KIBRIS SORUNU, ERMENİ SORUNU VE BAYRAK OLAYI - Kutlu Altay KOCAOVA
Türkiye, son birkaç yıldır daha önce hiç görmediği bir baskı ve sıkıntı ortamının içinde. Bir yandan Kıbrıs ve ilgili konular, bir yandan Ermeni sorunu, bir yandan Kürt sorunu ve bayrak olayı. Bu olaylarla Türkiye, tam bir çemberin içine sokulmak istendi. Şu an Batı ve tüm emperyalist güçler, Türkiye’nin etrafındaki ateş çemberini tamamlamak istiyorlar. Aslında onlar, Türkiye’yi ve Türklüğü akrep gibi görüyorlar. Çoğumuz bilir, akrep, ateş çemberinin içinde kaldığında intihar eder. Batı’nın da Türkiye’den beklediği bu. Biz seni ateş çemberine aldık, intihar et diyorlar. naproxennatrium go naproxen kruidvatescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilo
KIBRIS SORUNU, ERMENİ SORUNU VE BAYRAK OLAYI
Türkiye, son birkaç yıldır daha önce hiç görmediği bir baskı ve sıkıntı ortamının içinde. Bir yandan Kıbrıs ve ilgili konular, bir yandan Ermeni sorunu, bir yandan Kürt sorunu ve bayrak olayı. Bu olaylarla Türkiye, tam bir çemberin içine sokulmak istendi.
Şu an Batı ve tüm emperyalist güçler, Türkiye’nin etrafındaki ateş çemberini tamamlamak istiyorlar. Aslında onlar, Türkiye’yi ve Türklüğü akrep gibi görüyorlar. Çoğumuz bilir, akrep, ateş çemberinin içinde kaldığında intihar eder. Batı’nın da Türkiye’den beklediği bu. Biz seni ateş çemberine aldık, intihar et diyorlar.
Önce önümüze Kıbrıs sorununu koydular. Milyonlarca dolar harcadılar, hain takımı yaratmak için. Şimdi büyük kahraman Denktaş görevi bıraktı, yerine Talat geçti. Aslında Batı, kendileri için her şey bitti, tamam, oldu sanıyorlar ama hiçbir şey bitmiş değil. Kavga şimdi başlıyor ve son Türk ölmeden de bitmeyecek.
Batı kaybedecek. Neden kaybedecek? Çünkü tamamen para gücüne dayanarak bir şeyler yapmaya çalışıyor. Oysa sayın Rauf Denktaş, yüreğiyle, vatan ve ulus için mücadele ediyor. Talat bir hain. Denktaş ise bir kahraman. Durumlar tersine döndüğünde Talat’ın yapacağı ya kaçmak ya da kendisine yakışır biçimde köpekler gibi yalakalık yapıp, saf değiştirmek. Aslında ona, efendileri de güvenmiyor. Çünkü ulusunu ve vatanını satan, onları satmaz mı? Satar. Bunu biliyorlar ve güvenmiyorlar. Bu yüzden Kıbrıs kavgasının galibi, bizler olacağız. Yani Türkler olacak.
Önümüzde bir sorun daha var ki, çok daha tehlikeli. Nedir? Ermeni sorunu. Nedir tehlikesi, yıllardır bu konu var, diyenler olabilir. Ancak şunu unutmayalım. Daha önce hiçbir zaman Soykırım yaptık, Biz de kesmişiz canım, Savaş ortamında öldürmüşüz, Yapmadık mı yani? diyenler bollaştı. Kimse Türkiye’de soykırım yapıldığını düşünenlerin, sadece Halil Berktay, Orhan Pamuk ve peşindeki ne idüğü belirsiz birkaç kişi olduğunu düşünmesin. Bugün öz kimliğinden yoksun, ulusal bilinci olmayanların büyük bir çoğunluğu bu düşünceyi benimsiyor. Üstelik giderek öğretmenlerimiz arasında da bu düşünce yayılmaya başladı. Bu düşünce bizlere ne kaybettirir?
Öncelikle şunu hatırlatayım, bu nedenle oluşacak kayıplar, Ermeni isteklerinden oldukça farklıdır. Neler olacak bakalım:
- Atalarının soykırım yaptığını sanan gencin, atalarına duyduğu sevgi azalacak ve yok olacak.
- Atalarının soykırım yaptığını sanan genç, Türk’ün, bütün savaşlarda, Kıbrıs ve Güneydoğu dahil, soykırım yaptığı düşüncesine kapılacak.
- Atalarına sevgisi yok olan genç, atalarından nefret etmeye başlayacak.
- Kendi ordusunun soykırımcı olduğunu sanan genç, ordusundan nefret etmeye başlayacak.
- Atalarından ve ordusundan nefret eden genç, milletinden nefret etmeye başlayacak.
- Milletinden nefret eden genç, düşman saflarına geçecek.
- Düşman saflarına geçen genç, kendi öz kardeşine kurşun sıkmaktan çekinmeyecek.
Tehlike işte bu. Ermeni sorunu ile Mankurtlaştırma , yani ulusal kimliği kaybettirme taktiği izlenmektedir. Buna karşı dikkatli olunması gerekir. Kıbrıs için savaşır, yine kanımızı döker, yine kaptırmayız. Ama gençliğimizi kaybedersek, nasıl kazanacağız?
21 Mart 2005 ... Türk tarihinde ilk defa, Türk toprağında, Türk bayrağı yakıldı. Batı ve ABD emperyalizminin bir planı idi bu. ABD ve Batı, bizi denemeye çalıştı. Acaba Türkler, nereye kadar susuyor? Yine susacak mı? Onlar bu olayda da susarız diye düşündüler. Amaçları şu idi:
Bayrakları yakılan Türkler, buna bile sessiz kaldılar. Demek ki, hiçbir şeye ses çıkarmayacaklardır. O halde onları Kıbrıs’tan da kovsak, Ermeni yalanlarını da kabul ettirsek, Abdullah Öcalan’ı da serbest bıraktırsak, sesleri çıkmayacak. O halde bunları yaptıralım.
Ama beklemedikleri bir şey oldu. 24 saat sonra, 7000 Erzurumlu, sadece cep telefonu ile mesajlaşarak, toplandı ve ardından bütün ulus haykırdı: BAYRAĞI YAKANI, BİZ DE YAKARIZ.
Şaşkınlık geçirdiler. Ne yapacaklarını bilemediler? Onlar tam tersini hesaplamışlardı. Oysa Türkler, ayağa kalktılar. Ne yapacaklardı şimdi? Milliyetçilik patlamıştı. Durum böyleyken, Kıbrıs’tan bizi nasıl atacak, Ermeni yalanlarını bize nasıl kabul ettirecek ve de Abdullah Öcalan’ı nasıl serbest bıraktıracaklardı? Yapamazlardı, yapamayacaklarda.
Bizi ateş çemberine sokup, kendi kendimizi öldürmemizi bekleyenler, ateşin kendilerine doğru yaklaşmakta olduğunu görüyorlar. Artık Türkiye bambaşka. 21 Mart öncesi ve sonrası var artık.
Dilek yolunda ölmek Türklere olmaz tasa,
Türk’e boyun eğdirir yalnız türeyle yasa;
Yedi ordu birleşip karşımızda parlasa
Onu kanla söndürüp parçalarız, yeneriz .
Bu arada bugün 3 Mayıs Türkçülük Günü. Tüm kardeşlerimin günü kutlu olsun!
3 Mayıs 2005 Salı
Kutlu Altay KOCAOVA