Bu Yazıyı Okumadan Rahim Ağzı Kanseri Aşısı Yaptırmayın - Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
İlaç endüstrisinin başta gelen pazarlama taktiklerinden biri de piyasaya yeni verilen ilaç veya aşı gibi ürünlerini eşi benzeri olmayan ‘mucize tedavi yöntemi’ olarak sunmalarıdır. Bu yeni ürünün olumlu yönleri olabildiğince abartılırken yan etkileri ise görmezden gelinir, yok sayılmaya çalışılır. Bu amaçla endüstrinin başvurduğu en önemli pazarlama numaralarından biri medyatik bir doktor ve medyatik bir gazetecinin kullanılmasıdır. discount drug coupons site printable coupons for cialis
|
(Açık İstihbarat : Mesleğine saygısı olmayan "gazeteciler" ile mesleğine saygısı olmayan doktorların işbirliği ile hastalık hastası yapılan insanlık küresel ilaç firmalarının kucağına doğru sürülüyor. Domuz gribi fiyaskosu ve o kadar yaygaranın koparıldığı dönemde, üstüne vazife olmayan her konuda fikir beyan eden Türk Tabiplerinin meslekleri ile ilgili konudai suskunluğunu hatırlayarak okuyunuz) -------------------------------------------------------------------------------------- Hürriyet gazetesinde Ayşe Arman’ ın Prof. Dr. Teksen Çamlıbel ile yaptığı ‘AIDS kadar korkutucu yeni bir hastalık yaygınlaşıyor: HPV ’ başlıklı bir röportaj var. Ayşe Hanım ‘Sinsi sinsi yayılan bir virüs bu’ diyor ama bu asıl ‘Sinsi sinsi yapılan bir HPV aşısı reklamı.’ Önce http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15070384.asp?yazarid=12&gid=61 adresinden röportajı, arkasından da benim cevap yazımı okuyun. Bir gazetecinin görevi bir takım kişi veya kurumların reklam yapmalarına aracı olmak değil halkı doğru bilgilendirmek ve bilinçlendirmektir. Bunun için de karşıt görüşleri mutlaka yayınlaması gerekir. BU YAZIYI OKUMADAN KIZINIZA RAHİM AĞZI KANSERİ AŞISI YAPTIRMAYIN İlaç endüstrisinin başta gelen pazarlama taktiklerinden biri de piyasaya yeni verilen ilaç veya aşı gibi ürünlerini eşi benzeri olmayan ‘mucize tedavi yöntemi’ olarak sunmalarıdır. Bu yeni ürünün olumlu yönleri olabildiğince abartılırken yan etkileri ise görmezden gelinir, yok sayılmaya çalışılır. Bu amaçla endüstrinin başvurduğu en önemli pazarlama numaralarından biri medyatik bir doktor ve medyatik bir gazetecinin kullanılmasıdır. Bunun son zamanlardaki en iyi örneklerinden biri de iki
sene önce piyasaya sürülen ve bir seneden beri ülkemizde de
kullanılmaya başlanan halk arasında ‘rahim ağzı kanseri
aşısı’ olarak bilinen ‘HPV aşısı’.
Elbette kanser gibi çok önemli bir hastalığı önleyen bir aşıya kimsenin itirazı olamaz… olmamalı da, ama gerçekte durum öyle mi değil mi, gelin bakalım. HPV nedir? HPV Latince Human Papilloma Virus kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir akronim. Human insan, papilloma ise siğil demek. Türkçesi insan papilloma virüsü’ dür. HPV virüslerinin farklı türleri insan vücudunun çeşitli yerlerinde, meselâ el ve ayaklarda, genital bölgede veya ağızda bir çeşit selim tümör olan ancak kanserle hiçbir ilgisi olmayan papilloma’ lara yani siğil’lere yol açıyorlar. Bunların 100’ den çok türü var ve içlerinden 40 kadarı insandan insana cinsel ilişki ile geçiyor. HPV’ ler özellikle gelişmiş ülkelerde o kadar yaygın ki, kadınların yüzde 80’ inin hayatlarının bir döneminde bu virüsle karşılaştıkları tahmin ediliyor. Cinsel yolla bulaşan bazı HPV türlerinin yarattığı enfeksiyonlar hiçbir belirtiye sebep olmuyor ve tedavi edilmedikleri halde birkaç yıl içinde kendiliklerinden iyileşiyor. Buna karşılık bazı HPV enfeksiyonları ise uzun yıllar devam edebiliyor ve bunlar rahim ağzını döşeyen hücrelerde bir takım anormalliklere yol açabiliyorlar. İşte, bu anormallikler bir kadının rahim ağzı kanseri olması riskini artırabiliyor. Ancak HPV’ nin yol açtığı bu kanserlerin oluşumu için çok uzun süre geçmesi gerekiyor. HPV’ler kansere yol açma özellikleri bakımından ‘düşük
riskli virüsler’ ve ‘yüksek riskli
virüsler’ olmak üzere iki gruba ayrılırlar. HPV’ lerin 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58,
59, 66, 68 ve 73 numaralı olanları karsinojeniktir. Bunlar arasında da
16 ve 18 numaralı HPV’ler tüm rahim ağzı kanserlerinin yüzde 70’ inden
sorumludurlar. Türkiye’ de çok görülen bir kanser değil Bakmayın siz aşı firmasının Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer’ in açıklamalarına göre Türkiye’de rahim ağzı kanseri kadın kanserlerinde dokuzuncu sırada. Ülkemizde her yıl 1.360 kadın rahim ağzı kanserine yakalanıyor ve bunların da 600’ü hayatını kaybediyor. NTV-MSNBC’ ye konuşan Prof. Dr. Tuncer Smear testi kanser ölümlerini önlemede çok önemli Rahim ağzı kanserleri düzenli olarak smear
testi yaptırılan kadınlarda çok erken kanser öncesi
dönemde yakalanır ve çok küçük bir cerrahi girişim ile de tamamen
ortadan kaldırılabilir. Bu test sayesinde rahim ağzı kanserine bağlı
ölümler gelişmiş ülkelerde müthiş şekilde azalmıştır: Piyasadaki mucize (!) aşılar Piyasada rahim ağzı kanserine karşı kullanılan iki tür
HPV aşısı var. Araştırmalar aşıların enfeksiyona karşı 5 yıllık
koruyuculuğunun olduğunu göstermekle beraber, koruyuculuğun bu süreden
sonra devam edip etmediği belli değildir. Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent
Tıraş’ın Zira sade vatandaşın bu slogandan anladığı şu: Oysa kazın ayağı hiç de öyle değil. Aşının
yüzde 100 etkili olduğu ifadesi de tamamen bir aldatmaca.
Aşının yan etkileri Üretici firmalar aşılarının son derece emniyetli
olduğunu, çok seyrek rastlanan ve önemli olmayan bazı yan etkileri
olduğunu söyleseler de, aşının kullanımı yaygınlaştıkça bu konudaki
şüpheler de artıyor. Bunlar içinde en korkutucu olan ise 11 kızın aşı yapıldıktan 2 hafta sonra çeşitli sebeplerle ölmeleri. Bu 11 ölümden 7’ sinin aşıdan 2 gün sonra gerçekleştiğini de özellikle vurgulamak isterim. Gerçi, bu ölümlerin HPV aşısı ile ilişkisi kesin olarak kanıtlanmış değil, ama gene de aşının emniyetinden kuşkulanmamak da mümkün değil. Aşı çok pahalı HPV aşısı pahalı bir aşı. 3 doz aşının satış fiyatı 360
dolar. Amerika’ daki istatistiklere göre 9-26 yaşları
arasındaki bir milyon kadın içinden her yıl 30-40 tanesi rahim ağzı
kanserine yakalanmaktadır. Rahim ağzı kanserine yakalana kadınların yüzde 37’ sinin öldükleri hesaba katıldığında ise aşılanan bir milyon kadından ancak 1-2’ si ölümden kurtulmuş olacaktır. Ekonomik olarak söylemek gerekirse bir milyon kadının aşılanmasının maliyeti 360 milyon dolardır ve bu masraf ancak 1-2 kadını ölümden kurtaracaktır. Gelelim neticeye HPV aşısının rahim ağzı ve diğer genital
kanserlere ve bunlara bağlı ölümlere karşı ne ölçüde koruyucu olduğunu
gösteren hiçbir bilimsel kanıt yoktur ve zaten olması da mümkün
değildir. HPV aşısı sadece kansere yol açan 16 ve 18 numaralı virüslerin yarattıkları enfeksiyona karşı koruma sağlar. Koruma süresi bugünkü bilgilere göre ömür boyu değil, sadece 5 yıldır. Bu sebeple de 10 yaşında aşı yapılan bir kız çocuğunun 5 sene sonra korumasız kalması muhtemeldir. Bu kızların tekrar aşı olmaları gerekecek, aksi takdirde aşıyı boş yere yaptırmış olacaklardır. HPV aşısının, kansere yol açtığı bilinen 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 66, 68 ve 73 numaralı virüslere karşı hiçbir koruyucu etkisi yoktur. Bu sebeple de kadınların rahim ağzı kanserine karşı smear testleri ile izlenmeye devam edilmeleri gerekir. Bu şekilde düzenli jinekolojik kontrol altında kadınlarda rahim ağzı kanseri zaten çok erken evrede yakalanıp kesin olarak tedavi edilebilmektedir. HPV aşısısın vücudun diğer virüslere karşı doğal bağışıklığını azaltıp azaltmayacağı; HPV aşısı ile tip 16 ve 18’ e karşı korunma sağlanırken, kanser yapabilen diğer HPV’ lerin kanser yapıcı etkilerinin artıp artmayacağı; HPV aşısının karsinojenik ve genotoksik (genler üzerine zararlılık) etkilerinin olup olmadığı da belli değildir. Aşının bir mahsuru da kadınları ‘Nasıl olsa aşı oldum, güvendeyim.’ düşüncesiyle doktor kontrolünden ve düzenli smear testlerinden uzaklaştırması ihtimali. Bence bu yabana atılacak bir ihtimal değil. HPV aşısının ‘ilk cinsel ilişkilerine karı veya kocalarıyla girecek ve ömürlerini bu şekilde sürdürecek olanlar için’ tamamen gereksiz olduğunun da özellikle altını çizmek isterim. Siz olsanız, kızınıza HPV aşısı yaptırır mısınız yaptırmaz mısınız?
|
||||