Küresel Şebekeler19 Temmuz 2010 00:00

Fiili Kuzey Kürtdistan Devleti-Mustafa Yıldırım

Orduyu kentlerde sertliğe yöneltmek istiyorlar. Daha yoğun çatışma, daha çok kan ve uluslararası barış gücünün araya girmesi. Muhalefet partilerinin bölgeye gidemeyeceklerini pek çok kez söylemiş olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bile NATO’nun tamponundan söz ediyor! naproxennatrium go naproxen kruidvatbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Başbakan yemekli toplantılarda konuştu; “Elinizi taşın altına koyun!” dedi.

Reyting meraklısı şarkıcılar, türkücüler, popçular kardeşlikten söz ettiler, “Elimizi taşın altına koyacağız” dediler. Sivilce yazarlar “kardeşlik” ve “barış” üstüne yazdıkça yazdılar. TESEV’in yeni yetme raporcusu ekran ekran gezdi.

Beyrut’un geçici romancısı, Kürt çocukları üstüne acıklı sözlerle dilini taşın kovuğuna koydu. İçişleri Bakanı Örümcek Ağı gazetecilerini kapalı kapılar ardına topladı.

Abdullah Cumhur Gül, fırsatın kaçtığından yakındı; Ahmed Davudoğlu, çalmadık kapı bırakmadı.Başbakan iç dış desteği toparlayabilmek için “Kürt Açılımı” dediği içi belirsiz paketin adını “Demokratik Açılım” olarak değiştirdi.

MGK’ya katılan TSK kumandanları da “Demokratik açılıma devam” dediler.

Sonuç olarak, ellerini taşın altına koymaktan, anaların gözyaşlarını kullanmaktan biteviye söz edildi de PKK üniformalıların gireceği sınır kapılarından başkaca bir şey açılmadı.

Pakette olup da açıklanamayan alt paket nedir?

Bir devletin yapısının kökten değiştirilmesi, baştan sona siyasal karardır. Ne devlet yetkilileri ne de onları yandan destekleyenler Kürdistan Güney Devleti’nin kuzeyinde, Türkiye Cumhuriyeti devletinin sınırları içinde ne tür bir siyasal yönetim oluşturulacağını açıklayamadılar.

Bu konuyu açığa çıkarmak için en somut atak, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’dan gelmişti. Baykal, işin siyasal yanını TBMM’de bir türlü söylemeyen Recep Tayyip Erdoğan’a gel de anlat, iyi bir şeyse biz de destekleyelim dedi.

Recep Tayyip Erdoğan gelecekti görüşmeye, ama Baykal’ın koşulu vardı: Görüşme görüntülü kayıtlara geçsin! Devletin varlığı söz konusuysa öyle kasaba politikacısı ağzıyla geçiştirilemezdi toplantı. ABD Başkanı ile elçileri içeri almadan görüşmeye de benzememeliydi.

Erdoğan görüşmeden kaçındı. Belki de asıl açılımı belli etmek zorunda kalacaktı.Açılımı n açılamayan dibini tartışmasız ortaya koyan, hükümetle görüşme olanağı elde eden PKK yandaşı milletvekilleri oldu. İlk hedefin yarı-özerklik (içişlerinde bağımsız bölge) olduğunu söylediler.

Haklıydılar, Washington’da, Brüksel’de, Erbil’de de böyle söyleniyordu. Amerikalı paşalar bile Irak’taki Bölgesel Kürt Devleti uygulamasının iyi bir seçenek olduğunu anlatıyorlardı TSK’ye.

Fiili Kürdistan Kuzey Devleti

Irak’ta bundan yedi yıl önce Kürdistan Güney Devleti yerine Otonom Kürt yönetiminden söz ediliyordu. Oysa şimdi fiili bir Kürt Devleti işliyor. Başında da Ahmed Davudoğlu’nun “Kak” Mesud Barzani’si var. Yakınlarda Mustafa Kemal Atatürk’ün Çankaya'sına kırmızı halılara basarak çıktı.

Aslına bakılırsa Türkiye topraklarında da fiili bir Kürdistan Federe Devleti kurulmuş durumda. İllerde valiler var, ama onların adını duyan yok. Bölgeyi askeri garnizonların dışında Belediye başkanları yönetiyor. PKK cenazelerine belediye araçları yardımcı oluyor; araçların önüne “İntikam” yazılı bezler asılıyor.

PKK yandaşı milletvekilleri bu işin açılımla olmazsa kanla gerçekleştirileceğ ini alanlarda bağırıyorlar. Açılımın dibi ortaya çıksın diye PKK saldırılarını yoğunlaştırıyor. Dağlardan saldıran PKK çetelerine soluk aldırmak için kentlerde yangınlı eylemler düzenleniyor.

Orduyu kentlerde sertliğe yöneltmek istiyorlar. Daha yoğun çatışma, daha çok kan ve uluslararası barış gücünün araya girmesi. Muhalefet partilerinin bölgeye gidemeyeceklerini pek çok kez söylemiş olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bile NATO’nun tamponundan söz ediyor!

Başbakan daha bir iki hafta önce Türk milliyetçilerini peşine takabilmek için, Kudüs Ordusu izleyicilerinin Gazze seferinde kan dökülmesinden de yararlanarak, PKK’nin arkasında İsrail var demişti. Yarın Brüksel’den tepki görürse PKK’nin arkasında AB var diyecek! Ama asla ve kat’a “Suriye var!” diyemeyecek.

Kılıçdaroğlu paketin dibi açıklanmadan çözümden söz etmemeli

Recep Tayyip Erdoğan yarın CHP Genel Başkanı ile görüşecek; büyük olasılıkla ellerden ve taşlardan söz edecek, öneriniz varsa söyleyin diyecek.

Kılıçdaroğlu, DSP’nin iktidar payandaları gibi davranmayıp, paketin devletin Güneydoğu Anadolu’da idari yapısının somut olarak nasıl değiştirilmek istendiğinin açıklanmasını istemeli. Kılıçdaroğlu madem ki açıklıktan yanadır PKK’nin, Amerika’nın ve Avrupa’nın bildiğini halkın da bilmesi için Recep Tayyip Erdoğan'dan açmadan önce açıklık istemelidir.

İşin özü, fiili Kuzey Kürdistan Yönetimi kültürel haklar diye diye, gözyaşları, eller, taşlar diye diye kuruluyor. Kimse de kalkıp “PKK saldırısı dursun artık ve demokrasimiz iyileşsin” diyemiyor.

Varsa yoksa Abdullah Öcalan’ın eski avukatı şimdinin milletvekili Hasip Kaplan’ın “Biz ayrılamayız” nakaratı!

Aslında iyi bir taktik;

Çünkü PKK emperyalizmin yayılma politikasından da yararlanarak işi bitirmek istiyor, tıpkı Ahmed Davudoğlu’nun 'Kak Mesud’u gibi! Taşeronluk savları ise bir türlü “Türk” diyemeyen Başbakan’ın geçici taktiğidir.