12 Eylül Cuntası Darbe Tefçisi Ilıcak'ı Nasıl Korudu? - Açık İstihbarat Özel
<p> <span style="font-size: 14px"> <span style="font-weight: bold">Halbuki Darbe Tefçisi Ilıcak açıkca milletle dalga geçiyor ve yalan söylüyor. </span><br style="font-weight: bold" /> <br /> 12 Eylül sonrasındaki yazıları hatırlatılınca; o dönemin şartları altında elinden gelenin en iyisini yaptığını ve baskı ortamında mücadele verdiğini iddia ediyor.<br /> <br /> Kimse 12 Eylül öncesi askeri darbeye selam çakan yazılarını hatırlatmıyor. <span style="font-weight: bold">Ve kimse bu darbe tefçisinin bırakın 12 Eylül sonrası mücadele yapmayı; 12 Eylül cuntası ile nasıl işbirliği yaptığını ve tezgahını nasıl döndürdüğünü bilmiyor.. </span><br /> <br /> İşte hikayesi... </span></p> <div style="display:none">abilify <a href="http://idippedut.dk/page/Abilify-Gyogyszer" rel="nofollow">link</a> abilify</div>
|
Ekranın müdavim isimlerinden biri Nazlı Ilıcak. Aynı anda iki TV kanalında o çok değerli fikirlerine danışılırken görmeniz içten bile değil. Suratındaki o müstehzi gülümseme ile kendisini demokrat olarak pazarlamayı başarabilen bu zat aslında 12 Eylül darbesinin öncesinde ve sonrasında darbenin tefçiliğini yapmış bir isim. Kendisinin nasıl bir darbe tefçisi olduğunu; "Darbe Tefçisi Ilıcak'ın 12 Eylül Öncesi Yazılarından Seçmeler" başlıklı yazımızda ayrıntılandırmıştık. Kişisel özgürlüklerin kısıtlanmasından, "ordunun değil sivil iktidarın yıpratılması gerektiğine" kadar onlarca inciyi gerdanlık yapıp dolaşan Ilıcak ekranlarda kendini büyük demokrat olarak pazarlamaya devam ediyor. En son ; Türkiye'nin en otosansürlü programı ,Yiğit Bulut'un "Sansürsüz" programında da karşısında Osman Pamukoğlu gibi kendine hayranlıktan kendisi ile dalga geçildiğinin farkında olmayan birisini bulunca coştukça coştu ve o bildik demokrasi klişelerini sıralayıp durdu. Aralarda da; atılan maillerin sayısını oy zanneden Pamukoğlu ile dalgasını geçmeyi ihmal etmedi. Halbuki Darbe Tefçisi Ilıcak açıkca milletle dalga geçiyor ve yalan söylüyor. 12 Eylül sonrasındaki yazıları hatırlatılınca; o dönemin şartları altında elinden gelenin en iyisini yaptığını ve baskı ortamında mücadele verdiğini iddia ediyor. Kimse 12 Eylül öncesi askeri darbeye selam çakan yazılarını hatırlatmıyor. Ve kimse bu darbe tefçisinin bırakın 12 Eylül sonrası mücadele yapmayı; 12 Eylül cuntası ile nasıl işbirliği yaptığını ve tezgahını nasıl döndürdüğünü bilmiyor.. İşte hikayesi... 12 Eylül darbesi sonrası İstanbul'daki sıkıyönetim çalışmaları çerçevesinde İstanbul çevresindeki kömür ocakları da ele alınır. İstanbul'u o günlerde dumana boğan ucuz kömür buralarda çıkartılmaktadır ve İstanbul'un dibinde çıkarılıp, yine İstanbul'a satılan bu kömür ocakları sahiplerini fahiş karlarla beslemektedir. Bu maden ocaklarının sahipleri arasında dönemin ünlü mafya babaları ile birlikte Nazlı Ilıcak ve kocası da vardır. İstanbul'daki sıkıyönetim sorumluları bu ocakların süresi geçmiş arama ruhsatı ile verilen izinlerin ötesinde usulsüz faaliyet sürdürdüklerini tespit eder. Ilıcak'ın kömür ocağı kaçak çalışmaktadır. Bunun üzerine ocaklarla ilgili işlemler başlatılır fakat her seferinde bu ekibin çalışmaları üst düzeyden yapılan müdahalelerle engellenir. Müdahale edenler arasında cuntanın üst düzey generalleri ve hatta İstanbul valisi bile vardır. Sürekli çalışmaları engellenen sıkıyönetim sorumluları çalışmalarını derinleştirerek, Sanayi Bakanlığı ile yapılan yazışmalar sonrasında Ilıcakların da aralarında bulunduğu ocakları kapatmak için dosyalarını iyice sağlamlaştırırlar. Çalışmaları sürekli engellenen sıkıyönetim yetkilileri dosyayı yaz başında son bir kez üst kademelere onay için sunar. Cunta yönetiminden son bir "rica" gelir. "Bu kapatma işlemini Eylül'e kadar erteleyin" "Rica" formatındaki bu emre de uymak dışında çare olmadığından ocakları kapatma işlemi Eylül'e kadar askıya alınır. Cunta bir kez daha Ilıcak lehine devreye girmiştir. Sonra mı ne olur? Ocakların kapatılacağı Eylül'den bir ay önce; İstanbul'da bu çalışmaları yapan ekip dağıtılır ve bu Doğu'ya sürgüne gönderilir. 12 Eylül cuntasının müdahalesi ile Ilıcak'ın kaçak çalışan kömür ocağı kurtulur. İşte bugün bu Ilıcak; 12 Eylül öncesindeki ve sonrasındaki yazılarından utanmadan, sanki 12 Eylül cuntasına karşı mücadele vermiş bir özgürlük savaşçısı edası ile ekran ekran dolaşarak ahkam kesmeye devam ediyor. Karşısına çıkarılan Osman Pamukoğlu gibi isimlerle dalga geçiyor; yalanlarının ve geçmişinin suratına çarpılmayacağının rahatlığı ile bol keseden atıp tutuyor. Halbuki darbe tefçisi Ilıcak bırakın 12 Eylül cuntası ile mücadele etmeyi ; bizzat bu cuntanın koruması altında çalışmış ve faaliyetlerini sürdürmüş bir isimdir. Karşısına gerçekler değil; gerçeklerden kopuk hayalperestler çıkarıldığı için de , kendini yalan yanlış pazarlama faaliyetlerine devam edebilmektedir. Açık İstihbarat
|