Gülen Hareketi ... - Ali İhsan Gürcihan
Demokrasi ve kültürler arası diyalog gibi güzel söylemleri kendilerine maske yaparak Türkiye'de ve diğer Türk ya da Müslüman ülkelerde, esasen küresel güç odaklarına daha uygun zemin hazırlamaya çalışan ve düşündüğümüzden çok daha güçlü özel bir çalışma görüntüsü içersindedir. Cumhuriyet'imizin laik kuruluş yapısını ve Ulus yaratma felsefesini bir türlü benimseyemeyenlerin, Millet değil yeniden Ümmet olma hayalini yaşayanların önünü açmaya gayret gösteren ve bu amaçlarını da son aşamaya kadar gizlemeye çalışan aldatmaca bir senaryo izlenimini vermektedir. discount drug coupons click free discount prescription carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena
|
(Açık İstihbarat : Hanefi Avcı'nın kitabı ile yeniden gündeme oturan Gülen Hareketi ile ilgili,
senelerdir değerlendirmelerde bulunan yazarımız Ali İhsan Gürcihan'ın 04.05.2009 tarihli yazısını tekrar
okurlarımızın dikkatine sunuyoruz)
32 nci Gün programında Gülen Hareketi'nin tartışıldığını ve bazı kişilerce bu hareketin ve anılan şahsın hararetle savunulduğunu izledim. Programa katılmaya beni de davet etmişlerdi.
Ani yapılan bu davete gitmem ne yazık ki mümkün olmadı.
Tartışılan önemli bir konuda düşüncelerimi açıklama fırsatını kaçırdığım için üzüldüğümü de belirtmek isterim. Ancak, konu hakkındaki, düşüncelerimi en azından bu mütevazi köşede bir defa daha özet olarak sizlerle paylaşmayı düşündüm. Kanaatimce; Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir ki, özellikle son 10 yıldır meydana gelen bazı toplumsal değişimler ile sözüm ona siyasi, ticari ve kültürel faaliyetler, Gülen Hareketi'nin samimi bir inanç hareketi olmaktan öte, amaca ulaşmak için inançları çok ustaca istismar eden ve kullanan güdümlü bir hareket olduğu görüşünü kuvvetlendirmektedir. Bu ülkede tabandan, tepe noktasına doğru her kademeye ulaşmak üzere sabırla insan yetiştirmeyi ve bu insanları da etkin noktalara yerleştirmeyi esas alan uzun vadeli bir çalışma olduğuna dair ciddi endişeler bulunmaktadır. Geçmişte basında çıkan haberlerden anlaşıldığına göre, Askeri Okullara, Polis Okullarına dahi sızmaya çalışılması bu amacın önemli bir belirtisi olarak gözükmektedir. Demokrasi ve kültürler arası diyalog gibi güzel söylemleri kendilerine maske yaparak Türkiye'de ve diğer Türk ya da Müslüman ülkelerde, esasen küresel güç odaklarına daha uygun zemin hazırlamaya çalışan ve düşündüğümüzden çok daha güçlü özel bir çalışma görüntüsü içersindedir. Cumhuriyet'imizin laik kuruluş yapısını ve Ulus yaratma felsefesini bir türlü benimseyemeyenlerin, Millet değil yeniden Ümmet olma hayalini yaşayanların önünü açmaya gayret gösteren ve bu amaçlarını da son aşamaya kadar gizlemeye çalışan aldatmaca bir senaryo izlenimini vermektedir. Her ne kadar aksi iddia edilse de, söylem ve eylemlerine bakıldığında öncelikli hedeflerinin; Üniter Devlet yapımız ve Türk Silahlı Kuvvetleri olduğu kanaati her geçen gün biraz daha güçlenmektedir. Yandaş basının haber içerikleri ve bir psikolojik savaşı andıran dolaylı yöntemleri bu açıdan ibret dolu ve dikkat çekicidir.
Daha da tehlikelisi, artık kendilerini eleştiren ve hele mücadele etmeye yeltenenleri dolaylı yaklaşımlarla, maddi ve manevi açıdan ciddi zararlara sokacak güçte olduklarına dair kuşkular yaşanmaktadır.
|
||||