Demokratik Kelepir Alanlar- Neval Kavcar
İçinde bulunduğumuz dönemde yandaşlık sadece medya ile sınırlı değil. İl valilileri ve “ilin belediye başkanı” olmuş kişilerde buna dahil. Kamudaki örnekleri saymıyorum. Siyasallaşma, kurumları çürütüp, güvenilmezliğe gölge düşürür ki, Cumhuriyet kazanımlarımızı kaybetmemek adına bazıları görmezden gelinmeli. naproxennatrium go naproxen kruidvatcleocin 150 mg read cleocin 300 mg
“Demokratik Kongo Cumhuriyet’inde bir tanker kaza yaptı” haberi dikkatinizi çekti mi? Ölen yüzlerce kişiden bir kısmı, kaza yapan araçtan akaryakıt çalmaya çalışanlardı. Hem de onca zenginliğine rağmen.
Ülkenin adı ilginç. Hem demokratik hem de Cumhuriyet. Eski adı Zaire. Avrupalıların 1800’lerde çıkardığı iç savaşlar neticesinde nüfus, 25 milyondan 9 milyona kadar düşmüş o dönem. Neticede Kongo’nun yönetimi Belçika’ya teslim edilerek, sömürge dönemi başlamış. 1960’da Belçika’dan bağımsızlığını kazanmış bu ülke Afrika’da.
İç savaş çıkaracak dinamikleri sivrilten batı, bu yöntemi günümüzde de kullanıyor. Yönetim zafiyeti oluşturup, olaya el koyuyorlar. Kongo’da resmi dil Fransızca. Ortalama hayat süresi 51 yıl.
14 Mart 2010’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “Kongo Demokratik Cumhuriyetine” ziyarette bulundu. Kinşasa'da bulunan “Türk” Okulu'na gitti.
Batı ülkedeki zenginlikleri günümüzde de talan etmeyi sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Kabila:
“Çin’e verilecek yeni bir taviz Kongolulara gerçekten tüm bu kobalt, bakır ve nikelin ne işe yaradığını anlamalarını” mı sağlayacak, yoksa ülke “ticarete açık, kaynaklar bakımından zengin bir kelepir alanı” olarak görülmeye devam mı edecek?” diyordu.
Kongo’da maden kaynaklarının tahmini değeri 24 trilyon dolar. Sistemli bir şekilde sömürülüyor. İnsanlarının 50 yaşında ölmesi, HIV oranı, her an çatışmaya müsait ortamı ile “Demokratik Kongo Cumhuriyeti” kelepir alan olarak görülüyor.
Yerel adıyla Kotlan (tantalum) bilişim dünyasının olmazsa olmazı.
“Demokratik Cumhuriyet” adındaki Kongo, ne yazık ki kelepir alan olarak görülmeye devam edecek. Sadece Kongo mu? Güçlü olmanın yolu ekonomik zenginlikten geçtiğine göre, Dünyayı kelepir alan olarak gören sistem, tüm devletler için tehdit oluşturuyor.
* * *
Türkiye Kelepir Alan mı?
Medyada çok iyi yazarlar var. Keşke kendi hallerine bırakılsalar, keşke gelecek korkusu içinde yazmasalar.
AKP iktidarından önce bunca yoğun muydu baskı? Köşe yazarları, iktidarın nasırına basmamak için, dört dönüyor muydu?
AKP’nin kadrolu yazarı gibi davranan, zorunda kalan gelecek de nasıl bir dönüş yapacak? Kişilik bölünmesi yaşamayacaklar mı?
İçinde bulunduğumuz dönemde yandaşlık sadece medya ile sınırlı değil. İl valilileri ve “ilin belediye başkanı” olmuş kişilerde buna dahil. Kamudaki örnekleri saymıyorum. Siyasallaşma, kurumları çürütüp, güvenilmezliğe gölge düşürür ki, Cumhuriyet kazanımlarımızı kaybetmemek adına bazıları görmezden gelinmeli.
Bu satırlara başlama sebebim, iyi yazar olma potansiyeli taşıyan bazı adların kendilerini “AKP” içine hapsettiği. Yanlışları düzelteceğim diye nasıl eğilip büküldüğü, Başbakan yerine cevap yetiştirme telaşına düştüğü.
Dost acı söylemeli. Yanlışları göstermeli ki dost, doğrudan şaşmasın.
Yaydan çıkmış eğri ok doğru gider mi? Medyanın tamamı “hedef doğru” dese de, eğri ok doğru gitmez.
Demokratik demeyle demokrasinin olmadığını Kongo’da görüyoruz.
Türkiye’yi kelepir alan haline getirmek isteyenler adına taşeronluk yapanlara, bunu anlatmak istedim.