Kürt Sorunu, Türk Sorunudur - Tuğrul Keskingören
Günümüzde Türkiye’de Kürt’ün ne sorunu varsa Türk’ün de aynı sorunu mevcuttur. Çünkü sömürü ve emperyalizm Türk ile Kürt arasinda bir ayırım yapmaz. Hakkari veya Diyarbakir’da koyunden ayrilip buyuk sehirlere umut icin gelmis Kurtler ne kadar eziliyorsa, Rize veya Erzurum’dan Istanbul’a benzer nedenlerden dolayi gelen Turkler’de ayni sekilde uluslararasi kapitalizmin ve emperyalizmin Turkiye’de uyguladigi politikalar ile acimasiz bir sekilde yuzlesmektedirler. Uluslararasi kapitalizmin Turkiye temsilcileri olan Turkiye siyasi elitinin dini, milliyeti, ve duygusu yoktur. Fildisi kulelerde yasayan Turkiye siyasi eliti icin ne Kürt sorunu ne de Türk sorunu vardir. arcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenacialis walgreen coupon cialis discount cialis couponmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg
|
Etniklikle baglantili milliyetci bir halk hareketi olarak goz onunde bulundurulmasi gereken Kurt milliyetciligi iddia edildigi gibi ne Cumhuriyet donemi sonrasi Turklestirme politikalarina karsi bir baskaldiri hareketi olarak, ne de PKK'nin (Partiye Karkeren Kurdistan-Kurdistan Isci Partisi) 1984 eylemleri ile aniden ortaya cikmis bir sosyal hareket ornegidir. Kurt milliyetciligi, tarihsel baglam ve kendine ozgu bir gelisim sureci icerisinde degelerdirilmesi gereken, kokenleri Osmanli Imparatorlugunda Yavuz Sultan Selim devrine kadar inen, kendini Ahmedi Hani'nin 15.yuzyilda Mem-u Zin'in de bahsettigi efsanevi destaninda da bulan derin koklere sahip bir sosyal harekettir. Ne Kurt Milliyetciligi Turk Milliyetciligine karsi dogmus ne de tersi bir yaklasim soz konusudur, fakat her iki milliyetcilikte bolge disi ulkelerin ortadogudaki somurgeci politikalari ile birbirine dusman gibi gosterilmeye calisilmis ve belli olcude de olsa basarili olunmustur. Her ne kadar bolgedeki bu iki milliyetcilik birbine karsi cikmasa da, hatta kendine ozgu ve birbirinden bagimsiz sosyal ve siyasi yapilarda olsa, dunya konjokturunde meydana gelen bolgesel bazdaki degisimler etnik rekabet temeline dayali politikada Kurt milliyetciliginin guclenmesi bununla birlikte bir korelasyona sahip olan Turk Milliyetciligininde ivme kazanmasina yol acmistir. Bu yazida Cumhuriyet donemi icinde olusturulmaya calisilan, devletin ve hakim sinifin topluma giydirmeye calistigi Turkiyelilik baglamindaki ‘Turk’ kimligininin iflasinin en guzel ornegi Kurt milliyetciliginin yukselisi ile olmustur tezi islenmektedir. Elbette Cumhuriyet doneminde uygulanmaya calisilan hatali ve yanlis politikalar ve PKK'nin marksizmden milliyetcilige kayan ezilen ulus temeline dayali 5'inci kongresi sonrasi yeniden yapilanmasi Kurt Milliyetciligine buyuk bir ivme kazandirmistir. Etnik catisma ve iliskilerin son yillardaki yeniden canlanmasida Kurt milliyetciligini atesleyen bir baska onemli oge olarak gorulebilir. Butun bunlarin yaninda ortadogu cografyasinda Kurt milliyetciliginin guclenmesinden en fazla etkilenen ulkelerin basinda elbette Turkiye gelmektedir. Fakat bu etkilenmeye ragmen Turkiye'de Kurt sorunu veya konusu bir tabu olarak gorulmus ve hala gorulmektedir. Bu tabu Kurtlerin yok sayilmasi veya Turk olarak gorulmesi gibi devletsel politikalarida beraberinde getirmistir. Bu surec dahilinde farkli gorusler elimine edilmeye calisilmis, bolge disindaki ulkeler Kurt sorunu uzerinde "bilimsel" olarak calisirken Turkiye'de Kurt sorununun uzmani olabilecek kisiler ise "devlet" ile ters dusmemek ve kendi kisisel menfaatlerinin ve koltuklarinin devami icin Kurt yoktur ideolojisinin destekcisi olmuslardir. Var olan bir olguyu yok olarak kabul etmek gercekte herhangi bir politikasi olmayan ve gerceklere gozlerini kapayan bir durumun disa vurumu olarak gorulebilir. Inkar politikasi Turkiye'yi Kurt sorununda cahillige, "Kurt sorununu" PKK ile sinirlayip terorizm ile esdeger gormek ve ulke disi Kurt hareketlerinde PKK kistasina gore hareket edip gunumuzde o Kurt hareketlerine "gebe" konumuna gelmek durumunda kalan Turkiye, en fazla Kurt nufusa sahip olmasina ragmen ne yazik ki Turkiye'nin Kurt sorunundaki yaklasimi politikasizlik olarak algilanabilir. Ortadogu cografyasinda 1. dunya savasi sonrasi bolgenin etnik ve dinsel yapisina aykiri olarak cizilen suni sinirlar bu cografyada yasayan halklari birbirine karsi dusmanca konuma itmis ve Kürt hareketlerinide bolge ulkelerinin biribirlerine karsi koz olarak kullanacaklari bir sosyal ve siyasi yapiya donusturmustur. Korfez savasi sonrasi bu sinirlarin tekrar gozden gecirilmek istenmesi ve haritalarda degisiklik isteyen buyuk guclerin bolgeye olan veya diger bir deyisle petrole olan bagimliliklari bir buyuk karmasayida beraberinde getirmektedir. Bu karmasa Kurt milliyetciliginin genel baglamda yukselmesine neden olduysada bu makalenin konusu bu degildir. Kurt Milliyetciligi kendine ozgu sosyal yapisi ve ivmesi, feodal ve kabilesel karekterden ulusalci bir anlayisa kayisiyla ozgun parametreleri olan bir harekettir. Bilhassa 1990 sonrasi yayinlanan Kurt dergi, kitap ve gazetelerinde kullanilan dil, soylemler, etnikligi isaret edici semboller, Kürt milliyetciligini kendi alanlari icinde yer veren politikacilar, yasal ve yasal olmayan siyasi partiler, dinsel Kurt hareketleri veya sekuler Kurt yapilanmalarinda kullanilan siyasal soylemin ana temeli butun bu guruplari ortak bir paydada birlestiren milliyetcilik duygusunun kendisidir. Bu duygu Kürt hareketini onumuzdeki donemlerde sekillendirecek en onemli etkenlerin basinda gelmektedir. Turkiye'de Kurt hareketine devletsel bazda yaklasim tarzi, "hastaliga" konulan teshisteki buyuk hata ve milyonlarca insanin dilinin inkari politikasi, ulkenin kendisine zarar verdigi gibi direkt olarak insanlarininda buyuk bir bedel odemesine neden olmustur. Iste bu politikasizlik, Kurtlerin devlete olan guvenlerini buyuk olcude sarsmis, her ne kadar onlar ABD'deki zenciler kadar irkci bir ayrima tabi tutulmadilarsada devleti kendi devletleri olarak gormeme duygusalligina girmisler, Kurt guruplari icinde olusan milliyetciligin otesindeki irkci bazi yaklasimlar devlete karsi onyargili olmalarina neden olmustur. Kurtler ne "Dag Turkudur" ne de Kurtce Turkcenin bir sivesi, Kurtler kendilerine ozgu kulturu, dili, gelenek ve gorenekleri olan antropolojik ve sosyolojik olarak degerlendirilmesi ve incelenmesi gereken bir etnik yapidir, diger etnik yapi ve uluslar gibi. Kurtlerin diger etnik yapilardan ne fazlasi ne de eksigi vardir. Onlarinda dili, kulturu -her ne kadar Turk kultur gurubundan pek farkli olmasa da-destanlari, hikayeleri ve liderleri mevcuttur, Turklerin oldugu gibi. Kurtlerinde kendi aralarinda Islamcisi, Pan-Kurdisti, marksisti, sekuleri, sosyal demokrati, Amerikancisi ve milliyetcisi olmustur ve olacaktir. En sagdan en sola giden butun siyasal hareketler onlarin icinde de ortaya cikmis ve acimasizca Turkleri boldugu gibi onlarida bolmektedir. Zaten bu fikir farkliliklari tek insan yaratma tipine karsi totaliter rejimlerin dusmani demokrasinin bize bir oyunudur, kabul etsekte etmesekte. Fakat Kurtler ve Turkler oyle iki etnik yapidir ki dunyada bir benzeri daha gorulmeyecek bicimde birbirleri ile son derece derin kulturel etkilesim icine girmis iki farkli sosyo-etnik guruptur. Gozle gorulen bir gercek vardir ki Kurtler ile Turkler arasindaki evlilik oranlari ABD'de zenciler ile beyazlar arasindaki evlilik oranindan cok daha fazladir ve karsilastirma goturmez bir gercektir. Turkiye olarak sorunlari ile yuzlesmekten cok onlari inkara yonelen "icgudumuz", ulke ve devlet olarak dayandigimiz siyonizm satranci bizi hep ulus olarak yanlis limanlara surukledi. Kimse sorgulamadan inandi, fakat bu inanis aslinda dinsel dogmaya inanisin bir benzeriydi, sorgusuz sualsiz kabul edis bir cesit din oldu bizde. Yeni bir din yarattik, peygamberi ve mabedi olan bir din. "Buyuklerimiz daha iyi bilir" felsefesi onlarinda aslinda bizim gibi bir insan oldugunu unutturdu, kendi kafamizdaki dusuncelerle bir insan ve devlet yarattik, O insani ve devleti tanrilastirdik. Oysa devletinde herkes gibi hatalari vardi ve en onemlisi devlet ulus icin vardi, ulus devlet icin degil. Bu aradaki ince farki unuttugumuzda devlet kutsallasti, dinsellesti, elestirilemez bir tabu oldugu kafamizda. Islamci ideolijiyi benimsemis insanlari "gericiler' diye sucladik, fakat aslinda onlar nasil inaniyorsa bizde oyle inaniyorduk, yani katiksiz... Bizimde dogmalarimiz vardi ve hatta dogmalarimizi elestirenlere karsi ‘Islamcilardan’ daha acimasiz olduk. Fakat bizim dogmalarimiz daha gercekciydi, yoksa degillermiydi? Cumhuriyetin kurulusundan beri var olan sorunlari hep halinin altina supurduk ve onlari gormek istedigimiz gibi gorduk, gercekten var olduklari sekliyle var olmalari bize hep rahatsizlik verdi, belkide oyle gormek istedik. Bu baglamda Kurt sorunuda dahil pek cok toplumsal ve siyasal olarak su an icinde bulundugumuz durumun veya cikmazin sorumlusu olan nedenleri sistematik olarak hep gormezlikten gelmek bizde bir metodoloji oldu. Sistemin tikanmisligini defalarca bozuk bir plak gibi tekrarladik, hatta ve hatta sistemi degistirme mevkisinde bulunanar bile sistemin tikanmisligindan ve kohnemisliginden yakindi. Ve aslinda halk olarak da buna alistik, hep birileri daha iyi biliyor dedik fakat hic dusunmedik ki "o birileri" gercekte yine bizdik. Aslinda sorunlar ile yuzlesmekten kacindik ve hala kaciniyoruz. Fakat biliyorduk ki o sorunlari hep oradaydi, ve hep orada duracakti, taki biz onlar ile yuzlesene kadar. Biz ise sadece zaman kazanmak icin mudafa halindeydik, nicin zaman kazanmamiz gerektigi hakkinda da fazla bir bilgimiz yoktu. Cunku suni gundemler bizi asil sorunlardan uzaklastirmis ve oyle bir hayal dunyasina goturmustu ki, o dusler dunyasindan cehennemi yasamaya basladigimizda bir aralar Merve Kavakci ile ugrastik, daha sonra basortusu, televole, gibi gereksizce gundemi mesgul eden bu haber zirvalarinin icinde bogulduk. Hep suni gundemlerle sorunlarin ustunu ortmeyi denedik, fakat maalesef ki olmadi ve olmuyor, keske olsaydi... Turkiye’de var olan sosyo-ekonomik somuru sorunu sadece Kurt sorununa indirgenemez. Bugun Turkiye’de var olan geri kalmislik, yoksul kesimlerin ezilmisligi, sosyal ve ekonomik siniflar arasindaki gelir duzensizligi emperyalizmin Turkiye’yi parcalama sureci ve bu politikalarinin yansimasinin bir urunudur. Günümüzde Türkiye’de Kürt’ün ne sorunu varsa Türk’ün de aynı sorunu mevcuttur. Çünkü sömürü ve emperyalizm Türk ile Kürt arasinda bir ayırım yapmaz. Hakkari veya Diyarbakir’da koyunden ayrilip buyuk sehirlere umut icin gelmis Kurtler ne kadar eziliyorsa, Rize veya Erzurum’dan Istanbul’a benzer nedenlerden dolayi gelen Turkler’de ayni sekilde uluslararasi kapitalizmin ve emperyalizmin Turkiye’de uyguladigi politikalar ile acimasiz bir sekilde yuzlesmektedirler. Uluslararasi kapitalizmin Turkiye temsilcileri olan Turkiye siyasi elitinin dini, milliyeti, ve duygusu yoktur. Fildisi kulelerde yasayan Turkiye siyasi eliti icin ne Kürt sorunu ne de Türk sorunu vardir. Onlar Turk halkini ne kadar kontrol altinda tutmak istiyorlarsa, benzer bir sekilde Kurt halkini da kontrol altinda tutmak isteyen, insanlarin kimliklerini halklarin kendi hissettiklerine gore degil, fakat kendi yazdiklari kitaplarina gore zorla kimlik giydirmeye calisan totaliter ve jakoben zihniyetin temsilcileridir. Bu baglamda Turkiye’nin adinin degistirilerek Kurdistan yapilmasi, anayasadaki Turk kelimelerinin cikartilarak Kurt adi ile degistirilmesi veya bagimsiz bir Kurdistan kurulmasi Turklerin ve Kurtlerin ezilmislik sorunlarini cozmez. Fakat emperyalizmin bol yonet politikalarina yardimci olur, iste bu asamada Kurtler bu emperyalist politikalarin temsilcisi olamazlar, olmamalari gerekir. Ingiliz emperyalizminin Binbasi Noel ve Lawrence vasitasi ile 20’inci yuzyilin basinda Osmanli cografyasinda yapmaya calistigini bugunlerde Incirlikte konuslanmis olan Amerikan emperyalizmi denemektedir. 1959-69 arasi 27 amerikan ussu ve 30 bine yakin Amerikan askerinin bulundugu Turkiye’de yasanan son saldiri bir hafta sonra yine unutulup gidecektir, siyasetciler nutuk cekecek, Turkiye’yi bolmeye ve kontrol etmeye calisan NATO’da istihbarat subayligi yapmis askerler ise bagimsizlik ve vatan bekciliginden bahsedeceklerdir. Unutmayin ates dustugu yeri yakmistir, en fazla bir hafta sonra herkes yine televole kulturu icinde Ask’i memnuyu izlemeye devam edecektir, on bes gun sonra haberlerden bir kac askerin daha PKK saldirisi ile sehit oldugu duyarsiniz, yine uzulursunuz, fakat hayat devam eder, cunku ulkemizin bulundugu cografyada Amerikan emperyalizminin petrole bagimli ekonomisi oldugu surece bu acilari cekecegiz. Ne zaman ki ulkemizde Cumhurbaskani, Genel kurmay baskani ve TBMM Incirlik ussunu kapatirsa iste o zaman insanlarimizin biraz daha huzurlu olarak yasamasina imkan var demektir. Cunku modern Kurt milliyetciliginin arkasinda Amerikan emperyalizmi vardir. Genel Kurmay baskani Ilker Basbug, ABD ile PKK konusunda istihbarat paylasminin iyi isledigini iddia etmektedir, hic zannetmiyorum, emperyalizm bolmeye ve manipule etmeye calistigi bir ulke ile hic istihbarat paylasirmi? Kurt dostlara tavsiyem ise emperyalizmin House Negro’su olmayin.
|
||||