü ile ilgili iddiaların yeniden gündeme gelmesinden sonra görüşlerine başvurulan Özal'ın doktoru, klasik bir üslupla, Özal'ın öldürüldüğünü iddia edenleri komploculukla suçladıktan sonra Özal'ın kalp krizi geçirdiğini ve ölümünün bundan kaynaklandığını iddia etmişti. Kalp krizi "geçirten" ilaçların/zehirlerin varlığı bir yana, kimse, "siz bu kadar önemli bir şahsiyete en azından şüpheleri gidermek için neden otopsi uygulamadınız, uyguladıysanız sonuçları ne oldu?" diye sormadı. Eşref Bitlis'in kaza sonucu öldüğünü kesin bir dille kamuoyuna sunarak mesleğine ihanet edenler gibi ; Özal'ın doktorunun da bilimselliğin en temel yapıtaşı olan "şüpheyi", kariyerinin en önemli anında askıya aldığı anlaşılıyor. Ters Cephe programında ise Ahmet Özal babasının ölümü ile ilgili şu ayrıntıya dikkat çekti: "Babam kalp krizi geçirmedi; kalbi durdu. Bu çok ender olabilecek bir durum" Ahmet Özal; babasının ölümü ile ilgili iddiaları dile getirmesinden sonra hastanedeki laboratuvardan kendisinin arandığını ve "babanızın kan örneği bizde, gelip inceletmek için alabilirsiniz" dendiğini fakat kanı almak için gittiğinde "kusura bakmayın, kanın olduğu şişe yanlışlıkla kırılmış" dendiğini belirtti. Özal o zaman; Kanal 6 olarak bir gizli kamera ile muhabiri ilgili laboratuvara yolladıklarını ve gizli kamera çekimi sırasında orada bulunan hemşireye , "o kanda ne vardı" diye sorduklarını , hemşirenin ise; "Bir insanın kanında olmaması gereken şeyler" şeklinde cevap verdiğini ve bu konuşmanın da kaydının bulunabileceğini söyledi. Özal; babasının ölümünden sonra gerçekleşen banka transferleri ile ilgili önemli istihbarat bilgilerinin İsviçre istihbarat teşkilatı tarafından kendilerine verildiğini belirtti ve babasının saçlarının ise yurtdışında saklandığını söyledi. Ahmet Özal'ın gazetelere yansıyan; "babamın saç telleri yurtdışında, sadece FBI inceleyebiliyormuş" cümlesi doğruysa; kendisinin bu suikast şüphesini nihayetlendirmek için yapması gereken üç şey var : 1) "Saç tellerini sadece FBI inceleyebilir" yalanına nasıl inandıysa, bu inancından kurtulup; saç telinden kimyasal analiz için kitlerin Internet'te bile satıldığının farkına varması 2) Yurtdışından saç tellerini getirtip, güvendiği bir laboratuvarda inceleterek (başında durarak) sonuçlarını kamuoyuna açıklaması 3) Saç tellerini getirtemiyorsa, niye getirtemediğini, hangi güçlerin bunu engellediğini açıklaması Bunlar yapılmadığı takdirde ; "çok yemekten öldü" tezi, hem çok yiyip hem de kanımızı emmeye devam edecek kadar canlı olanların cirit attığı Türk siyasi arenasında prim toplamaya devam edecek. Açık İstihbarat
|
||||