Siyaset7 Eylül 2010 00:00

Kayıplardan Son Haberler - Rıfat Serdaroğlu

Mehmet Bey, yıllardır kayıp, ülke yangın yerine dönmüş, taştan ses var, Ağar’dan tık yok. Sonunda konuştu. Konuştu konuşmasına ama “top” yani “futbol” için konuştu. Kendisi için en önemli ülke meselesi  olan futbol takımının başına “Fatih Terim” gelsin diye beyanat verdi. Ah be Mehmet Bey, birde referandum için ne düşünüyorsunuz, en azından sizi bağımsız olarak milletvekili yapan Elazığlılara bir mesajınız var mı?  Bunları da söyleseniz ne olur? Tayyip ağabeyiniz mi  kızar ? cleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgrenovation vejle renovation skive renovabuscopan link buscopan plus

Kayıplardan Son Haberler

Rıfat Serdaroğlu - Ege'de Son Söz

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

07.09.2010



Türkiye  en karışık, en karanlık dönemini yaşıyor. Yıllarca önceden  beri çalışan, örgütlenen ve belli bir plan programla devletin en önemli kadrolarına sızan “Karşı Devrimciler”, arkalarına Anayasa ve yasalara göre kurulması yasak olan tarikat-cemaatleri de alarak, Türkiye Cumhuriyetine kendilerince son darbeyi vurmaya hazırlanıyorlar. Hedef olarak seçtikleri ise, Yüksek Yargı’yı ele geçirmeyi planladıkları 12 Eylül referandumu.

Türk Milletinin  Atatürk’ün yolunda  Çağdaş, İlerici, Lâik Cumhuriyet, Demokrat, Sosyal Hukuk Devleti, Bağımsız ve Özgür olarak yaşamasını isteyen bizler, bu ortaçağ kalıntılarına karşı her şeyimizle mücadele ediyoruz. Türk Milletinin sağduyusu ve kararlılığıyla bu işin üstesinden de başarıyla geleceğimizi artık daha net olarak görüyorum.

Benim merak ettiğim, geldikleri makamları Cumhuriyet Rejimine borçlu olan ve bu ülkede Başbakanlık, Genel Başkanlık, Bakanlık, Milletvekilliği, Üst Düzey Bürokrat olarak görev yapmış kişilerin ve Üniversitelerin, Sivil Toplum Örgütlerinin, Bilim İnsanlarının, özellikle Kadın örgütlerinin mezbahanın önünde kesilmek için sıra bekleyen “kuzucuklar” gibi sessizce beklemeleridir.

Neyi beklediklerini bir anlayabilsem, merakımı gidereceğim ama, dediğim gibi bir anlayabilsem!..

Konumunu ve tarafını belli edip kamuoyu ile paylaşanlardan bazılarından bahsetmiştim, onların bir kısmı sessizliğe büründüler, son durumlarına beraberce bakalım:

Tansu Çiller-Eski Başbakan:

Tansu Hanım ve Özer Bey’in, Başbakan Erdoğan ve Emine Hanımı boğazdaki yalılarında misafir etmelerini ve kooperatifin imar durumunu çözümlemeleri sebebiyle, Çiller ailesinin 500-550 Milyon Dolarlık artı değere sahip olmalarını daha önce yazmıştım.

İki taraftan da bir yalanlama veya tekzip gelmedi.

Tansu Hanımın adamı Süleyman Soylu(!) morali bozularak, aldığı emir ve ücret karşılığı dolaşmaya devam ediyor. Fakat gittiği yerde AKP örgütleri bile artık onu karşılamıyorlar, haber değeri kalmadı, sadece cemaatin ücretsiz dağıtılan gazetesi bu çocuktan bahsediyor.

Kooperatifte ise ufaktan ufaktan inşaat devam ediyor, ayıp olmasın diye esas inşaata 12 Eylül’den sonra hız verecekler.

Tansu Hanımda yasak savar gibi bir kez, beyanat verdi, “benim oyum evet” dedi, bu beyanat da aynen adamı Soylunun ki gibi yalnızca cemaat gazetelerinde yer aldı.

Anlayacağınız bu cenahta maddi işler(tamamen duygusal)çok  iyi, referandum için ise moraller çok bozuk!..


Ahmet Özal-Demokrat Parti Genel Başkan Vekili: (İşvereni Barzani olan kişi)


Ahmet Bey’in  sinir sistemindeki bozukluk devam ediyor. Tıpkı Cem Uzan’la kapıştığı günlerdeki gibi egzamaları azdı. Yavaş ve duyulmayacak bir sesle “evet” demeye devam ediyor. Referandum çalışmalarına 12 Eylül’den sonra devam edecek! (Hiç zahmet etmesin)

PKK terör örgütü ve uyuşturucu kaçakçısı çetenin ev sahibi Barzani Amcası ile bir daha görüşemedi. Kuzey Irak’la ilgili yeni projeleri oluşturuyor. Başbakanın yakınlarıyla arası gayet iyi. Önümüzdeki seçimde AKP’den Malatya adayı olabilmenin temasları yapılıyor. Haydi hayırlısı…

Mehmet Ağar-Doğruyol Partisi eski Genel Başkanı- eski Bakan:

Bir arkadaşım sabahın köründe aradı; “müjde, eski genel başkan Hürriyet gazetesine konuşmuş” dedi.

Sevinçle gazeteyi okumaya başladım, işte o anda yıkıldım.

Mehmet Bey, yıllardır kayıp, ülke yangın yerine dönmüş, taştan ses var, Ağar’dan tık yok. Sonunda konuştu. Konuştu konuşmasına ama “top” yani “futbol” için konuştu. Kendisi için en önemli ülke meselesi  olan futbol takımının başına “Fatih Terim” gelsin diye beyanat verdi.

Ah be Mehmet Bey, birde referandum için ne düşünüyorsunuz, en azından sizi bağımsız olarak milletvekili yapan Elazığlılara bir mesajınız var mı?  Bunları da söyleseniz ne olur? Tayyip ağabeyiniz mi  kızar ?

Haydi bizi meraktan kurtarın Mehmet Bey, lütfen yerini belli edin. Yoksa size de konuşma yasağı mı kondu?..

Aydın Menderes:

Tayyip Bey’in destekçisi ve “verilecek her evet oyu, babamın ruhuna okunacak bir fatihadır” diye konuşan ve Fethullah Hoca’dan sonra “Ahret’ten” referandum için yardım isteyen ikinci mübarek kişi olan Aydın Bey, Yeni Asır Gazetesinde haftada üç gün yazmaya başladı. İkinci yazısı “vazgeçilmezlerim” başlıklı yazısının son paragrafını herhalde kendi yazmadı.

Neymiş Aydın Bey’in vazgeçilmezleri;

*KKTC’den ödün verilemez.Adadaki Türk Askerinin sayısı azaltılamaz.
(AKP ‘Yes be annemcilerle birlikte bunların tam aksine imza attı)

*Irak’ın bölünmesi asla kabul edilemez.
(Dış işleri Bakanının kendisi, Kürdistan Başkanı diye Barzani’ye ‘Kak’ diyor)

*Karabağ meselesi çözülmeden Ermenistan’la hiçbir anlaşma yapılamaz.
(Aydın Bey siz bu maddeyi birde Azerbaycan’a sorsanız)

*Dış Politikada önce almadan, hiçbir şey verilmez.
( AKP; 12 mili savaş sebebi olmaktan çıkaracak, sizce ne aldık?)

*Türkiye’nin Ulus ve Üniter Devlet özelliğinden asla ödün verilemez.
(Aman Aydın Bey bu söylediğinizi lütfen Barzani ve Talabani duymasın, Tayyip Bey’le aranız bozulabilir)


*Tek Devlet, Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan ilkesinin dışına çıkılamaz.
(Apo ile yapılan pazarlıkta bunların çoğunun üstü çizildi Aydın Bey. Osman Baydemir’e sorun.)

Bunların hepsinde sizin gibi düşünüyorum, iyi de son paragrafta

AKP bunların hepsinde doğru kararlar almıştır

demek ne oluyor?

Bu kadar mı sıkıntıdasınız? Yamuk ağaçtan, düz baston çıkmaz Aydın Bey. Çakırbeyli’de çalışanlara bir sorun bakalım.

Aydın Bey sizin en hassas olduğunuz konu, “doğruluk dürüstlük ve namuslu” olmaktır.

Bizler haber alamıyoruz, fakat siz AKP Hükümetine yakınsınız.

Baksanıza, Başbakan evinize geliyor, o bırakıyor, Cumhurbaşkanı çiftliğinize geliyor, sizin haber almanız mümkün; Şu, milletin sadaka paralarının dolandırıldığı ve Almanya’daki bazı sorumlularının hapse atıldığı davanın Türkiye’deki ayağı olan dava ne durumda?

Lütfen bizi meraktan kurtarın. Özel olarak bilgi vermeniz gerekmez. Başbakanın damadının başında bulunduğu, Ahmet Çalık Bey’in patron olduğu yeni gazeteniz Yeni Asır’daki köşenizde yazarsanız bize nasılsa haber veririler!..

Tribün Paşası Büyükanıt-eski Genelkurmay Başkanı:

Başbakan Erdoğan’ın “sırdaşı” , madalyalı ve audi arabalı paşasını geçen gün hüngür hüngür ağlarken görmüşler.

"Hayrola Paşam, Silivri’de boşu boşuna yatan silah arkadaşlarınız mı aklınıza geldi" diye sormuşlar?

Cevap; "Yok be kardeşim bana ne Silivri’den.  Ben yanarım  yanarım, uzatmada yediğimiz gole yanarım. Aziz Bey de, ben de neredeyse kalp krizi geçirecektik. Gitti Avrupa maceramız yahu!..."

İbretlik olaylar bunlar, başka hiçbir ülkede bulamazsınız…

Sağlık ve başarı dileklerimle 


Açık İstihbarat @ 2010