Siyaset12 Eylül 2010 00:00

Gandhi Kemal'den Kemal Sunal'a; Referandum'dan Cumhurbaşkanlığına - Açık İstihbarat

%57 evet oyu çıkan, 12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleşen Anayasa  referandumu bize bir klişeyi tekrar hatırlattı : "Bir Oyun Önemi Var" Bu oy özellikle, "bir oyun bile önemi var" diyerek meydanlarda nutuk çeken ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na aitse. Siyasi hayatına "Gandhi Kemal" imgesi ile başlayan Kemal Bey ard arda yaptığı hatalarla , siyasetin "Kemal Sunal"'ı imgesine doğru hızla ilerliyor.   naproxennatrium go naproxen kruidvatarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenaabilify idippedut.dk abilify

Gandi Kemal'den Kemal Sunal'a; Referandumdan Cumhurbaşkanlığına

Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
%57 evet oyu çıkan, 12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleşen Anayasa  referandumu bize bir klişeyi tekrar hatırlattı : "Bir Oyun Önemi Var"

Bu oy özellikle, "bir oyun bile önemi var" diyerek meydanlarda nutuk çeken ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na aitse.

Siyasi hayatına "Gandhi Kemal" imgesi ile başlayan Kemal Bey ard arda yaptığı hatalarla , siyasetin "Kemal Sunal"'ı imgesine doğru hızla ilerliyor.

CHP'nin içinde kangreleşmiş sorunlar tek bir oy ile bir kez daha kamuoyunun suratına çarpıldı.
Kemal Bey'in CHP içindeki iktidarsızlığı her geçen gün biraz daha sırıtıyor ve bu "tek oy" bu vahametin son göstergesi oldu.

Daha önce, Kemal Bey'in CHP'ye Meclis'te yıllardır yanında çalışan sekreterini bile taşıyamadığını yazmıştık. Sekreterini bile belirleyemeyen Kemal Bey'in bugün içine düştüğü en hafif tabirle "komik" durumun arkasında işte bu iktidarsızlık ve dağınıklık yatıyor. "Polisler kaydımızı sildirmiş, haberimiz olmamış" gibi bahaneler ise içine düşülen aczi daha derinleştiriyor.

Bu referandumun en önemli sonuçlarından biri CHP lideri ile ilgili bir kırılma noktasını temsil edecek olmasıdır. AKP'ye karşı bir umut dalgası üzerinden siyaset sahnesine taşınan bu figürün artık siyaseti de, kendisini de, kendisine ümit bağlayan kitleleri de daha ciddiye alıp, siyasetin bir sadece bir "iyi dürüst adam imgesi" üzerinden yürütülemeyeceğini görmesi gerekiyor.

Referandumun genel sonuçları ile ilgili her iki uçtan onlarca analiz, yorum okuyacak olan okuyucularımıza bu referandumu önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bağımsız olarak değerlendirmemelerini tavsiye ediyoruz.

%58'inin AKP için "zafer", CHP için "hezimet" olup olmadığı tartışmaları bir çok laf kalabalığına sebep olacaktır. Önemli olan, referandumda olduğu gibi, ikinci turda , iki aday arasında bir "evet" / "hayır" dengesine oturacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne olacağıdır.

Netekim; bu referandumun kilit noktasındaki tartışma AKP'li Cumhurbaşkanı'nın yeni yargı sistemindeki atamalarda edineceği ağırlık olmuştur. 

Dolayısıyla; eğer AKP , Cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanını seçmeyi başaramazsa, bu referandumda edindiği "zafer"in bir anlamı kalmayacaktır.

Referandum sonuçlarının, "zafer"/"hezimet" polemiklerinden çıkarılıp, bu sonuçların AKP'nin bir sonraki Cumhurbaşkanını belirleme gücünün ne oranda göstergesi olduğunu masaya yatırmak gerekir.

%58 ; Cumhurbaşkanlığı seçiminde de, AKP'nin adayına benzer oranlarda oy anlamına gelir mi?

Eğer gelirse; o zaman AKP açısından sorun yok demektir.

Ama eğer bu %58'in tamamı sadece AKP'ye ait değilse ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri referandumda AKP tarafından ustaca pazarlanan unsurlara sahip olmayacak bir seçim olarak değerlendiriliyorsa;

referandumda çıkan sonuç AKP'nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk turda adayını seçtiremeyeceği anlamına gelir.

Peki ; ikinci tura geçildiğinde; büyük ihtimalle birinci sırada olacak AKP adayı ile ikinci sıradan ikinci tura katılacak aday arasındaki seçimin dinamiği yaşadığımız bu referanduma ne kadar benzer?

Yorumumuz...

EĞER;

1) MHP ve CHP ve hatta Saadet Cumhurbaşkanlığı seçimine ortak bir aday ile girerlerse,

2) Birinci madde gerçekleşmezse bile MHP, CHP ve Saadet ikinci turda, AKP adayı karşısında en çok oyu olan ikinci aday arkasında birleşirlerse,

3) İkinci sıradaki aday; toplumdan kopuk, Nişantaşı-Beşiktaş ekseninin ötesine hitap etmeyecek özelliklere sahip bir aday olmadığı sürece;

AKP'nin adayını Çankaya'ya çıkarması mümkün olmayacaktır.

Referandumda ortaya çıkan %58 içindeki; "demokrasi" ve diğer sebeplerle AKP'ye ödünç verilen oylar Cumhurbaşkanlığı seçiminde esas sahibine geri dönüş yapacaktır ki, bu AKP'nin ilk turda adayını seçtirememesi ve yukarıdaki mantık içerisinde ikinci turda seçimi kaybetmesi anlamını taşıyacaktır.

Referandum AKP 'ye karşı bir güvenoylamasına dönüştürülerek çok ciddi bir taktik hata yapılmıştır. AKP bu %58'in etinden, sütünden faydalanacak ve kendi hanesine yazmak için propagandanın bütün araçlarını kullanacaktır.

Bu sonuç karşısında karalar bağlayanların vizyonlarını ve stratejilerini Cumhurbaşkanlığı seçimi üzerine kurması gerekir.

%58, "iyimser" bir bakış açısı ile AKP'nin Cumhurbaşkanı'nı seçemeyeceğinin habercisidir ve Cumhurbaşkanı'nı seçemediği noktada da bu Anayasa değişikliği ile hedeflediği iddia edilen yargıyı ele geçirme operasyonu boşa çıkacaktır.

AKP'yi Cumhurbaşkanlığı seçimini iki turlu hale getirecek değişikliğe yönlendirenlerin; AKP'yi kontrolsüz bir güç haline dönüşme ihtimaline karşı yedeklemek isteyecek güçler olabileceğini de unutmamak gerekir. Bu durumda  AKP, AKP dışı bir Cumhurbaşkanlığı ile dengelenecektir. Toplumun yarısının istim üzerinde tutularak gerekleştirilecek bir dönüşüm projesinin riskinin farkına varan güçlerin kurguladığı,  herkesi tatmin edecek  bir orta yol ile karşı karşıya olabiliriz.

Bu tablo karşısında; AKP karşıtı toplumsal cephenin baştan veya şartlar gereği ikinci turda arkasında duracağı ismin kim olacağı konusu önümüzdeki dönemin en önemli sorusudur.

Bu isim doğru seçildiği takdirde, referandumda kaybedenler aslında kazandıklarının farkına varacak; sevinenler ise maçın 90 dakika olduğunu unutmanın bedelini ödeyeceklerdir.

Bu oyunda , en önemli oyuna sahip çıkamayan bir CHP ne derece etkili olabilir?

Referandum sonucundan çok, bizi en çok endişelendiren soru tam da  budur. 

Açık İstihbarat



Açık İstihbarat @ 2010