Turgut Özal'ı Öldüren Bir de Kral Öldürdü...Katili Açıklıyorum!-Kıymet Nadir Bindebir
Ahmet ve Korkut Özal’a, kolesterol, koroner kalp yetmezliği vs. gibi konuların yanında ‘tevessü-ü mide’ bahsini de incelemelerini hararetle tavsiye ederim. Tabii amaç Fethullahçı polise MİT'in kozmik odaları talan ettirmek değil de, Turgut Özal'ın ölüm nedenini anlamaksa eğer. discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholclaritin mazilo claritin tablete claritin maziloabilify idippedut.dk abilify
Ahmet Özal yırtınıyor: “Babam suikaste kurban gitti. Suikastçilerin isimlerini o dönemde İsviçre İstihbaratı bilgiyi MİT'e verdi. İsviçre istihbaratı zannedersem banka hesaplarını araştırmış. Bu gizli arşivler açıklanırsa tüm isimler çıkar ortaya" diyor.
Israrla Emniyet ve MİT arşivlerinin açılmasını istiyor. "Emniyet ve İstihbarat arşivlerini kimse açmıyor. Ben yıllardır söylüyorum. Arşivler açılsın, suikastın arkasında kim varsa ortaya çıksın." diye feryad ediyor.
Korkut Özal yırtınıyor: “Ağabeyim zehirlendi.”
Bir Arınç’a hayali suikast vakası yaşadık yakın geçmişte. Arkasından TSK’nın kozmik gizlilik dereceli odaları günlerce talan edilmişti. Şimdi Ahmet biraderimiz de yine bir suikast iddiasıyla, kendisine ne faydası olacaksa MİT’e girilsin istiyor.
Geçen yıl annesiyle ziyaret edip, Kuzey Irak’ta inşaat işleri için Barzani’nin desteğini ‘rica etmişlikleri’ vardı. MİT arşivlerine girilmesi de Barzani’nin Ahmet Özal’dan bir ricası mıdır zaman gösterir.
Şimdi lafı dolandırmadan, Özal’ın ölümü hakkında yıllardır kimseyle paylaşmadığım sırrı (!) açıklayayım, bu yazıyı okuyacak 30 okurdan (böyle de reytingimiz yüksektir yani) Özalları tanıyan varsa, bir zahmet iletiversin.
4 Nisan 1993’te 11 günlük Orta Asya gezisine Turgut Özal’la birlikte, 200 küsür kişilik kalabalık bir heyet katıldı, içinde Bakanlar, milletvekilleri, diplomatlar, işadamları vardı.
Boru değil, Sovyetler’in dağılmasından sonra Türki Cumhuriyetlere ‘ağabeylik’ yapmaya soyunmuşuz ki, breh breh breh!! Kendi don lastiğimiz kopukken kültürel vs. altyapısı gayet yerinde Orta Asya Cumhuriyetlerine hamiliğe kalkışmak abesle iştigale giriyor ama olsun… O günlerde Azerbaycan’ın Fuzuli kentinin Ermenistan tarafından bombalanıyor olması ‘ağabeylik’ rolümüze sağlam bahane.
Uzatıp sırrı sulandırmayayım, Özal ve heyeti 11 gün sonra döndüler. O heyetten birini karşılamaya havaalanına gittim.
Esenboğa – Ankara arası, arabada konuştuğum şahıs, Özal’ı seven, saygı duyan, benim de “Alışamadım” cenahından olduğumu bilen birisi.
Dedim ki; “Özal’ın uçak merdiveninden inişini beğenmedim. Rengi morarmış sanki… Çok mu yoruldunuz?”
Dedi ki; “11 gün onun yediğini sen de yesen sen de morarırdın. Türki Cumhuriyetlerde olağanüstü izzet ikram yapıldı. Sofrada tabaklar doluyken bile habire elimize et dolu, pilav dolu tepsiler tutuşturuldu. Ben 10 tanesini yanımdakine pass edip 11inciden bir lokma aldım. Cumhurbaşkanı hepsinin tadına baktı. Bazen onun görmediği yemekler olduğunda, (doktoru) Cengiz Aslan 'Sayın Cumhurbaşkanım bu etten de alın…bu dolmanın tadına baktınız mı?... Bu pilav bir harika Sayın Cumhurbaşkanım' diye her tabağı Özal’a gönderdi. O da hepsinden yedi. Etlerin üzerinde bir parmak yağ… pilavlar tereyağıyla yapılmış… o hamur tatlılarını yiyen üç gün yerinden kalkamaz… bu adamı doktoru öldürecek…”
O heyet üyesi bunları dediğinde tarih 15 Nisan 1993'müş.
Özal 17 Nisan’da koşu bandında jimnastik yaparken öldü.
O vakit Özal’ın baypass ameliyatını yapan doktoru Michael Debakey, Özal’ın ‘cardiac dysrhythmia’dan (kalpte ritim bozukluğu) ölmüş olabileceğini söyledi.
Şimdi kimseye tıp dersi verecek değilim ama, baypass ameliyatıyla kalp damarları değiştirilmiş, 1.50 boyunda 100 kilo bir adamın ne yiyip ne yememesi gerektiğini, hangi sporları yapabileceğini önce kendisi, sonra doktoru bilmelidir.
Babasına çok değer veren evlat da, hele de baba Cumhurbaşkanı ve elinde her türlü imkan var iken, baypasslı babasının sağlık durumunu yakından takip edip, kolesterol vs. tahlillerini yaptırmalıdır.
Şimdi MİT arşivlerini ortaya saçmak için ikinci bir suikast bahanesi uydurulmuyorsa eğer, Ahmet Bey biraderim, doktor Cengiz Aslan’la bir daha konuşsun. Şu anlattığım yağlı etlerin, pilavların, hamurların hesabını bir sorsun.
Ha! Bir de Mısır Kralı Faruk vardı babası Turgut Özal gibi ölen. Tombalak, 136 kilo çeker bir zat idi Kral Faruk.
Roma’da sofra başında yığılıp kaldıydı da, arkasından yıllarca “Ajanlar zehirledi” rivayetinden geçilmediydi.
Ahmet ve Yusuf Özal’a, kolesterol, koroner kalp yetmezliği vs. gibi konuların yanında ‘tevessü-ü mide’ bahsini de incelemelerini hararetle tavsiye ederim. Tabii amaç Fethullahçı polise MİT'in kozmik odaları talan ettirmek değil de, Turgut Özal'ın ölüm nedenini anlamaksa eğer.
Eh! Can boğazdan geliyor, boğazdan da gidiyor bazen! Sırrı da kozmik odalarda değil, ağır sofralarda olabiliyor. Hatta Bir Sezen Aksu şarkısında bile. "Homini de gırtlak pufidi kandil tumba yatak..." ya da tumba mezar.