“Taraf”laşan Cumhuriyet ve Yeniçağ-Kaan Turhan
Yeniçağ, soğuk savaş artığı Amerikan ideolojisi Türk İslam sentezine döndükçe, “fethullahçılara dokunmayalım yanarız!” düşüncesine iten ölü toprağını üzerinden atmadıkça, Silivri’deki özel soruşturmayı göremez. Emperyalizmin Türkiye’ye girdiği büyük kapı olan Ergenekon davasının önemini kavrayamaz cialis coupons printable link discount prescription drug cardnaproxennatrium site naproxen kruidvatcleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg
Yazdıkça silindiğimiz, söyledikçe gömüldüğümüz öyle ‘sapkın bir süreç’ yaşıyoruz ki! “Yanlış gördüğümüz için mi yalnızlık?” diyorum kimi zaman. Ama öyle değil kuşkusuz! Varlık ve yokluk savaşımında, gelecek kuşakların eline kalacak birkaç belge bırakmak, ders vermek, güç de olsa onurlu yaşamak için varız. Siyaseti, gidişatı etkilemek ne denli olanaklı bu kadar liberalin, satılık kalemin ve aymazın içinde, düşünüyorum. Sesli, yürekten ve belki de acımasız. Şuramıza bir şey düğümleniyor. Kala kalıyoruz soluksuz. Silivri sürgünleri, başbakanın dediği “özel soruşturma” alanında emperyalizmin günahlarında dövülüyorlar. Sessiz savaş aleni ve serbestçe sürüyor. Geldik, gördük, yendik diyen emperyalizm Türkiye’de at oynatıyor. Bunca kirliliğe rağmen yaşıyor olmak ne kadar zor keşke anlatılabilse! Duygularınız, sinirleriniz, düşünceleriniz kaskatı kesilmiş durumda. Özel soruşturmanın, özel savcıları var, özel avukatları var, özel siyasetçileri var, özel askerleri var, özel kalemleri var, özel baronları var, özel yayınları var! Emperyalizmin, NED, Soros, uluslararası liberal birlikler vs. aracılığıyla güçlendirdiği, maaşa bağladığı “entelektüel fahişeler” gündemi belirliyor, soruşturmayı yönlendiriyor.
CIA güdümlü ve çarpıtılmış bilgiler, silahlı kuvvetleri; ‘alçaktır’, ‘halkına pusu kurar’, ‘balyoz indirir’, ‘mayını kendi askerini öldürmek için döşer’ gibi nice ‘suçla’ sarmalayıp yuvarlar uçurumun kıyısına. Yeni Osmanlı misyonuna bağlanmış iç ve dışişleri, “Türkiye’nin Türksüzleştirilmesi” operasyonunda yeni yeni görevler üstlenirken; bağlı kuruluşlar ve kurumlar da bu sürece fethullahçı-liberal örgütlenmeyle hazırola çekilmiştir! Özel kalemler yazar, ihbar eder: özel savcı buyurur, Fethullah’ın copları gece yarısı Türk aydını, Türk askeri avına çıkar. Onlarca asker intihar ederken, Özel Harekâtçı Behçet Oktay öldürülürken, özel soruşturmanın mikrobuna dayanamayan aydınlar kanserden, hastalıktan yaşamını yitirir, liberal seyreder ve keyiflenir! Öldürülen aslında bir ulusun belleği, bir ulusun aydın hareketidir. Hedef, Türkiye’yi, yalnızlaştırma ve emperyalist projelerin av sahalarında taşeronlaştırmaktır. Çözüldükçe, kimliksizleştikçe av sahasında hem taşeron avcı hem de açık seçik yem olduğumuz açıktır.
Emperyalizmin özel iktidarı AKP’nin güdümünde, özel yayınlardan olan Zaman, Taraf, Yeni Şafak, Star, Bugün, Aksiyon, Samanyolu, Mehtap, Kanal 7, Tvnet vs. öylesine bir savaş alanı yaratmıştır ki, gerçekleri “ucundan” görebilme yetisi olan Cumhuriyet, Yeniçağ gazetelerini de biçimlendirmiştir. Namussuzlar, namuslunun davranışlarını bu Silivri özel soruşturmasında belirliyor çünkü! Allah’tan Sözcü, Aydınlık, Ulusal Kanal gibi direniş abideleri var da soluk alabiliyoruz. Cumhuriyet, liberal kanadın, özelde Almancı genelde Avrupacı ekolün etkin olduğu bir yayın çizgisinde diretiyor. Ergin Yıldızoğlu, İlhan Taşçı, Deniz Som, Işık Kansu, Mehmet Faraç, Ümit Zileli gibi kalemler sayesinde okunur bir hal alıyor. Korkut Boratav, İzzettin Önder, Bertan Onaran’ın kovulmasından sonra, emperyalizm ahtapotunun kollarını iyice hissetmiştik. Silivri sürgünü genç cumhuriyetçilerden Mustafa Balbay’ın, Ankara temsilciliğinden uzaklaştırılması; “genç subaylar rahatsız”dan, bünyenin “genç cumhuriyetçilerden rahatsızlığı”na uzanmasının delili oldu.
Pazar ekindeki liberal, ikinci cumhuriyetçi haber ve yazıların, kültür sayfasının dibe vurmasının, AB destekli “Sürdürülebilir Yaşam” ekinin hesabını kim tutuyor ve kimler bu liberal çizgiyi besleyip büyütüyor? Kaan Arslanoğlu’nun Sol’da sorduğu gibi, kimler Berat Günçıkan’ların sırtını sıvazlıyor, ‘yürüyün olabildiğince geniş’ diyor? Örneğin; Strateji Eki kapanmadan önce “Emperyalizmin Güdümünde Sarı Sendikalar” yazımın yayımlanmasını engelleyip, bir daha yazılarımın yayımlanmaması kararını alanlarla “Yeni Osmanlı Misyonu’yla Kürdistan İnşası Ergenekon ve Fethullah” kitabımı görmezden gelenler; Balbay’ı savunamayıp üstüne üstlük görevinden de uzaklaştıranlar, Silivri sürgünü Sevgi Erenerol’un, devrim şehidi Necip Hablemitoğlu’nun ölüm yıldönümünde “yaşasaydı o da burada olurdu” sözlerini makaslayanlar, Bertan Onaran’ın ikinci kitabım ‘Sivil Casus’u tanıttığı yazısının taşra baskısında yer almasını, Ankara baskısında yerine reklam almayı tercih etmesi fikrini gündeme getirenler, Deniz Berktay’ın Rusya’daki fethullahçı okullarla ilgili haberinin taşra baskısına ötelenmesini sağlayanlar Cumhuriyet’i “Taraf”laştırıyor!
Yeniçağ, soğuk savaş artığı Amerikan ideolojisi Türk İslam sentezine döndükçe, “fethullahçılara dokunmayalım yanarız!” düşüncesine iten ölü toprağını üzerinden atmadıkça, Silivri’deki özel soruşturmayı göremez. Emperyalizmin Türkiye’ye girdiği büyük kapı olan Ergenekon davasının önemini kavrayamaz. “Yeni Osmanlı Misyonu’yla Kürdistan İnşası Ergenekon ve Fethullah” kitabım çıkınca, yazarlarından birisinin; “çok iyi ama nerede yazacağız” demesi her şeyi özetler sanırım. Adnan Oktar’ın ilanlarıyla, hocaefendilerine kucak açmasıyla Yeniçağ da “Taraf”laşma yolunda!
“Taraf”laşarak, Türkiye’yi kaybediyoruz! Özel soruşturmanın özelliklerini ve özelini çözümleyemedikçe, böylesine işbirlikçi bir yaşam biçiminin bizi de yutacak canavara dönüşeceğini öngörmek çok güç değil!