İstihbarat16 Haziran 2010 00:00

Baykal MİT'i Neden Hedef Gösterdi? - Açık İstihbarat

Deniz Baykal'ın 14 Haziran Pazartesi günü Star televizyonuna yaptığı açıklamaların satır araları okunmaya değer. Baykal'ın kendine özgü konuşma  üslubu içerisine bilinçli bir şekilde yerleştirdiği anlaşılan bazı referanslar; bir operasyonla koltuğundan edilen CHP liderinin hesaplaşma konusunda elindeki malzemeyi güçlendirdiğini gösteriyor. Deniz Baykal; aşağıdaki haberde ayrıntılandırılan konuşmasında son Gazze vakası ile ilgili muhalefet pastasını çok ince keskin bir bıçakla çok ilginç bir çizgide kesiyor ve bugüne kadar hiç ağzına almadığı bir kelimeyi ağzına alıyor.   acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacoupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsdiscount drug coupons click free discount prescription cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenaarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

Baykal MİT'i Neden Hedef Gösterdi?

Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

16.06.2010


Deniz Baykal'ın 14 Haziran Pazartesi günü Star televizyonuna yaptığı açıklamaların satır araları okunmaya değer. Baykal'ın kendine özgü konuşma  üslubu içerisine bilinçli bir şekilde yerleştirdiği anlaşılan bazı referanslar; bir operasyonla koltuğundan edilen CHP liderinin hesaplaşma konusunda elindeki malzemeyi güçlendirdiğini gösteriyor.

Deniz Baykal; aşağıdaki haberde ayrıntılandırılan konuşmasında son Gazze vakası ile ilgili muhalefet pastasını çok ince keskin bir bıçakla çok ilginç bir çizgide kesiyor ve bugüne kadar hiç ağzına almadığı bir kelimeyi ağzına alıyor.

"Hamas gibi bir terörist örgütle nasıl yardımlaşılır"

şeklindeki retorikten;

"Gazze’ye Türk insanının sahip çıkmasını göğsüm kabararak izliyorum. Efendim HAMAS’ın adamları... Olsun.."

sözleri ile uzak duruyor. Keza ; "eksen kayması" tartışmalarında da;

"Türkiye Batı'dan kopup, doğuya kayıyor"

cephesinden uzak bir şekilde;

"Bunu eksen kayması olarak kabul etmem, karşı çıkarım. Türkiye’nin İslam Kalkınma Bankası üyeliği ve işbirliği anlaşmasının altında Baykal’ın imzası var. O zaman da bize suçlamalar yapıldı, bu kırılmadır diye. Ne kırılması. Türkiye’nin dış politikada yeni arayışlara yönelmekte olduğu açıktır. Yanlış bir şey yoktur bunda."

sözleri ile dış politikadaki metodoloji kaymasına destek veriyor.

Baykal'ın bu temel destekleri verdikten sonra AKP'nin kifayetsizliklerini eleştirdiği sözleri haber değeri taşımıyor doğal olarak. Hatta; veda konuşmasında Fetullah Gülen'e çaktığı selamı ;


"İsrail’in yanlışına devlet olarak karşı çıkarsan bu olmaz. Fettullah Gülen, İsrail’den izin alınmalı diyor. Niye diyor, bunun için diyor."

sözleri ile devam ettirip; Gülen'in İsrailseverliğine hafiften destek çıkması bile tutturduğu çizgi açısından normal karşılanabilir.

Baykal'ın konuşmasındaki en garip ayrıntı başka bir noktada.

Baykal ilk defa MİT'in adını ağzına alıyor.

Kurumsal hafızası 5 sene ile sınırlı bir site olarak yanılıyor olabiliriz ama Baykal'ın siyasi hayatında eleştiri , övgü veya herhangi bir sebeple MİT'i ağzına aldığına şahit olmadık.

Baykal'ın ; herkesin İHH'yı AKP ile ilişkilendirmeye çalıştığı bir dönemde İHH'yi AKP'nin kucağından alıp MİT'in kucağına yanaştırması iki şeyi gösteriyor:

1) Baykal;  İHH'nın arka planını ve devletin İHH'yı AKP kurulmadan çok öncesinden beri  dış politikasının uzantısı olarak nasıl değerlendirdiğini çok iyi biliyor. Bunu onun kadar çok iyi bilen bir başka isim ise Abdullah Gül. (Bkz: Kosova)

2) Baykal gibi ne kadar çok şey bilirse o kadar daha fazla tartış biçerek konuşan bir ismin durup dururken MİT'i resmin içine dahil etmesinin psikolojisi kamuoyunu aydınlatmak olmasa gerek. 

Anlaşılan Baykal; kendisini koltuğundan eden görüntü skandalının kaynağını da artık çok daha net biliyor. Ve MİT'i hedef gösterirken; Gülen'le ilişkisini nakış inceliğinde örmeye devam ediyor.

3) Bütün bunlar Baykal'ın isminin "Ergenekon"dan sonra KCK iddianamesine de bulaştırılmasından sonra gerçekleşiyor.

"MİT siyasetten elini çekmeli"
demiştik.

Bu "eksen kayması" günlerinde Baykal'ın sözleri MİT-siyaset ilişkisinde de kaymalar yaşandığını gösteriyor.

Açık İstihbarat

------------ Baykal'ın Star'daki Açıklaması İle İlgili Haber ------------------------------------

CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal, dün Star televizyonunda yayınlanan “Arena” programına katılarak Uğur Dündar’ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Baykal’ın açıklamaları özetle şöyle:

* EKSEN KAYMASI YOK Türkiye’nin Arap ve Müslüman ülkelerle ilişkilerinin çok ileriye götürülmesi gerektiğini her zaman söylüyorum. Bunu eksen kayması olarak kabul etmem, karşı çıkarım. Türkiye’nin İslam Kalkınma Bankası üyeliği ve işbirliği anlaşmasının altında Baykal’ın imzası var. O zaman da bize suçlamalar yapıldı, bu kırılmadır diye. Ne kırılması. Türkiye’nin dış politikada yeni arayışlara yönelmekte olduğu açıktır. Yanlış bir şey yoktur bunda. Önemli olan bunun sağlam verilere dayanması.

* MİT İŞİN İÇİNDE Gazze’de yaşanan trajik olaylar tahammül edilen bir manzara değil. Dünya İsrail’in ablukasına tepkili. Türkiye’nin de bunun karşısında fiilen olaya müdahil olması çok önemlidir. Haftalar öncesinden belli bir medya tarafından çok önemli gelişmeler olabilir, sorunlar çıkabilir dendiği göründü. Bu ayarlanmıştır, oluşturulmuştur. Bu olaylara insanımızın tepkisi doğaldır. Ben bundan mutluluk duydum. Gazze’ye Türk insanının sahip çıkmasını göğsüm kabararak izliyorum. Efendim HAMAS’ın adamları... Olsun... Ama bir hükümet bu duygularla harket edemez. Ciddi olmak lazım. Hükümet organize etmiştir bunu. MİT de bunun içindedir. İşin içindeler ama değilmiş gibi görünüyorlar. Risk olduğunu görüyorlar, milletvekilleri katılsın, katılmasın tartışması... Gemi Antalya’dan çıktı, Başbakan Yardımcısı “Mısır’a gidecekti” diyor, Ulaştırma Bakanı başka şey diyor. Bakın, Güney Kıbrıs izin vermedi. İsrail’in yanlışına devlet olarak karşı çıkarsan bu olmaz. Fettullah Gülen, İsrail’den izin alınmalı diyor. Niye diyor, bunun için diyor. Onu göze aldınız mı çok daha ileri noktalara gitmeniz gerekir. 9 kişinin öldürülmesi cinayettir. Buna göz yuman hükümet sorumludur. Hükümetin hiç rolü olmasa da bu 9 insanın hesabını sorması gerekmez mi? Nutuk atıyorsun.. Bu ağır bir yenilgidir. Bu olay siyaseti ile faciadır, uygulamasıyla faciadır. Hükümet eziktir, bu eziklik duygusu en ileri hakaretleri yapmaya neden oluyor. BM’de kınama kararı bile alamadık. Karar olarak Başbakanlık bildirisi çıktı. Dünya bizim arkamızda durmadı. Bu Türkiye’de yazılmıyor diye kimse böyle zannetmesin.

* MACERA ARAYIŞI Bir hükümet zayıflamaya başlayınca en tehlikeli duruma gelir, macera arayışı, bir kestirme yolla bu sıkıntıdan çıkma arayışı... Bu iktidarlara olmadık işler yaptırır. Bu tehlikeli sonuçlar doğurur. İç politikadaki hataları telafi etmek için dış politika kartı oynanıyor. Ben bu çabaları hükümetin içine düştüğü perişan hali gizlemeye çalışmak olarak görüyorum.

* BAYKAL’IN BAŞINA NELER GELDİ (Bülent Arınç’ın “Kılıçdaroğlu çok konuşmasın, çok konuşan Baykal’ın başına neler geldi” sözleri üzerine) Bu değerlendirme siyasi hayatımızda gereken şekilde irdelenemedi. Bunun altında itiraf ve tehdit yatıyor. İtiraf, Baykal’ın başına çok konuştuğu için çorap ördük itirafıdır. Benim için sürpriz değildir. Yaşanan olaylarda hükümetin ağır sorumluluk taşıdığı kanısındayım. Kemal Bey’e yönelik de bir tehdit var. Ama bunu ciddiye alması hiçbir şekilde söz konusu olamaz. Bunlar AKP’nin içine girdiği durumun sonuçlarıdır. CHP buna teslim olmaz, olmayacaktır.

* TSK, CHP’NİN ARKA BAHÇESİ (Arınç’ın ‘TSK artık CHP’nin arka bahçesi değil’ sözleri için) TSK hiçbir zaman CHP’nin arka bahçesi olmamıştır. CHP’-nin hiçbir zaman böyle bir bekleyişi olmamıştır. Yakışıksız. TSK’ya zarar veren demokrasiye zarar veren haksız ithamlardır. CHP siyasetini bir an bile TSK ile birlikte götürme anlayışı içinde olmamıştır. İlişkilerimiz gayet mesafeli olmuştur.

* 118 ŞEHİT VERDİK Açılım başladığından beri 118 şehit verildi. Başbakan “Zamanlamaya dikkat edin” diyor. “Anayasa değişikliği için referandum sürecinde terörü arttırıyorlar” diyor. Bu kadar saptırma olur. Açılım politikası ile anaların gözyaşı dinecek değil miydi? Kürt kökenli vatandaşların sıkıntılarını çözecek bir açılım yapılması gerektiğini biz söyledik. Onlar sorunu PKK ile çözmeye kalktılar. Süreler önerdiler, anayasa değişikliği için tavizler verdiler. Onlara seslendi “Beni anlayın” dedi, ama onların anlamaya niyeti olmadığı görüldü.

* KCK’DAN İZİN İDDİASI Bunlar tam bir safsata. KCK lafını ben 5-6 ay önce duydum. Bahsedilen o isimlerden hiçbirini tanımam.

(Kaynak : Vatan Gazetesi)




Açık İstihbarat @ 2010