|
|
Türkiye en
karışık, en karanlık dönemini yaşıyor. Yıllarca önceden beri
çalışan, örgütlenen ve belli bir plan programla devletin en önemli kadrolarına
sızan “Karşı Devrimciler”,
arkalarına Anayasa ve yasalara göre kurulması yasak olan
tarikat-cemaatleri de alarak, Türkiye Cumhuriyetine kendilerince son
darbeyi vurmaya hazırlanıyorlar. Hedef olarak seçtikleri ise, Yüksek
Yargı’yı ele geçirmeyi planladıkları 12 Eylül referandumu.
Türk Milletinin Atatürk’ün
yolunda Çağdaş, İlerici, Lâik Cumhuriyet,
Demokrat, Sosyal Hukuk Devleti, Bağımsız ve Özgür olarak yaşamasını
isteyen bizler, bu ortaçağ kalıntılarına karşı her şeyimizle mücadele
ediyoruz. Türk Milletinin sağduyusu ve kararlılığıyla bu işin
üstesinden de başarıyla geleceğimizi artık daha net olarak görüyorum.
Benim merak ettiğim, geldikleri makamları
Cumhuriyet Rejimine borçlu olan ve bu ülkede Başbakanlık, Genel
Başkanlık, Bakanlık, Milletvekilliği, Üst Düzey Bürokrat olarak görev
yapmış kişilerin ve Üniversitelerin, Sivil Toplum Örgütlerinin, Bilim
İnsanlarının, özellikle Kadın örgütlerinin mezbahanın önünde kesilmek
için sıra bekleyen “kuzucuklar”
gibi sessizce beklemeleridir.
Neyi beklediklerini bir anlayabilsem, merakımı gidereceğim ama, dediğim
gibi bir anlayabilsem!..
Konumunu ve tarafını belli edip kamuoyu ile
paylaşanlardan bazılarından bahsetmiştim, onların bir kısmı sessizliğe
büründüler, son durumlarına beraberce bakalım:
Tansu Çiller-Eski Başbakan:
Tansu Hanım ve Özer Bey’in, Başbakan Erdoğan ve Emine Hanımı boğazdaki
yalılarında misafir etmelerini ve kooperatifin imar durumunu
çözümlemeleri sebebiyle, Çiller ailesinin 500-550 Milyon Dolarlık artı
değere sahip olmalarını daha önce yazmıştım.
İki taraftan da bir yalanlama veya tekzip gelmedi.
Tansu Hanımın adamı
Süleyman Soylu(!) morali bozularak, aldığı emir ve ücret karşılığı
dolaşmaya devam ediyor. Fakat gittiği yerde AKP örgütleri
bile artık onu karşılamıyorlar, haber değeri kalmadı, sadece cemaatin
ücretsiz dağıtılan gazetesi bu çocuktan bahsediyor.
Kooperatifte ise ufaktan ufaktan inşaat devam ediyor, ayıp olmasın diye
esas inşaata 12 Eylül’den sonra hız verecekler.
Tansu Hanımda yasak savar gibi bir kez, beyanat verdi, “benim oyum evet”
dedi, bu beyanat da aynen adamı Soylunun ki gibi yalnızca cemaat
gazetelerinde yer aldı.
Anlayacağınız bu cenahta maddi işler(tamamen duygusal)çok
iyi, referandum için ise
moraller çok bozuk!..
Ahmet Özal-Demokrat Parti Genel Başkan Vekili: (İşvereni Barzani olan
kişi)
Ahmet Bey’in sinir sistemindeki
bozukluk devam ediyor. Tıpkı Cem Uzan’la kapıştığı günlerdeki gibi
egzamaları azdı. Yavaş ve duyulmayacak bir sesle “evet”
demeye devam ediyor. Referandum çalışmalarına 12 Eylül’den sonra devam
edecek! (Hiç zahmet etmesin)
PKK terör örgütü ve uyuşturucu kaçakçısı çetenin ev sahibi Barzani
Amcası ile bir daha görüşemedi. Kuzey Irak’la ilgili yeni projeleri
oluşturuyor. Başbakanın yakınlarıyla arası gayet iyi. Önümüzdeki
seçimde AKP’den Malatya adayı olabilmenin temasları yapılıyor. Haydi
hayırlısı…
Mehmet Ağar-Doğruyol Partisi
eski Genel Başkanı- eski Bakan:
Bir arkadaşım sabahın köründe aradı; “müjde, eski genel başkan
Hürriyet gazetesine konuşmuş” dedi.
Sevinçle gazeteyi okumaya başladım, işte o anda yıkıldım.
Mehmet Bey,
yıllardır kayıp, ülke yangın yerine dönmüş, taştan ses var, Ağar’dan
tık yok. Sonunda konuştu. Konuştu konuşmasına ama “top”
yani “futbol” için konuştu. Kendisi için en önemli
ülke meselesi olan futbol takımının
başına “Fatih Terim”
gelsin diye beyanat verdi.
Ah be Mehmet Bey, birde referandum için ne düşünüyorsunuz, en azından
sizi bağımsız olarak milletvekili yapan Elazığlılara bir mesajınız var
mı? Bunları da söyleseniz ne olur?
Tayyip ağabeyiniz mi kızar ?
Haydi bizi meraktan kurtarın Mehmet Bey, lütfen yerini belli edin.
Yoksa size de konuşma yasağı mı kondu?..
Aydın Menderes:
Tayyip Bey’in destekçisi ve “verilecek her evet oyu, babamın
ruhuna okunacak bir fatihadır”
diye konuşan ve Fethullah Hoca’dan sonra “Ahret’ten” referandum için
yardım isteyen ikinci mübarek kişi olan Aydın Bey, Yeni
Asır Gazetesinde haftada üç gün yazmaya başladı. İkinci yazısı
“vazgeçilmezlerim” başlıklı yazısının son paragrafını herhalde kendi
yazmadı.
Neymiş Aydın Bey’in vazgeçilmezleri;
*KKTC’den ödün verilemez.Adadaki Türk Askerinin sayısı azaltılamaz.
(AKP ‘Yes be annemcilerle birlikte
bunların tam aksine imza attı)
*Irak’ın bölünmesi asla kabul edilemez.
(Dış
işleri Bakanının kendisi, Kürdistan Başkanı diye Barzani’ye ‘Kak’ diyor)
*Karabağ meselesi çözülmeden Ermenistan’la hiçbir anlaşma yapılamaz.
(Aydın Bey siz bu maddeyi birde
Azerbaycan’a sorsanız)
*Dış Politikada önce almadan, hiçbir şey verilmez.
(
AKP; 12 mili savaş sebebi olmaktan çıkaracak, sizce ne aldık?)
*Türkiye’nin Ulus ve Üniter Devlet özelliğinden asla ödün verilemez.
(Aman Aydın Bey bu söylediğinizi
lütfen Barzani ve Talabani duymasın, Tayyip Bey’le aranız bozulabilir)
*Tek Devlet, Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan ilkesinin dışına
çıkılamaz.
(Apo ile yapılan pazarlıkta bunların
çoğunun üstü çizildi Aydın Bey. Osman Baydemir’e
sorun.)
Bunların hepsinde sizin gibi düşünüyorum, iyi
de son paragrafta
“AKP bunların hepsinde doğru kararlar almıştır”
demek ne oluyor?
Bu kadar mı sıkıntıdasınız? Yamuk ağaçtan, düz baston çıkmaz Aydın Bey.
Çakırbeyli’de çalışanlara bir sorun bakalım.
Aydın Bey sizin en hassas olduğunuz konu, “doğruluk dürüstlük ve
namuslu” olmaktır.
Bizler haber alamıyoruz, fakat siz AKP Hükümetine yakınsınız.
Baksanıza, Başbakan
evinize geliyor, o bırakıyor, Cumhurbaşkanı çiftliğinize geliyor, sizin
haber almanız mümkün; Şu, milletin sadaka paralarının
dolandırıldığı ve Almanya’daki bazı sorumlularının hapse atıldığı
davanın Türkiye’deki ayağı olan dava ne durumda?
Lütfen bizi meraktan kurtarın. Özel olarak bilgi vermeniz gerekmez. Başbakanın damadının başında
bulunduğu, Ahmet Çalık Bey’in patron olduğu yeni gazeteniz Yeni
Asır’daki köşenizde yazarsanız bize nasılsa haber veririler!..
Tribün Paşası Büyükanıt-eski Genelkurmay
Başkanı:
Başbakan Erdoğan’ın “sırdaşı” , madalyalı
ve audi arabalı paşasını geçen
gün hüngür hüngür ağlarken görmüşler.
"Hayrola Paşam,
Silivri’de boşu boşuna yatan silah arkadaşlarınız mı aklınıza geldi"
diye sormuşlar?
Cevap; "Yok be kardeşim bana ne
Silivri’den. Ben yanarım yanarım, uzatmada
yediğimiz gole yanarım. Aziz Bey de, ben de neredeyse kalp krizi
geçirecektik. Gitti Avrupa maceramız yahu!..."
İbretlik olaylar bunlar, başka hiçbir ülkede
bulamazsınız…
Sağlık ve başarı dileklerimle
|