Baba Bush zamanında Irak
ilk işgal edildiğinde günlerce hiç ses vermedi.
Binlerce insan hem
de tam sabah ezanı vaktinde bombalanmaya başlamıştı.
Pazaryerleri bombalanıyor, sığınaklarda binlerce asker katlediliyor,
çocuklar, kadınlar, yaşlılar, siviller ölüyor ve bütün bunları yapan
emperyalistlere karşı Fetullah
Bey'de tık yok...
İyice Köşeye sıkışan Saddam İsrail'e bir kaç Scud füzesi yollayınca
hemen arkasından sel sümük
"Tel aviv'e
füzeler atıldıkça gözümün önünde çocuklar tülleniyor."
diyor.
Ve İslami kesimden bir kısım insanlar Amerikanın Irak’ı işgalinin haklı
sebepleri de olduğunu büsbütün haksız da sayılamayacağını söylemeye
başlıyor.
Ardından 28 Şubat süreci geliyor.
Bu süreçte post modern darbenin mağduru olan Müslüman cenahı “Ellerine yüzlerine
bulaştırdılar, beceremediler…” vs. gibi sözlerle suçlu ilan
ediyor ve darbecilerin
yaptığının bir ictihad olduğunu savunarak onlara büyük övgüler,
methiyeler diziyor, darbecilerin safında görüntü veriyor.
Bu malum sürecin en ünlü zulmü olan tesettür yasağına karşı tüm
Müslümanlarda topyekûn bir direniş ve mücadele fikri oluşmuşken bir de
bakıyorsunuz
“Başörtüsü
furuattır. İlim mi, Başörtüsü mü? ikisi arasında bir tercih yapmak
durumunda kalınırsa ben ilmi tercih ederim.”
Açıklaması geliyor ve sadece
kendi cemaatindeki taviz vermeme azmini değil her cenahtaki mücadele
şevkini kırıyor ve artık açılan açılana...
Artı, birde Cemaate bağlı dershanelerde de bu yasağı
uygulayarak sivil kurumları da kamusal alan grubuna ilk katanların
başını çekiyor.
İşine gelince; “Eûzü
billahi mineşşeytani vessiyase” diyor.
“Cebrail gelse
parti kursa yine de ona oy vermezdim.”
diyor ama işine gelince de icazetini ABD’den almış tüm partilerle ve
liderlerle içli dışlı, hahamlarla, papazlarla kol kola oluyor da,
Müslüman’ca ve emperyalizmin karşısında yepyeni bir dünya kurmak için
tam bağımsız bir siyaset yürüten Müslüman’a gelince
“Ona gönül
kapılarım kapalı”
diyebiliyor.
Ve en son bombasını
da patlatıverdi Fetullah Bey!
Tüm dünya Müslümanları Siyonistlere karşı tam bir nefret ve hınçla
dolmuşken, neymiş efendim…
“Otoriteye baş kaldırmamak lazım”mış.
Kendisine bağlı yardım kuruluşu da Gazze’ye yardım etmek istemiş bu
bey, “muhakkak izin alın.” dediği için bu yardım yapılamamış.
Mazluma yardım
etmek için zalimden izin almak hangi kitapta, hangi şeriatta var
beyefendiii…
Meşru bir otorite
kurmamış, ya da gayri meşru otoriteye başkaldırmamış Kuran-ı Kerim’de
İsmi zikredilen zikredilmeyen hangi peygamber var?
Amerika menşeli “Ilımlı İslam” projelerinin üretildiği
yani, Emperyalizmin dükkânının yanına dükkân açıp onunla rekabet
etmeyecek, o hangi kurallar koymuşsa oyunun kuralı bu diye ona teslim
olmuş, o ne takdim ederse onunla yetinen ve razı olan Müslüman’ın ideal
Müslüman tipi olarak lanse edildiği günümüzde tüm bu olan bitenler
ister istemez Pensilvanya’lı
hayatta, Müslümanlar içerisinde direnç kırıcı bir rol üstlenilip
üstlenilmediği şüphesini akıllara getiriveriyor.
|