Gizli Buluşmadan Başka Kimin Haberi Yok?- Fatma Sibel Yüksek-Açık İstihbarat
<p> <span lang="EN">Şöyle de sorabiliriz: Brüksel'deki otel operasyonunun en talihsiz adamı Lieberman mı, yoksa Türk tarafında da <b>"arkasından iş çevrilenler" </b>var mı? </span></p> <p> <span lang="EN">Davutoğlu'nun muadili İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman devre dışı olduğuna ve bu konuda İsrail Hükümeti'nde kıyamet koptuğuna göre, İsrail Davutoğlu ile hangi kanal üzerinden temasa geçti ve Türk tarafından"<b>İsrail'li Bakan'la görüş" talimatı Davutoğlu'na kim tarafından verildi?</b></span></p> <div style="display:none">discount drug coupons <a href="http://www.is-aber.net/page/Manufacturer-Coupons-For-Prescription-Drugs">is-aber.net</a> printable coupons for cialis</div><div style="display:none">cialis forum <a href="http://blog.devparam.com/page/cialis-sarajevo-B6K.aspx">link</a> cialis bez recepta</div><div style="display:none">cleocin 150 mg <a href="http://www.mattnichols.co.uk/page/cleocin-t-lotion-ITF">mattnichols.co.uk</a> cleocin 300 mg</div><div style="display:none">claritin mazilo <a href="http://www.speeddatingmixers.co.uk/blog/blog/page/Claritin-Mazilo">claritin tablete</a> claritin mazilo</div><div style="display:none">arcoxia 90 mg wikipedia <a href="http://www.speeddatingmixers.co.uk/blog/blog/page/Arcoxia-90" rel="nofollow">read</a> arcoxia cena</div><div style="display:none">micardisplus 80/25 mg <a href="http://www.ilkpirlantam.com/page/micardisplus-hinta-O9P">click</a> micardis plus 80 12.5 mg</div>
Şöyle de sorabiliriz: Brüksel'deki otel operasyonunun en talihsiz adamı Lieberman mı, yoksa Türk tarafında da "arkasından iş çevrilenler" var mı?
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun kendi özel bağlantılarına dayalı girişimleri Başbakan Erdoğan için ilk kez sorun olmuyor. Hatırlayacaksınız Davutoğlu, 8 Aralık 2009 tarihinde Başbakan Erdoğan ile Barak Obama arasında Beyaz Saray'da yapılan görüşmeye girmek istemiş, krize dönüşen olay Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy'un istifasıyla sonuçlanmıştı.
Basında bu olay, bir protokol talihsizliği gibi sunuldu, hatta "format krizi" diye başlıklar atıldı. Yazdırılan haberlere inanacak olursak, Davutoğlu'nun görüşmeye katılım talebi Nabi Şensoy tarafından Amerikalı protokol yetkililerine vaktinde bildirilmemiş, Bakan'la Büyükelçi arasında bu nedenle tartışma yaşanmış ve Şensoy istifa etmişti.
Oysa biz Davutoğlu'nun orada "Abdullah Gül'ün kulağı" olarak bulunmak istediğini, çelmeyi de Amerikan protokolünden veya Büyükelçi'den filan değil bizzat Başbakan Erdoğan'ın ekibinden yediğini biliyoruz. Arada kalan Nabi Şensoy'un bu olayı açıklayamayacağına göre istifa etmekten başka çaresi yoktu.
Ahmet Davutoğlu, bilmediğimiz başka olaylardan da dolayı artık ne derece rahatsızlık konusu olduysa, Başbakan'dan habersiz sigara içemeyen Akif Beki, Davutoğlu'nun "Bakanlığını şova çevirdiğini" yazarak kendini aştı.
Şimdi Davutoğlu'nun yeni bir icraatı ile karşı karşıyayız.
İsrail ile Türkiye'nin Mavi Marmara krizi nedeniyle kanlı bıçaklı olduğu bir ortamda Bakan Bey'in Brüksel'de bir otel odasında İsrail Ticaret Bakanı Benyamin Ben-Eliezer ile gizlice görüştüğü ortaya çıktı.
İsrail basını görüşme talebinin Türkiye'den geldiğini iddia ederken, Bakan Davutoğlu bu iddianın aksine görüşme talebinin İsrail'den geldiğini söylüyor.
İyi ama Davutoğlu'nun muadili İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman devre dışı olduğuna ve bu konuda İsrail Hükümeti'nde kıyamet koptuğuna göre, İsrail Davutoğlu ile hangi kanal üzerinden temasa geçti ve Türk tarafından "İsrail'in görüşme talebi" Davutoğlu'na kim tarafından iletildi?
Ben- Eliezer'in kendisi mi temas kurdu, yoksa Davutoğlu'nun Netanyahu ile kendi meslektaşını bile atlayarak doğrudan görüştüğünü mü düşünelim?
Ya da en mantıklısı şu olabilir mi?
Herhalde "İsrail Devleti" direkt Davutoğlu ile temasa geçmemiştir. Acaba iki bakanı buluşturma teklifi önce daha "üst düzeylerde" kararlaştırılmış ve bakanlara talimat verilmiş olabilir mi?
Bu noktada, İsrail tarafındaki "üst düzeyin" kim olduğu konusunda sorun yok. Başbakan Netanyahu'nun görüşmeden haberdar olduğu anlaşılıyor. Bu kadar kritik bir görevi, provokatif tavırlarıyla sürekli sorun yaratan aşırı sağcı Lieberman'a teslim etmek istememiş olmaları da İsrail'deki kaolisyon hükümetinin iç dengeleri açısından anlaşılabilir bir şey...
Peki, bizim tarafımızdaki "üst düzey" kim?
İşte burada büyük bir belirsizlik göze çarpıyor...
Acaba Davutoğlu, "Brüksel'de Ben Eliezer ile gizlice görüş" talimatını kimden aldı?
"Tabii ki Başbakan Erdoğan'dan" diyebilmek için eldeki doneler pek yeterli görünmüyor. Bir kere Erdoğan'ın Ahmet Davutoğlu'na karşı giderek artan bir rahatsızlık içinde olduğunu artık biliyoruz.
Dikkat edilirse, ne Dışişleri Sözcüsü'nün açıklamasında, ne Davutoğlu'nun "Talep İsrail'den geldi" demecinde, ne de Türk ve İsrail basınının elde edebildiği perde arkası bilgilerde Başbakan Erdoğan'ın adı bile geçmiyor!
Başbakan Erdoğan nerede?
Sır gibi saklanan bir yerde tatile çıktı... Yola çıkarken, peşindeki basın mensuplarını atlatmak için "dublör kullandı!" Subayevleri'ndeki evinin önünde yıllardır ilk kez büyük kapsamlı güvenlik önlemleri alındı. Bölgeye basın mensupları dahil hiç kimse yaklaştırılmadı, ara sokaklarda çok sayıda sivil görevli dolaşmaktaydı...
İsrail Turizm Bakanı Stas Misezhnikov'un “Erdoğan İsrail'in düşmanıdır” sözünün ne anlama geldiği bilindiği için mi böyle olağanüstü önlemler alınmıştı?
Bir takım "suikast" istihbaratları mı alınmaktaydı?
Erdoğan, Mavi Marmara krizinde takındığı radikal tutum nedeniyle manevra kabiliyeti sıfırlanmış bir oyuncu muydu?
Birileri, İsrail ile ilişkilerin acilen onarılması gerektiğini düşünüyor ve bu konuda Erdoğan engel olarak mı görüyorlardı?
Aynı zamanda İsrail hükümeti içindeki birileri de Lieberman gibi ağzından çıkanı kulağı duymayan bir adamı engel olarak mı görüyordu?
İki taraftan, gerilimi tırmandıran iki unsurun devre dışı bırakılması tesadüf müydü?
Ahmet Davutoğlu neden "İsrailli Bakan'la görüşme talimatını Başbakan'dan aldım" diyemiyordu da İsrail devletinin kendisi ile doğrudan temas kurduğunu düşündüren açıklamalar yapıyordu?
Bu arada, Dışişleri Bakanlığı'nın olayı açıklama çabalarına karşın, Başbakanlığın derin sessizliğini nasıl yorumlayalım?
Obama'nın kapısında birbirine dirsek atan Gül ve Erdoğan ekipleri bu kez Brüksel'de neden itişmemişlerdi?
Örneğin Erdoğan, eğer böyle bir görüşmeden habersiz değilse o anda Brüksel'de bulunan Egemen Bağış'ı, Davutoğlu'nun peşine takmaz mıydı?
Takardı...Oysa, basından öğreniyoruz ki gizli buluşmadan Egemen Bağış'ın da haberi olmamıştı!
Şöyle düşünebilir miyiz:
"Erdoğan, İsrail'e karşı çok sert bir üslup kullandığı için böyle bir barışma döneminde ön planda olmayı tercih etmemiş olabilir. Eğer bu görüşme Erdoğan'ın inisiyatifiyle yapılıyor olsaydı, Başbakan geri adım atmış gibi olabilir, İslami tabanda ve Arap kamuoyunda güven kaybedebilirdi."
Siyasetin kuralları içerisinde bu ihtimal düşünülebilir ama Erdoğan'ı artık tanımışsak, o taşkın egonun böyle bir geri planda kalmayı asla kaldıramayacağını da biliriz. Erdoğan'a hiç bir konuda "Sen kenara çekil" denilemez. Denilebilir ama herkes diyemez; Ahmet Davutoğlu hiç diyemez..
Başka güçlerin sahnede olduğunu hissedilmektedir. Erdoğan, Obama'dan aldığı "İsrail ile çatış" talimatını abartmış, fazlasıyla kendi yorumunu katmış, radikal islamcı köklerine dönerek kontrolden çıkmıştı.
Sahne arkasına alınmasının zamanı gelmişti.
Belli ki Davutoğlu'na talimat veren makam aracılığıyla kendisine bir operasyon çekildi...