(Açık
İstihbarat : Turgut Özal'ın ölümü bizim gözümüzde bir
suikasttir. Dünyada
istihbarat servislerinin uzun vadede işleyen zehirleri nasıl
kullandığını bilenlerin gözünde de bir suikasttir. Özal'a
bu yönde hiç bir otopsinin yapılmaması ve kan örneğinin "kaybolması"
gibi verilerde bu suikast şüphesini güçlendirmektedir. Hazin olan;
ailesinin bu suikast şüphesinin ciddi bir şekilde üzerine gideceğine;
iktidardan nemalanması , bir kaç senede bir de "konjonktürel"
çıkışlar yapmasıdır.)
----------------------------------------------------------------------------------------------
İlahi
Ahmet, yapma be Ahmet. Yahu Turgut Özal’ı askerlere öldürtmüşsün.
Abe kardeşim onu kim iktidara getirdi ki? Kenan Evren değil mi? Hem de
darbe ile. Evren en
yakın silah arkadaşını bile harcadı baban iktidar olsun diye.
Hepsi aynı patrona, ABD‘ye hizmet etmiyorlar mıydı?
Turgut Özal
İstanbul’da Amerikalılara, hizmet eden ve bugün tarikat üyesi bir
gazetecinin evinde ABD konsolosu ile buluşup parti kurduğunu bilmiyor
musun?
Darbe ürünü babanın özellikle suikastı düzenleyen
geri zekâlıyı da kiraladığı söylenmişti hatırlarsan.
Özal ailesi, suikast lafları
yerine Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ikinci büyük hırsızlık ve
soygununu anlatsa ya.
Birinci demiyorum zira o halen gerçekleşiyor.
Hani şu bir
Amerikan bankasında çalışırken aldığın 2000 dolar maaşla aniden 50
milyon dolar ödeyerek ilk özel televizyon sahibi olmanı bir anlatsan.
Hem de Türkiye’de devlet dışında televizyon yayını yasakken.
Papatyaların nasıl iş kotardıkları, iş bağladıklarını araştırıp o
yıllarda alınan rüşvetleri neden yargılamıyorsunuz?
Birde
ben ve ABD’de çalışan az sayıda gazetecinin bildiği Houston’dan
kiralanan özel uçakla bir bavul paranın hikâyesini. Ne
tesadüfse genç bir adam pilotluk eğitimini bir çırpıda alıp ve uçmaya
başlamıştı.
Genç adamın nereye uçabileceği, uçağın menzilini bilen herkes
tarafından biliniyordu. Üşenmemiş o yıllarda oturup araştırmıştım.
Hatta paranın yattığı bankayı bile bulmuştuk. İçerden bir belge
çıkaramamış, dillendirememiştik. Ama Allah büyük o paraya İngiliz
hükümeti el koyarak yedirmemişti.
Peki, babanın ameliyat haberini annenin alışveriş merkezinde, çarşıda
aldığını hatırlıyor musun?
Sizlerin nasıl ayrı ayrı iş bağladığınız. Kardeşin Efe’nin ve kız
kardeşin Zeynep’in genç yaşta ticarete atılmanız.
Aynı bugünkü
iktidar çocukları gibi başarılı iş adamlarıydınız.
Hani Türkiye’ye bir
yabancı ülke tarafından verilen çok düşük faizli kredinin bir özel
bankaya aktarılmasında annenin fedakâr rolünü de açıklasana yahu.
Amcanız muhterem
dini bütün Korkut Özal bu haksız ve haram kazançlar bilmesine rağmen,
nasıl sustu neden hiç rahatsız olmadı bu günahlara? Gel
bir yiğitlik yap aileni ihbar et rüşvet ve yolsuzluk konusunda
soruşturma açtır.
Bakıyorum da o yıllar şimdiki iktidara çok benziyor.
Bir seferinde baban rahatsız olmuş Sabah gazetesinin başında olan Zafer
Mutlu’yu arayıp, Sabah’ta yazar Uluç Gürkan’ın işine son verilmesini
istemişti.
Bu dialogta baban önce Gürkan’ın adını vermemiş ve o “şeyin” işine son ver demiş.
Zafer Mutlu’da sanki gazete o “şeylerle” doluymuş
gibi “hangisi” diye sormuş, Uluç gazeteden ayrılmıştı. Bu konuşmayı Uluç kendisi
anlatmıştı, yazısında.
Şimdi ABD ürünü olan iktidar partisi de gazetecilere aynısını yapıyor.
Bekir Coşkun, Emin Çölaşan herkesin bildikleri. Basının hali ortada. Ne
diyebilirim.
İktidarın yanında o
yıllarda gene Cengiz Çandar vardı, babanın ayak işlerini yapardı.
Baban için kürtlere mesaj taşırdı.
O yıllarda da babanın yalaka basın takımı vardı. Gece kendilerini baban arar ve
onlara ne yazacaklarını söylerdi. Zaten Türk basını da o
yıllarda yozlaşmaya başlamıştı. Şimdi zirveye vurdu.
Aynı bugünlerde Erdoğan’ın yapmak istediği gibi baban iktidarı
kaybedeceğini görüp Çankaya’ya çıkmıştı.
Ama baban prostat kanseri ameliyatı olacakken yapayalnızdı yanında
partisinden tek kişi yoktu. Eskiden onu ordu halinde takip eden basın
yerine Houston’da Hürriyet’ten Doğan Uluç, Sabah’tan ben izliyordum.
Birde
Cumhurbaşkanları kanser olamaz diye haberi “Özal prostat ameliyatı
olacak” şeklinde yayınlanan Anadolu ajansı muhabiri Selim Atalay.
Biz Doğan ile ayıptır ayıp diye yazınca ANAP bir heyet oluşturup Mesut
Yılmaz ile babanı ziyarete gelmişti. Soygun kaynakları tükenmiş veya
çeşmenin başına başkaları geçmiş baban yalnız kalmıştı. Hatta korumalar
o yıllarda pizaya talim etmeye başlamıştı.
Ya Ahmet açıklayacaksak bunları açıklasak ta memlekete hizmet etsek.
Aynı takım şimdi AKP’de.
İstersen kendin için bir suç duyurusu ile işe başlayabilirsin.
|