Siyaset21 Haziran 2010 00:00

Hükümet "Yok" Hükmünde - Mustafa Nevruz Sınacı

Nitekim o günden bu güne şehit sayısı artarak çoğaldı. Son iki ayda sayı 50’yi buldu. “Açılım, düz ovada siyaset, demokrasi, kardeşlik ve barış” adına akıl almaz cürümler, menfur emellere matuf ihanetler, kirli oyunlar, yerli kripto, kalleş diyaspora, dönme, devşirme dümenleri ayyuka çıktı. Başta ABD, şeriki İsrail, AB, GKR çete yönetimi ile fink atıp Ermeni yalanları uğruna; Ülkelerine anıtlar dikerek necasete bulaşan kimi sözde İslâmcı ülkeler dâhil, 20 küsur devletin yardım ve yataklıkla “taşeron” olarak kullandığı bu güruh iyice azıttı!.. discount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardnaproxennatrium go naproxen kruidvatcialis forum link cialis bez recepta

Hükümet "Yok" Hükmünde

Mustafa Nevruz Sınacı - Blog

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

21.06.2010


Dış (düşman) kaynaklı, İsrail+AB-D destekli Ermeni orijinli çete, terör/tedhiş, suç örgütü; Hakkâri’nin Irak sınırı Şemdinli ilçesindeki askeri birliğe 19 Haziran 2010 gecesi saldırdı. 8 asker şehit oldu, 14 yaralı var. Gün içinde sayı 11’e çıktı. 12 adet çeteci öldürüldü.

Menfur s
aldırı, bölgesine takviye timler sevk edildi, silahlı helikopter ve topçu ateş desteği sağlandı. Kuzey Irak'ta tespit edilen hedefler de savaş uçakları tarafından bombalandı.

Hatırlanacağı üzere: 1 Ekim 1999 tarihinde İran, Irak ve Türkiye sınırında bulunan ve şeytan üçgeni olarak adlandırılan bölgeden giriş yapan çetecilerden Ali Sapan’ın da aralarında bulunduğu 8 kişi, açılım politikaları gereği (güya) teslim olmuştu.

Her türlü hukuk, mantık, umur-u devlet ve ahlâk akaidine aykırı olarak oynanan bu oyun ve pervasızca sergilenen sinsi senaryo; hükümetin içine düştüğü gaflet, dalalet, acz ve zaaf’ı açıkça göstermeye yetmşti...   


Nitekim o günden bu güne şehit sayısı artarak çoğaldı. Son iki ayda sayı 50’yi buldu.


“Açılım, düz ovada siyaset, demokrasi, kardeşlik ve barış” adına akıl almaz cürümler, menfur emellere matuf ihanetler, kirli oyunlar, yerli kripto, kalleş diyaspora, dönme, devşirme dümenleri ayyuka çıktı.

Başta ABD, şeriki İsrail, AB, GKR çete yönetimi ile fink atıp Ermeni yalanları uğruna; Ülkelerine anıtlar dikerek necasete bulaşan kimi sözde İslâmcı ülkeler dâhil, 20 küsur devletin yardım ve yataklıkla “taşeron” olarak kullandığı bu güruh iyice azıttı!..

Ayrıca, açılım kapsamında af, atıfet, tolerans ve taviz kapısının aralanması eşkıyayı yüreklendirdi, meclis içinden açıkça ışmar olunması melunlara cesaret verdi, şımarttı. Buna paralel zaafa uğrayan erkler, felç edilen stabilizatörler ve bozulan kuvvetler dengesi ile terör ve tedhişle lâubali ilişkilere girilmesi, iş bu -zıvanadan çıkmanın nedeni oldu!...       


ŞİMDİ NE YAPMALI?..


Tıpkı Fuzûli’nin dediği gibi; "Sussam gönül razı değil, söylesem tesiri yok"

Ülkenin son 47 yılına kir ve kan damgası vurmuş eli kanlı eşkıyanın, İmralı mahpusu bebek katili; nasıl oluyor da ülkede gündem belirliyor?

Buna hangi hain, bedhah ve küstahlar cevaz vermekte!..

Başkaca kaç mahkum avukatları ile görüşüyor?

"31 Mayıs'tan sonra artık ben yokum, olacakların sorumlusu değilim"

Biçimi, açık tehdit içeren mesajı kim açıkladı?

Kim yaydı? Hangi yandaş/yoldaş, Candaş medyalar mesajı yayınıp terörü azdırdı?..


Eğer hükümet varsa, derlesin-toplasın suçluları, çıkarsın yargı önüne.


Yürütme
açılım zaafı ile malul; Yasama çatısında parlâmenterlik mesleği icra edenler içinde hiç mi ‘onurlu, sorumlu, vicdanı hür, irfanı hür kula kulluk etmeyen adam gibi adam; iyi insan ve iyi vatandaş yok!..

Cumhuriyet
(!) Savcısı, Polisi, Askeri, Jandarması ve Hâkimi ile Yargı ne iş yapar?

Dördüncü kuvvet; Hukukun üstünlüğünden sorumlu namuslu/dürüst, onurlu/sorumlu, milli memleket medyası nerede?

Ülkede, binlerce sorun, haksızlık, yolsuzluk, hırsızlık, hukuksuzluk ve her türlü ihanet hüküm sürerken; dünya kupası maçları, adi televole, fuhuş, ahlâksızlık furyası, menfur ihanet senaryoları ve çete reklâmları ile müştegil; Türk'e ait değerleri yok sayan diziler ve beyin yıkama metotları ile milleti uyutan, avutan bir medya!..


Ve; Beşinci Güç olarak tanımlanan Sivil Toplum!..

Adına STK denilen, açık toplum örgütlerinin ekserisi ihanet şebekesi işleten dâhili ve harici bedhahlara angaje; Açlık, işsizlik, yokluk ve yoksulluktan malul, geçim derdine mağlup, gözü bir lokma ekmekten başka bir şey görmeyen, sorunlar sarmalı içinde boğulmuş, paralize bir millet!

Kendi evinde işkence, devlet kapısında zulüm, eziyet ve azap’a maruz, zavallı yurdum insanı!..

Amma buna mukabil:


Dürüst yurttaşların vergileriyle bitleri kanlanan kravatlı hırsızlar, yolsuz ve teröristler, TC’nin her noktasını gezip, devleti tehdit eder, milli-manevi değerlere alçakça saldırırken!..


Her tür azınlık ırkçılığı meşru  edilip, Türküm diyenlerin boynuna yaftalar asılırken!..


Şehit cenazelerine sahip çıkmak ‘istismar’ çete leşlerinin ‘şehit namırın’ çığlıkları ve melânet örgüt paçavralarıyla kadavra gömmeleri "sağduyu" olarak adlandırılırken;


Sözüm ona "aydın" geçinen "akademik unvanlı vatan hainleri" ekran gezip, bayrak inmesin diye canlarını sebil eden güvenlik güçlerine ağız dolusu hakaret ederlerken!..


İsim önüne ‘insan hakları’ gibi ‘yüce evrensel değerler’ koyarak, nitelikli dolandırıcı yüzlerce dernek, vakıf vb, STK alenen teröre hizmet edip, anarşist haklarını savunurken;


Ülke yöneticileri, şehit cenazelerindeki tepki ve coşkuyu ‘yaygara’ olarak nitelerken;


Politik-ACI’lar, milli birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek atılımlar yapmak yerine, TC’nin 36 etnik grup olduğu yalanıyla, et ile tırnak gibi kaynaşmış insanlarımızı ayrıştırmaya yönelik;  kerameti kendinden menkul, esas işlevi “tefrika” olan “açılımlar” peşinde koşarken;


Üstelik tüm olup biten, cereyan eden icraatı inceleme/araştırma/sorgulama, yargıya ve savcıya taşıma görevi ile yükümlü ‘demokrasinin vazgeçilmez unsurları” siyasi partiler; Derin uyku, gaflet-dalâlet, demokrasi/adalet ve hukuka ihanet, günlük çıkar rant peşindeler!..  


Bir yanda bireysel risk ve sorumluluk alan, vatanını canından çok seven, bu uğurda ölümü göze alarak kışlalarına saklanmayıp gece gündüz, kar kış demeden teröristi her nerede ve hangi bataklıkta olursa olsun arayıp bulan ve onu yok eden korkusuz Türk askeri;


Diğer tarafta, risk üstlenmekten korkan, sinsi, siyaset peşinde sünepe, dalkavuk, lânetli Yahudi tarikatı mensubu “menfur mason”, kurnazca kışlasına sinmiş, bana dokunmayan yılan bin yaşasın zaafı ile malul!.. Türk Ordusunu “Peygamber Ocağı” olarak değil, bol paralı, çok avantalı, itibarlı ve garantili bir meslek olarak gören!.. Lâfla birçok aksaklığın üstünü örtmeye çalışan, ateist-pagan, terörle dans’a açık ve şehit vermeye mahkûm,  paralı/lejyoner portresi...


DAHASI VAR!..


Terörün bir numaralı hamisi İsrail'e savunmamızı teslim etmek gafleti!..‏


Çetenin ağababası, Amerika’dan istihbarat dilenmek gibi iğrenç bir rezalet!..


Her halde bu nedenlerle olsa gerek, alçakça/kahpece, kalleş saldırılara uğruyoruz?


Nerde savunma planı?

Kendi istihbaratımıza ne oldu?

Hava harekâtları ne işe yarıyor?

Alınan termal kamera, gece görüş cihazları, insansız uçaklar ne işe yarıyor?

Eşkıya nasıl olup da bu kadar rahatça gelebiliyor?

Bu memleketin; Cumhur-başkanı, baş-bakanı, genelkurmay başkanı, içişleri ve dışişleri bakanı ne iş yapar? BİR milyona yakın askerin üç buçuk eşkıyaya nasıl olur da gücü yetmez?

Neden? Niçin? Askerin elini tutanlar tutuklanmaz?!.. 


Sonuçta
: Terörün finans kaynakları, lojistik desteği kesilmedikçe, siyasi uzantıları, iç ve dış bağlantıları tutuklanıp yargıya teslim edilmedikçe, bataklığın kurutulması ve eşkıyanın yok edilmesi zordur. Çünkü ABD ve AB stratejik öneme sahip ülkemize karşı, ''terör-tedhiş silahını'' kullanmaktan kaçınmamaktadır.

Bu gerçek apaçık ortada iken; ABD istihbaratına bel bağlamaksa büyük bir çelişkidir, saflıktır, gaflet, dalalet ve aptallıktır.


Lütfen hatırlayınız!..


8 yıl öncesinde terör sıfır seviyesindeydi. Sonra nice evlatlar şehit düştü. Nice avratlar dul, evlâtlar yetim kaldı.

Genelkurmay başkanın ‘acımız büyük, üzüntülüyüz’, Politik ACI’ ların ‘kanları yerde kalmayacak’ ve zavallı muhalefetin ‘şehitler ölmez, vatan bölünmez’ teraneleri, acıları dindirmiyor.

Babalar gibi paralar” başka yerlere harcanacağına; TSK'ya savunma donanımı alınsın. Başta İsrail olmak üzere, diğer himaye, yardım-yataklık unsurları ile savunma ilişkilerimiz derhal kesilsin ve “ihanet bölgesinde/olağanüstü hal” ilân edilsin.  


DUYUMLARA GÖRE!..


Sağlıklı istihbarat yok, F16'lar sorunlu, tanklar düzgün çalışmıyor, silâhlar tutukluk yapıyor!..

Suç teşkil etmesi gereken: “Kürt sorunu, bölücü terör örgütü, örgüt adları, bebek katilinin mesaj ve demeçleri, hayali etnik ve anadil sorunları ve kerameti kendinden menkul “demokratik barış ve kardeşlik” söylemleri!

Bunlar AB domuzlarının “Kıbrıs için barış” palavrasını andırıyor.

Gerçek şu ki: TC’nin ve Türk halkının bu alanda bir sorunu yok.


Var olan sorun sadece “Umur-u devlet yokluğu” adaletsizlik, haksızlık ve hukuk!..


Hak, güvenlik, hukuk ve huzuru tesisle mükellef olan kimdir? Elbette hükümet..


Çünkü adalet, saadet ve sulhu salâh, hükmün hikmeti ile kabil ve mümkündür.


Peki, niçin ‘hükümet” var da; “Adalet, hakkaniyet, eşitlik, huzur ve hukuk” yok?.. 


Çünkü; bunları tesise muktedir olamayan hükümet de “YOK” hükmündedir!..


Allah (CC), bu millete akıl, iman, izan, basiret ve feraset versin inşallah.  



Açık İstihbarat @ 2010