İlker Bey Söylediklerini Duyuyor mu? - Açık İstihbarat
Dahası var...İlker Başbuğ "analizlerine" devam ediyor... "Silahlı Kuvvetler’in başlıca avantajı silah gücüdür. Teröristlerinki ise istihbarattır. Bölgenin yerlisi oldukları için bölgede olup biteni kendilerine haber veren muhbir ağına sahiptirler. Teröristlerin bu avantajı ellerinden alınmalıdır. Onu kaybederlerse her şeylerini kaybederler" Duyanda; Irak'taki direniş güçleri ile ilgili ABD'li komutan konuşuyor zanneder. Teröristler bölgenin yerlisi ise siz nesiniz İlker Bey? İşgal gücü mü? levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetessymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectsarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenacialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon
|
Terörle mücadeleyi bir çok boyutta kaybedebilirsiniz fakat hiç bir kaybedişin boyutu Genelkurmay Başkanlığı koltuğunda oturan zatın zihniyetindeki yığınak hatası kadar vahim olamaz. Son terör dalgası sonrasında o riyakar ve sahtekar ağlamalar arasında neler duyduk neler. AKP''nin Tayyip Erdoğan'a yanağını kaptıran bakanlarından biri ; şehitlerin anaları kadar dağdakilerin de analarının ağladığını söyledi. PKK'yı orduyla en hassas noktadan eşleyen bu söylem yıllardır mevcut ama ilk defa bir bakan tarafından dile getirilmiş oldu. AKP gibi boynunda siyonist cesaret ödülü, Sevr teorisyeni Wilson'un madalyası ile binbir ipte "kahramanlık" yapmaya çalışan bir cenahın tipik lafazanlıklarından biriydi. O manşet furyası arasında Milliyet'in "Göğüs Göğüse Çarpıştılar" manşeti; PKK'yı Türk Ordusu ile eşitleyip ordu konumuna sokan bir diğer manşetti. Üzerine; kendi sınırları içinde siperde çömelen AKP-G görüntüsü de eklenince , bu terör furyasının arkasındaki güçlerin keyifle bir puro yaktığını tahmin etmek zor değil. Bütün bu yaşananları bir kıfayetsizlik, talihsizlik hatta aşırı hassasiyetin getirdiği aşırı yorumlar olarak bir kefeye atabilirsiniz ama bu ülkenin Genelkurmay Başkanlığı koltuğunda oturan zatın durum değerlendirmesi niteliği taşıyan sözlerinin vahametini sığdıracak hiç bir çuval bulamazsınız. AKP-G zihniyetinin devleti parkettiği çıkmaz sokağın resmi bu sözlerde gizli. İpek Yolu 2010 seminerinin açılış toplantısında; yıllarca her türlü taktik ve stratejik desteği veren o değerli müttefiklerin huzurunda Genelkurmay Başkanı İlker Bey bakın neler dedi: "1915’te Türk tarihinin şahit olduğu kahramanlık destanlarından bir tanesi de bir gün önce Gediktepe Sınır Karakolu’nda yazılmıştır. Çanakkale Savaşı’ndaki kahramanlık kadar büyük bir kahramanlığın Gediktepe sınır karakolunda önceki gün yazıldığına bu bölgeye yaptığım ziyarette bizzat şahit oldum" Kurmay aklının iflasında yeni bir dönemeci temsil ediyor bu sözler. Türk Ordusu'nu yönetmek ve temsil etmekle yükümlü zat; bir narko çapulcu sürüsünü; dünya savaş tarihinde karşı karşıya gelmiş en önemli orduların yerine koymasını hangi akıl izah edebilir. "Bu sözleri ile PKK'nın arkasında İngiltere'nin olduğunu ima ediyor" şeklinde iyimser yorum yapacakların ise , "İngiltere'yi bu kadar iyi tahlil etmiş bir zat ne demeye İngiltere'nin başat güçlerinden biri olduğu NATO'ya övgüler düzer" sorusunu cevaplaması gerekiyor. Ortada, PKK'nın arkasındaki güçlere gönderme yapan bir stratejik akıl değil; düpedüz akıl tutulması yaşayan bir zihniyet mevcut. Dahası var...İlker Başbuğ "analizlerine" devam ediyor... "Silahlı Kuvvetler’in başlıca avantajı silah gücüdür. Teröristlerinki ise istihbarattır. Bölgenin yerlisi oldukları için bölgede olup biteni kendilerine haber veren muhbir ağına sahiptirler. Teröristlerin bu avantajı ellerinden alınmalıdır. Onu kaybederlerse her şeylerini kaybederler" Duyanda; Irak'taki direniş güçleri ile ilgili ABD'li komutan konuşuyor zanneder. Teröristler bölgenin yerlisi ise siz nesiniz İlker Bey? İşgal gücü mü? Bu ordunun bünyesinde o bölgenin yerlisi olan onbinlerce subay, astsubay, er-erbaş yok mu? Askeri istihbaratın başındaki aslan gibi paşalarımız; bir çapulcu sürüsünün istihbaratı ile başedemeyecek konuma mı düştü de PKK'nın istihbarat gücü ile Türk Ordusu'nun istihbarat gücünü kıyaslama gafletine düşüyorsunuz? Orada PKK'nın muhbiri varda; sizin yıllardır o bölgede orduya hizmet eden muhbirleriniz, aşiretleriniz yok mu? Siperde çömeldiğiniz noktadan o bölgenin dağlarından dolaşan çobanları da mı göremiyorsunuz? Çanakkale benzetmesi ile başlayıp, o muhteşem istihbarat analizleriniz ile Türk Ordusu'nu taşıdığınız nokta PKK'nın propaganda broşürlerine malzeme olacak niteliktedir. AKP'ye eklemlenen bir G zihniyeti ile batı özlediği AKP-G tablosuna ulaşmıştır. Bundan sonra şehit cenazelerinden sonra daha çok sizinle saf tutmaya devam edecektir. Gediktepe'de baskın yiyebilirsiniz ama bu ülke en vahim baskını karşı karşıya oldukları saldırıyı okuyamayan ve Türk Ordusu'nu meşruiyet ve istihbarat zemininde PKK ile karşılaştırdığının bile farkında olmayacak kadar akıl tutulması sergileyenlerin zihniyetinde yemiştir. Yazıklar olsun. Açık İstihbarat
|
||||