Dış Politika1 Eylül 2010 00:00

Sinirlioğlu Yahudi Lobisine Hangi Mesajı Götürdü?-Tülin Dalaoğlu

<p> <font size="4">&quot;<b>Hükümet, İsrail&rsquo;e karşı sert söylemlerine son verme kararı aldı, AKP&rsquo;nin, Mavi Marmara olayını geride bırakıp, İsrail&rsquo;le ilişkileri normalleştirme arzusunda...&quot; </b></font></p> <div style="display:none">cialis 5mg prix en pharmacie <a href="http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie">http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie</a> cialis 5mg prix en pharmacie</div><div style="display:none">buscopan <a href="http://www.floridafriendlyplants.com/Blog/page/buscopan-hund-0ZH.aspx">floridafriendlyplants.com</a> buscopan plus</div><div style="display:none">arcoxia 90 mg wikipedia <a href="http://www.speeddatingmixers.co.uk/blog/blog/page/Arcoxia-90" rel="nofollow">site</a> arcoxia cena</div><div style="display:none">kamagra <a href="http://exlim.net/wj/page/kamagra-gel-6V4.aspx">kamagra 100mg</a> kamagra gel</div>

Türkiye’nin iç ve dış dinamiklerini birbirinden ayırarak olana-bitene anlamlar çıkarmak olacak iş değil. Olmuyor da zaten...Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’nun, geçen hafta, Washington temasları ardından konuştuğum Amerikalılardan aldığım izlenim de doğrusu bu kanaatimi pekiştirdi. Amerikan başkentinden görüldüğü kadarı ile bürokratların taşıdığı mesajlar yerine - siyasi iktidarın kendinden doğrudan gelmedikçe - artık hiç bir şeye mutlak itibar edilmiyor.

Hani şu devlet erkanının nasıl işlediğini iyi bildiğimizden dem vurarız; devletin tüm kurumları ve çalışanları ile bir bütün olduğunu söyleyerek gurur duyarız ya, unutun. AKP’nin Türkiye’si diye birşey var ortada artık. Herkesin dilinde bir “geçiş,” “dönüşüm,” dönemi diye laf dolanırken, Erdoğan hükümeti sayesinde sağlanan “sivilleşmenin” nasıl bir sonuç doğuracağına dair “bilinmez” denklemlerden bahsediliyor. Hal bu olunca, Amerikalılar da Sinirlioğlu’nun “çok iyi bir diplomat” olduğuna vurgu yaparlarken, Türkiye’de bürokratların – mevcut durumda - ülke politikalarında ne kadar söz hakkı sahibi olduğuna dair soru işaretlerinin olduğuna dikkat çekiyorlar...

 

Mesela, Sinirlioğlu’nun, Amerikalıların, Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde İran’a yeni bir tur yaptırım uygulanmasını isteyen kararın oylamasında “hayır” oyu kullanmasını “yanlış anladığı” üzerinde durduğuna dikkat çekiliyor. Adının açıklanmasını istemeyen bir yetkili, Sinirlioğlu’nun, Türkiye’nin yaptırımlara karşı olmadığını, “oylamanın zamanlaması yüzünden hayır oyu kullanmak zorunda kaldığını,” aktardığını söyledi. Ancak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, Türkiye’nin, yaptırımlara kategorik olarak karşı olduğunu defaatle söylediğini de lafın bitimine iliştirerek. Bilmediklerimizi bilemeyiz, ama aktarıldığı kadarıyla Amerika ve Türkiye arasında İran meselesine yaklaşımlar hususunda görüş ayrılıkları devam ediyor.

Tabii, Amerikan Savunma Bakanlığı için İran açmazının bir başka bacağı daha var. Amerikalılar, Türkiye’nin, İran’a karşı Avrupa’yı savunma amaçlı kurulacak “füze kalkan” projesinin bir bacağının kendi topraklarında inşasına eylül ayı içinde karar vermesini bekliyorlar. Olmadı, Türkiye, ikinci defa İran lehinde karar vermiş olacaktır deniyor. Sıkıntı var. Sinirlioğlu ile temaslar sonrası somut bir karara varıldı mı, bilemiyorum. Bana konuşan olmadı. Ama bu görüşme öncesinde yaptığım sohbette, Türkiye’nin "sivilleşmesinin" özellikle askeri alanda işbirliği hususunda bir karmaşa yarattığına dikkat çekilmişti.

Amerikalı bir yetkili, Türkiye’de, askerin tamamen sivil idarenin yönetimine geçtiğini belirtirken, “ama problem şu ki askerler bu gibi konuların (füze kalkan projesi) stratejik öneminden tutun da teknik detaylarına kadar bütün aşamalarına hakim olurken sivil idarede aynı kompetanlık yok. Türk tarafında şimdi muhatabımızın kim olduğundan bile çok emin değiliz,” diyor. Bir de şu var: Sinirlioğlu, Türkiye’nin, İran’ın nükleer silaha sahip olmasına karşı olduğunu aktarırken; bu meselenin Türkiye için “öncelikli” bir tehdit unsuru olmadığını da aktarmış. Amerikalılar da Türkiye’nin coğrafyasından kaynaklanan açmazlarına anlayışla yaklaştıklarını ifade etseler de “yeni Türkiye’nin nasıl bir strateji izlemeye çalıştığından çok emin olamıyoruz,” diyorlar.

Dışişleri Bakanlığı müsteşarının, Yahudi kuruluşlarından küçük bir grupla yaptığı yuvarlak masa görüşmesinden de benzeri bir sonuç çıkmış. Toplantıya katılanlardan öğrendiğim kadarıyla Sinirlioğlu, “Hükümet, İsrail’e karşı sert söylemlerine son verme kararı aldı,” diye bir mesaj iletmiş. “Bu, Başbakan Erdoğan’dan getirilen doğrudan bir mesaj ise “haber”!” diye lafı anlatan kişinin sözünü kesince, “Biz de aynı şeyi merak ettik. Sorduk. Ama hala bu ifadenin neye dayanılarak söylendiğini çözemedik. Dahası, içeriğinde tutarlılık olan bir mesaj da yok ortada,” dedi.

“Sinirlioğlu, bize, AKP’nin, Mavi Marmara olayını geride bırakıp, İsrail’le ilişkileri normalleştirme arzusunda olduğunu,” söyledi diyen yetkili, bakanlık müsteşarının, Türkiye’nin, İsrail’den resmi bir özür ve ölenlerin ailelerine tazminat ödeme talebinden geri adım atmasının söz konusu olmadığını da vurguladığını aktardı. Toplantıya katılan bu kişinin anlattığına göre “Biz de Sinirlioğlu’na, İsrail’in kendini savunma amaçlı yaptığı bu saldırı sonrasında kendisine dayatılan bu şartları kabul etmesinin söz konusu olmadığını söyledik. Herşey başa döndü,” dedi.

Sinirlioğlu’nun, İsrail’de büyükelçilik yaptığı yıllardan beri bu ülkede güzel dostluklarının olduğuna da değindiğini dile getiren katılımcılar, bakanlık müsteşarının kelimelerini, itinayla seçerek ve derin bir bilgi birikimi süzgecinden geçirerek konuşmasına duydukları hayranlığı da gizlemiyorlar. “İyi de bu ilişkileri Sinirlioğlu gibi lafını bilerek seçenler rayından çıkarmadı ki” diyen bir katılımcı, Türkiye’nin bölge barışı için önemli bir ülke olduğunu söyledi. Ama işler yeniden kızışır; başbakan sert açıklamalarından kendini alıkoyamaz ise “İsrail için belki Türkiye’yi kaybetmek acı verebilir, ama bunların hepsi telafisi olacak şeyler; meseleye İsrail için bir ölüm kalım meselesi gibi bakmak yanlış olur,” demekten de kendini alamadı.

Sonuçta, Dışişleri Bakanlığı müsteşarı Sinirlioğlu’nun temasları olumlu idi; ağırlığı konusunda ise her kafadan bir ses çıkıyor. Hani Başbakan Ankara’dan çıkınca nasıl işler duruyor deniyorsa, şimdi de Washington’da sanki Erdoğan demeden – gönderdiği elçisinin taşıdığı mesaja bile – bir mesafeyle yaklaşılıyor. Başbakan Erdoğan’ın, diplomatlara “monşerler bizim politikamızı anlamaz” diye de çıkıştığını hatırlarsanız, Sinirlioğlu gibi devlet memurlarının devletin çıkarlarını gözetmek için girdikleri toplantılarda kendilerini nasıl taşıdıklarını tahlil edebilirsiniz. Amerikan başkentinden görülen son durum böyle...