Siyaset14 Ağustos 2010 00:00

Neden mi "Hayır"? - Banu Avar

Feleknaz mı? O  artık 4Cli. Birçok diğeri gibi köleleşti. Sahipsiz kaldı, parasız kaldı, kış soğuğunda kaldırımlarda yattı. Sonunda verilen parayı aldı. Yaşaması lazımdı! levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardescitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholkamagra link kamagra gel

Neden mi "Hayır"?

Banu Avar 

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

14.08.2010



Bugün  Feleknaz aradı. O, Adıyaman’da bir tekel işçisiydi. 

Ankara çadırlarında tanışmıştık.   Adıyaman tekel işletmesinin,  hüzünlü, yıkık dökük binasında yeniden karşılaşmıştık. 

Arkamızda uzanan   altın sarısı balyalar, yıkık çatıdan  giren yağmurda ıslanıyorlardı.  Cumhuriyetin damgasını taşıyan  küçük tahta tütün  masalarının   bıçak kesiklerine giren yağmur damlaları yerdeki su birikintilerine telaşla düşüyordu. 

Bir zamanlar Feleknaz’ların  oturduğu küçük iskemleler sağa sola dağılmışlardı. Tütün bandı sessiz,  üzeri tütün tozu  yağmur karışımıyla kaplı, bize bakıyordu. 

Aşağıda yemekhaneye toplanmış tekel işçisi kadınlar, çaresizliklerini haykırıyorlardı. 

* * *

Feleknaz mı?

O  artık 4Cli.

Birçok diğeri gibi köleleşti. Sahipsiz kaldı, parasız kaldı, kış soğuğunda kaldırımlarda yattı.

Sonunda verilen parayı aldı. Yaşaması lazımdı!
 
Bana soruyor? ‘Evet’ mi? ‘Hayır’ mı?

‘Senin fikrini öğrenmek istedik!’ diyor. 

Konuyla ilgili  aldığım  ilk telefon ya da ileti değil bu.  Yazdığım ilk yazı da olmayacak.

Ama bir şey anladım.  Sözler anlaşılabildiği oranda etkili. Ve anlaşılabilmesi, anlatanın becerisinde gizli!

 

Yani, ‘Halk anlamıyor!’  lafı işin bahanesi. Anlatın o zaman. Anlatabilin! Anlatabilelim!  En azından neden anlatamadığımızı, neden aktaramadığımızı, neden bilgiyi karşı tarafa geçiremediğimizi  bilelim! 

Bizim derdimiz, bildiklerimizi  birbirimize anlatmak değil ki!

Bildiklerimizi, bilgi alması engellenmiş, her yolla kandırılmış, aldatılmış,  açlıktan bitap düşmüş, işsizlikten dumura uğramış olanlara aktarabilmek…

Bağımsız Türkiye Partisi, İşçi partisi,  Yeniçağ Gazetesi ve Ulusal Kanal’ın  ‘neden HAYIR’ duyuruları en kolay anlaşılır ve etkili olanlar. Onlardan bir derleme yapalım. 

Neden mi ‘HAYIR’?

82 Anayasasının daha da şeddelisi ve aynı odaklarca hazırlanan bir Anayasa ile,  bu milletin bugüne kadar kazandığı  tüm haklar gaspedileceği için!

Bugüne kadar ANAYASA MAHKEMESİ ve  DANIŞTAY’ın DUR dediği tüm belalar yasalaşıp Türk milletinin önüne  geleceği için!

Nedir  Yargının ‘DUR’ dedikleri   bir bakalım.

Türk halkı HAYIR oyuyla, neye  HAYIR demiş olacak sıralayalım:

HAYIR demek,

Küresel sermayenin sırtlanlarının  TOPRAKLARIMIZA; MADENLERİMİZE, SUYUMUZA  elkoymaya KANUNEN hak kazanmasına  HAYIR demektir.… 

Şu anda    yasa dışı olarak ülkemizde faaliyet gösteren  350 yabancı maden şirketinin, tüm doğal kaynaklarımızı, suyumuzu, borumuzu, petrolümüzü ve neyimiz varsa hepsini YASAL OLARAK talan etmesine HAYIR demektir!
 
HAYIR demek,

Suriye sınırımızda Kıbrıs'ın 3 katı büyüklükteki   mayınlı  arazi ve altında yatan  trilyonlarca  dolarlık petrole İsrail’in el koymasına  HAYIR demektir.
 
Büyük bir çoğunluğu elden çıkarılmış olmakla beraber, henüz hala bizim olan, ağır sanayi işletmelerinin, limanların, KİT arazilerinin,  pul parasına yabancı sermaye ve yerli işbirlikçilerine YASAL OLARAK peşkeş çekilmesine HAYIR demektir.

Tekel işçilerinin  can siperane direnişleri sonucu, Danıştay tarafından durdurulmuş olan 4C kölelik yasasının, tüm çalışanları kapsamasına HAYIR demektir. 

HAYIR demek,

Tüm memurların,   hükümet tarafından kurulan bir komisyonun oyuncağı haline gelmesine, dilencileştirilmesine, 9000 iş günü çalışıp,  ölünce emekli olmaya  HAYIR demektir. 

Meralarımızın, hazine arazilerimizin  yabancılara   tahsis edilmesine HAYIR demektir.

‘Paran kadar sağlık’ politikasına,  eczanelerin yok edilmesine  HAYIR demektir. 

Tarım ve hayvancılığın yok edilmesine HAYIR demektir. 

Danıştay tarafından satışı durdurulan, şeker fabrikalarının,  tarım çiftliklerinin  YASAL OLARAK satışının önünün açılmasına HAYIR demektir... 

Genetiği değiştirilmiş ürünleri sofranıza iteleyen küresel şirketlere HAYIR demektir..

Unakıtan’ın Gül’ün Erdoğan’ın çocuklarının milyon dolarla oynarken her dört gençten birinin işsiz kalmasına HAYIR demektir..

HAYIR demek,

Türk ordusunun Paralı askere dönüştürülme projesine HAYIR demektir.. 

Güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlayan AB uyum yasalarına HAYIR demektir.

ABD ile istihbarat paylaşımına HAYIR demektir.

100 yıldır Batının elinde oyuncak olan tarikatlara, etnik ırkçı bölücülük yapan odaklara HAYIR demektir. 

HAYIR demek tüm bu saydıklarımıza  HAYIR! YETER! DUR! demektir!.
 
‘EVET’in arkasında sırtlan  dişlerini gıcırdatan Yedi Düvel vardır!.. 

Bu referandum, küresel sermayenin  Türkiye’yi işgal planında çok önemli bir adımdır.

Avrupa ve Amerika’dan yükselen sesler, koro halinde  ‘EVET’ demektedir.

Pentagon, Washington, Brüksel  ‘EVET’ demektedir.

İsrail ‘EVET’ demektedir…

Barzani ‘EVET’ demektedir.  

Fethullah Gülen,  Pensilvanya’dan:

"Değil sadece kadını erkeği, çoluğu çocuğuyla hatta imkan olsa mezardakileri bile kaldırıp ‘evet’ oyu kullandırmak lazım”

demiştir.  

Abdullah Öcalan, Kandil  ve BDP, referandumu boykot’ görüntüsü altında  “evet”  propagandası yapmaktadır.

AKP,   hergün şehit cenazesi kalkarken terör örgütüyle aynı safta yeralmamak için  BDP’ye ‘boykot’ cenahını uygun görmüştür.

BİZ işte tüm bu rezilliğe  HAYIR diyoruz!

Faşist bir siyasi parti elinde tüm insan hakları ve demokratik özgürlüklerin yok edilmesine HAYIR diyoruz!

Tüm yasal haklarımızın ,    küresel çete emriyle, iktidar eliyle gaspedilmesine,  konuşma, düşünme, yazma hürriyetimizi kaybetmeye HAYIR diyoruz.

İzlenmeye, dinlenmeye, fişlenmeye HAYIR diyoruz.

Yargıçların bir parti tarafından atandığı ve  bir partili olarak vatandaşı yargıladığı bir düzenin kurulmasına  HAYIR diyoruz!

İnsan hakları, Demokrasi Özgürlük çığlıklarıyla tüm haklarımıza el konulmasına HAYIR! diyoruz.  

Suçunun ne olduğunu bilmeden,  ‘kurbanlık koyun gibi’  içerde tutulan gazeteci, parti başkanı, subay ve aydınların  hayatının gaspedilmesine HAYIR diyoruz.. 

TUNCAY,   MUSTAFA, UFUK,  DENİZ VE DİĞERLERİ

Biliyoruz ki her gecenin sabahı var. Ve bu sabah yakın.

Yeter ki siz ruhunuza ve  bedeninize iyi bakın!


Açık İstihbarat @ 2010