Türk Milleti Çuval Olayını Unutmayacak
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin ısrarla “haberimiz yok” dediği Türk Özel Kuvvetleri Timine karşı yapılan baskında, Celal Talabani’nin oğlu zaten başından sonuna kadar bu çuval baskınının içinde yer alıyordu. Bölgede babadan oğula geçen siyaset geleneği içinde küçük Talabani önemli bir figür olma özelliğini doğuştan taşıyordu. İşte bu Bafel Talabani, operasyon boyunca elindeki telefonla hem babasını bilgilendirmiş hemde Amerikalı konvoya yol gösterirken, aynı anda da baskını saniye saniye görüntülemişti. new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsclaritin mazilo claritinekombo claritin maziloabilify idippedut.dk abilifymicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mg
|
İşgalci güçlerle Kürt işbirlikçilerinin hazırladığı hain bir plan Süleymaniye’ de uygulamaya konuluyordu. 2003 yılının 4 Temmuz Cuma günü ABD’nin 173. Hava indirme tümenine bağlı askerlerle onlara destek veren Kürtlerin, Süleymaniye’ deki Türk Özel Kuvvetleri Bürosuna yaptıkları baskın sırasında 11 Türk askeri (3’ü subay 8’i astsubay olmak üzere) esir alıyordu. Türk askerlerine silah doğrulttular. Yüzü koyun
yatırılarak, bilekleri kelepçelenen Türk grubu bahçeye indirildiğinde,
baskıncıların bir bölümü bina çevresinde de emniyeti almış ve
içerdekilerin büyük bir kısmı da evin her noktasında
arama yapıyordu. Amerikalıların yaptıkları her işlem
için yardımcıları, daha doğrusu öncü kuvvetleri peşmergelerdi. 8 araçlık (3 kamyon, 5 Hummer) baskın konvoyunun yanlarında peşmerge lerde olduğu halde ABD’nin karargahı olarak kullanılan, Kerkük Hava alanına götürdüler. 2 kamyonun içinde 24 esir bulunuyordu. Esirler ; 11 Türk özel Timi mensubu, 2 Sivil Türk, 4 Kürt muhafız, 2 Türkmen erkek, 2 Türkmen kadın, 1 Kürt, 1 Türkmen çocuk ve İngiliz vatandaşı Michael Todd’du. Kamyonların birinde 6, diğerinde 5 Türk askeri vardı. 5 Temmuz günü Kerkük
Havaalanında sorgulama yapıldıktan sonra, Amerikalılar helikopterlerle
Türk askerlerini Bağdat’a götürdüler. Türk Özel Kuvvetleri Komutanı Binbaşı Aydın Eser, “4 Temmuz Cuma günkü baskını önce
Amerikalıların Iraklılarla bir çatışması sandığını" Saat 14:30’da Türk Özel
Kuvvetleri Bürosu terk edilirken 100 metre ilerde beyaz jip
içindekiler, Amerikalı yarbay tarafından birkez daha tebessümle
selamlandılar. Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin
ısrarla “haberimiz yok” dediği Türk Özel
Kuvvetleri Timine karşı yapılan baskında, Celal
Talabani’nin oğlu zaten başından sonuna kadar bu çuval baskınının
içinde yer alıyordu.
ALİ
KERKÜKLÜ Habertürk Televizyonunda Basın Kulübü programına katılarak konuşan dönemin Genelkurmay başkanlığı eski harekat başkanı emekli korgeneral Köksal Karabay, 4 Temmuz 2003 günü Irak’ın Kuzeyinde Süleymaniye şehrinde (Kürtlerin yoğun yaşadığı şehir) yaşanan çuval olayını şöyle anlattı: “Kerkük Valisi’ne suikast yapılacağı ihbarı üzerine Kerkük’ten gelen ABD askerlerinin Talabani’nin Sarayı’nın çevresinde ilerlerken Türk timinin bulunduğu sokağa da girdiler. ABD askerlerinin arasında Türkiye’nin ekmeğini yiyen Talabani’nin oğlu (Bafel Talabani) da bulunuyordu. Tim komutanı(Aydın Eser) kapıya çıkıyor ’Hoşgeldiniz’ diyor. Üzerine çullanıyorlar. Bu esnada herkes ateş etmeye hazır. Tim komutanı Binbaşı Aydın Eser elini kaldırıp ateş etmeyin diyor. Hiç böyle birşey olacağını tahmin etmemişler. Çünkü daha önce birlikte çay içmişler ve oturmuşlar.” KAYNAK: İnternetajans Süleymaniye’de 11 Türk askerinin başına çuval geçirilerek sorgulanması sırasında ABD adına tercümanlık yapan Metin Öngel, olayın tüm ayrıntılarını verdi. Öngel, askerlerimize su, yemek ve sigara götürdüğünü söyleyerek, “Binbaşı Aydın E. yapılan muameleye çok kızmıştı. Bu yüzden ABD’liler onun üzerine gidiyordu” dedi. Kuzey Irak’ta, 11 Türk askerinin ABD askerleri tarafından gözaltına alınıp başlarına çuval geçirilerek alıkonulması olayının bilinmeyen bir tanığı ortaya çıktı. O dönemde Amerika Birleşik Devletleri adına tercümanlık yapan 32 yaşındaki Metin Öngel, 4 Temmuz 2003 günü yaşananları tüm ayrıntılarıyla ilk kez Hürriyet’e anlattı. Öngel, gözaltına alınan askeri personelden bildiği isimleri de sıraladı. Türkiye’de vatan hainliğiyle suçlanma korkusu nedeniyle ABD’ye iltica eden kendisi gibi tercüman Tuncay Çelik ve Savaş Dalkılıç’ı eleştiren Öngel, “Koca Türkiye, bu iki tercümanla mı uğraşacak?” dedi. Halen Kocaeli Derince’de ticaret yapan Öngel, 4 Temmuz günüyle ilgili şu bilgileri verdi: KAAN YÜZBAŞI’NIN BARBEKÜ PARTİSİ 4 Temmuz günü, biz ABD ordusu hesabına tercümanlık
yapıyorduk. O gün
ABD’nin resmi bayramı olduğu için, Kerkük’teki ABD üssü içinde bulunan
Türk Özel Kuvvetleri’ne ait ofiste Kaan Yüzbaşı da bir barbekü partisi
veriyordu. ELLERİ ARKADAN PLASTİK KELEPÇELİ Gözaltı merkezinde, buraya getirilen 33 kişi vardı.
Bunların sorgusunu yaptılar. Ben gözaltına alınanları Kuzey Iraklı
Türkmen sanıyordum, sonra 11 Türk askerinin de gözaltına alındığını
gördüm. Türk askerleri, Süleymaniye’de Dışişleri İrtibat Bürosu’nda
görevliydiler. ASKERLERİMİZE YİYECEK VE SİGARA GÖTÜRDÜM İlk sorgu sırasında ben, bizimkilere su, yemek ve sigara götürdüm. Amerikalılar, getirilenler arasında Türk askeri olduğunu biliyorlardı; ama bilmezlikten geliyorlardı. TÜRK BİNBAŞI ÇOK KIZMIŞTI Binbaşı Aydın E., çok sinirliydi, agresif davranıyordu. Yapılan muameleye kızmıştı. Bu yüzden Amerikalılar da onun üzerine gidiyordu. Kerkük’te 1 ya da 2 gün kaldılar. Sonra uçakla tüm ekibi Bağdat’a uçurdular. Havaalanına götürürken, turuncu kıyafet giydirmişlerdi.Kamyonun arkasında taşındılar. 2’nci sorguya, tercümanlardan sadece Tuncay Çelik ve Savaş Dalkılıç gitti. Biz gitmedik, daha doğrusu gitmek istemedik. ’ÇUVAL’DAN SONRA İSTİFA ETTİK, DÖNÜYORDUK Çuval olayı üzerine Türk tercümanlar olarak hepimiz istifa ettik, geri dönüyorduk. Ancak Türk Özel Kuvvetleri Komutanlığı, ’Colin Powell özür diledi, olay diplomatik olarak çözüldü’ deyince istifadan vazgeçtik. Bir ay sonra Türkiye’ye döndük. TÜRKİYE’NİN İTİBARI İLE OYNAMASINLAR Tuncay Çelik ve Savaş Dalkılıç, ABD’de kalabilmek için Türkiye’de vatan hainliğiyle suçlanma iddiasını gündeme getirdiler. ABD’ye kapağı atmak için bunu bahane ettiler. Ülkenin itibarıyla oynamasınlar. Kimse onları tehdit etmedi. Koca Türkiye Cumhuriyeti zaten böyle iki tercümana mı kaldı. Tercümanların lideri konumunda, Helinka Pepison adlı bir ABD’li kadın vardı. Helinka, Tuncay ve Savaş’ı ABD için ikna etti. Onlara akıl verdi. Zaten Tuncay, Helinka’nın asistanıydı. Bizi kimse tehdit filan da edilmedi. Ortalığı bulandırmasınlar. GÖZALTINA ALINAN TÜRK ASKERLERİ Tim Komutanı Binbaşı Aydın E. 2 üsteğmen. Birinin adı veya soyadı Bozkurt. 5 astsubay başçavuş 3 kıdemli üstçavuş. AMERİKA’DA 10 YIL KALDIM Metin Öngel, ABD’de 10 yıl kaldığı için İngilizce’yi çok
iyi bildiğini söyledi. Kuzey Irak’ta ABD için çalışan 4 ayrı kategoride
tercüman olduğunu anlatan Öngel, “Her kategorideki tercüman, belli
gizlilik seviyesine göre yetkiliydi. Biz en düşük yetkide
tercümanlardık” diye ekledi. Öngel, nasıl tercüman olduğunu ise şöyle
anlattı: “Askerden dönmüştüm. Bir arkadaşım, bu işten haberdar olmuş,
CV gönderdik. Gaziantep ve İskenderun’da çalıştırmak için tercüman
arıyorlardı. Ankara Hilton’da toplantı yaptılar, evrak verdik, kabul
ettiler. Mardin’de 15-20 gün kaldık. Sonra geri döndük. Bir daha arayıp
Irak teklifi yaptılar. Ticari bağlantı kurarım diye kabul ettim. Tuncay
Çelik benden bir hafta önce gitmişti, Savaş Dalkılıç’la aynı dönemde
gittik.” KEBAP PARTİSİ Türk tercüman Metin Öngel, kendilerine iş veren ABD’li şirketin yöneticisi Helinka Pepison ile bir Irak dönüşü Mardin’de kebap partisinde.
BİRLİKTE GÖREV Tercüman Metin Öngel, ABD’ye iltica eden diğer tercüman
Savaş Dalkılıç ile Kuzey Irak’ta birlikte görev yaptığını anlattı. KAYNAK: HÜRRİYET USA
|
||||