Medya28 Haziran 2010 00:00

Murat Bardakçı : Antikacılıktan Sol Düşmanlığına - Okan İşbecer

Yani bu olaylar Murat Bardakçı’nın anlattığı kadar basit olmamıştır. Türkiye’de Kanlı Pazar’ları henüz kimse unutmadı. Bardakçı’ya bir de Altıncı Filo’nun turist gemisi olmadığını hatırlatmak isteriz. ABD’nin Akdeniz’deki en etkin müdahale gücü olan Altıncı Filo’nun askerleri, işgal ordusu edalarında ortalıkta dolaşınca devrimci gençlerden gereken dersi almışlardı. Ayrıca o askerlerin hiçbiri de öyle avanak tipler değil katil ABD’nin tetikçileriydiler. Belki Murat Bardakçı çok iyi hatırlamıyordur diye kısa bir hatırlatma yapalım. symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilorenovation vejle site renova

Murat Bardakçı : Antikacılıktan Sol Düşmanlığına

Okan İşbecer - Türk Solu

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

28.06.2010


Türkiye gerçekten de garip bir ülke. Neden mi?

Örneğin tarih alanında hiçbir akademik çalışması olmadığı halde sırf eski eserleri topladığı için bu ülkede “tarihçi” olarak kabul gören, tarih kitapları yazan, televizyonlarda tarih üzerine programlar yapan insanlar var maalesef. Bu tip örnekler başka alanlarda da mevcut ama konumuz tarihçi olmayan tarihçi olduğu için sadece bu örnekle yetinelim.

Kimden bahsettiğimi anladınız her halde.

Habertürk’ün antikacılıktan tarihçiliğe atlayan, ama daha kendi ülkesinin yakın tarihinden haberi olmayan ismi Murat Bardakçı, geçen gün televizyon programında 68 kuşağı üzerine “bu ülkeye verdiği bir şey yoktur” falan gibi laflar etmiş.

Şimdilerde moda ya, program sırasında önlerine açtıkları diz üstü bilgisayarlarla seyircilerin tepkisini anında ölçüp programı ona göre yönlendiriyorlar.

Program devam ederken Murat Bardakçı’nın gerilen ve kızaran yüz hatlarından aslında 68 kuşağının ne olduğunu herkes anladı ama anlaşılan Murat Bardakçı için fazla bir şey ifade etmiş olmamalı ki, geçtiğimiz pazartesi bir de yazı yazdı aynı konu üzerine aynı saçmalamalarla dolu.

Sol düşmanı Bardakçı

Bardakçı diyor ki,

“68 ruhu, yerli hiçbir fikrî sistemi olmayan ithal malı bir sloganlar ve gereksiz çatışmalar yumağıdır. Yaşları 25 civarında olan bazı gençlerin silâhlı devrim hayallerine dalıp ‘özgürlük’ diye üniversiteleri işgal etmeleri, eylem üstüne eylem yapmaları ve fabrikaları taşlamalarıdır. Dolmabahçe Rıhtımı’nda avanak avanak dolaşıp etrafa bakınan birkaç Amerikalı askeri denize atmak, hakiki bir meydan muharebesi kazanmışcasına ‘Altıncı Filo’yu püskürtme’ diye yâdedilir ve bütün bunlar Amerikan protest müziğini yahut o müziğin yerli taklitlerini dinleyerek yapılmıştır.”

Kendisinin 68 kuşağı üzerine yorumları özetle böyle.

Sırf bu yorumlar bile aslında bu vatandaşın cevap vermeye bile değmez bir cahil ve sol düşmanı olduğunu ortaya koyuyor ama o şanlı günler ve bu uğurda can veren devrimcilerimiz için Bardakçı’ya iki çift lafımız olacak.

68 Kuşağı Türk’tür

Bardakçı’nın iddiası, 68 kuşağının yerli hiçbir fikri ve sloganının olmadığı. Ancak bugün 68 kuşağı denince akla gelen ilk isim olan Deniz Gezmiş, Sıkıyönetim Mahkemesi’nde verdiği savunmada fikrî sistemlerini gayet net olarak açıklamıştır: Atatürkçülük.

Deniz Gezmiş’in idamından önce babasına yazdığı ve kendisini Kemalist yetiştirdiği için teşekkür ettiği mektubu da ortadadır.

Kaldı ki 68 kuşağını en iyi ifade eden slogan da “Ne Amerika Ne Rusya Tam Bağımsız Türkiye”dir.

Bu sloganın nesi ithal malıdır Murat Bardakçı açıklasın da dinleyelim. Kendisi olaya Türkiye’den bakmadığı için Türk sloganı ona ithal gelmişse o başka tabii.

68 gençliğinin klasik protestolarından biri Atatürk’e şikayettir.

Dikkat et Murat Bardakçı, herhangi bir yabancı ülkenin devlet başkanına değil, bu ülkenin kurucusu, yedi düveli dize getiren, ilk antiemperyalist kurtuluş savaşını kazanan kişiye şikayet ediyorlar dönemin yöneticilerini.

Bütün eylemlerinde ön plana çıkardıkları şeyse ay yıldızlı Türk bayrağıdır. Kusura bakma Bardakçı ama bu kuşağı ithal göstermek senin haddin değil. Çünkü bu hareketin her şeyinden Türklük akıyor.

Amerikan askerlerine acıyan Amerikancı

Murat Bardakçı’nın gereksiz dediği işgaller ve çatışmalar Türkiye’de üniversiteyi özgürlüğüne kavuştururken onlarca devrimci genç de faşist kurşunlarıyla, bıçaklarıyla canlarını vermiştir.

Yani bu olaylar Murat Bardakçı’nın anlattığı kadar basit olmamıştır. Türkiye’de Kanlı Pazar’ları henüz kimse unutmadı.

Bardakçı’ya bir de Altıncı Filo’nun turist gemisi olmadığını hatırlatmak isteriz. ABD’nin Akdeniz’deki en etkin müdahale gücü olan Altıncı Filo’nun askerleri, işgal ordusu edalarında ortalıkta dolaşınca devrimci gençlerden gereken dersi almışlardı. Ayrıca o askerlerin hiçbiri de öyle avanak tipler değil katil ABD’nin tetikçileriydiler.

Belki Murat Bardakçı çok iyi hatırlamıyordur diye kısa bir hatırlatma yapalım.

16 Şubat 1969 tarihinde Altıncı Filo’yu protesto etmek için devrimci gençler Beyazıt Meyanı’nda bir miting düzenlerler.

Amerika’nın sesi sağcılar ise, başta Bugün gazetesinden Mehmet Şevki Eygi ve Komünizmle Mücadele Dernekleri olmak üzere, kudurmuşçasına katliam çağrılarında bulunurlar. Bu arada sözde komünizmle mücadele ettiklerini söyleyen Amerikan uşaklarının Dolmabahçe’de Altıncı Filo’yu kıble tutup namaz kıldıklarını da belirtelim.

Beyazıt meydanında karşılaşan iki grup arasında çıkan çatışmalarda, Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan adlı iki devrimci genç hayatını kaybetmiştir.

Şimdi bu iki gencin hayatını gereksiz yere kaybettiğini söylemek en hafifinden vicdansızlıktır. Ama Amerikan askerine acıyıp Türk gencinin ölümünü gereksiz bulan birinde de fazla vicdan aramamak gerekir.

Murat Bardakçı’nın kime acıdığı aslında kimden yana olduğunu da ortaya koyuyor. Durup dururken böyle bir konuya dalıp Türkiye’de tarih yazan bir kuşağı böylesine karalama çabası içine girmesinin başka bir anlamı yok.

Ucuz kahraman Murat Bardakçı

O yıllarda 68’in devrimci gençlerine karşı mücadele eden sağcılar bile bugün 68’lilerin hakkını teslim ederken, Murat Bardakçı’nın yaptığı saldırı ucuz kahramanlık gösterisinden başka birşey değil.

Şimdi işte, Habertürk’ün internet sitesinde yer alan yazısının altında yer alan yorumlara bakıyorum. Birkaç tane beyni ve ruhu satılmış kişinin “ellerinize sağlık”, “büyüksünüz” övgüleri.

Murat Bardakçı o birkaç sol düşmanı vatandaşın övgüleriyle mi büyük olacak?

O kişilerin övgüleri Murat Bardakçı’yı ancak daha da küçültür. Çünkü böylelerinin artık dünyada soyu tükeniyor. Bu ülkede de kala kala birkaç tanesi kaldı.

Onlar da şimdi Murat Bardakçı’nın eteğine yapışmışlar, “Aslan Murat, Kaplan Murat” “Yürü kim tutar seni” diye tezahürat yapıyorlar. Murat da birşey yaptığını zannedip böbürleniyor.

“(...)‘Galiba biraz hata etmişiz’ diyenleri oturup kitap yazıyor ve kendi geçmişleriyle dalga geçiyor. Vaktiyle ‘mülkiyet hırsızlıktır’ hayaline o hayalin mucidi Proudhon’dan daha sıkı sarılan ama sonradan işadamlığına soyunanları ise, servetleriyle sarmaş dolaş haldeler. İçlerinde TÜSİAD’a üye olup bundan 40 sene önce veryansın ettikleri sermayenin geleceğine yön vermeye çalışacak kadar tutarlı olanları bile var!”

demiş Murat Bardakçı.

Eğer bütün güvendiği buysa, yani 68 kuşağının geriye kalanı dönek oldu sermayedar oldu kimse bana bir şey diyemez diye düşünüyorsa çok yanılıyor.

Doğru, o kuşağın bir kısmı dönek oldu, bir kısmı PKK kuyrukçusu oldu, bir kısmı elini eteğini çekti.

Ama o kuşak öyle bir etki yarattı ki, bugün bile Murat Bardakçı gibileri o kuşağı karalamak zorunda kalıyor. Üstelik aradan 40 yıl geçtikten sonra.

Murat Bardakçı böyle çıkışlarla tarihçilikte değil belki ama Amerikancılıkta üst sıralara tırmanır. Ama şunu da iyi bilsin ki, Türk milleti Amerikancıları pek hayırla anmaz.






Açık İstihbarat @ 2010