Erdoğan ve Hocaefendi..."Kendi İpimi Kendim Çekerim!" - Meyyal Uygur / Açık İstihbarat
Bakın artık Hoca’ya bile “ayar” çekiyorlar!.. Olayın bir başka boyutu da şu; Vakti zamanında partisinin, cemaatlerle ilişkisini sağlayan bir milletvekili, Erdoğan’ın cemaatlerin tabanını ele geçirdiğini, tepedekilerin hiçbirisinin etkisi kalmadığını, kendilerinin o “liderlere” ulaşmasının bir şekilde engellendiğini anlatmıştı. Anlaşılan doğruymuş!.. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetes
|
Gülen’in, AKP ile arasının açılıp açılmadığını, “ılımlı İslam”dan sonra “ılımlı sol”a hizmet edip, etmeyeceğini zaman gösterecek. Ancak Erdoğan’la arasının açık olduğu kesindi. Gülen’in, İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere yaptığı saldırıdan sonra Wall Street Journal’e yaptığı açıklama bu gerçeği sadece somut bir biçimde delillendirdi.
Aslında Erdoğan ve Gülen’in arası hiç olmadı. Çünkü aynı cemaatten değillerdi… Dahası siyasi ve dini liderlikte rakiplerdi…
Cengiz Çandar’ın, Hocaefendi’ye posta koyması az şey mi?
Yoksa AKP’liler de bundan sonra, “Gülen öldü, bu çakma Gülen” senaryosuna mı sarılacaklar?.. Zaman Gazetesi’nin şaşkınlığı, Gülen’in, Gazze yardımı ve İHH’ya yönelik eleştirilerini manşetten değil, etekten vermesi, en önemlisi sözlerini düzeltme çabası ise işin bam teli!..
Cemaatin eğitim ve medya şeklinde ikiye bölündüğünü, medya kanadının akıl almaz bir şekilde siyasallaşmasının, Gülen’in “yavaş yavaş sızacağız” talimatına rağmen, T.C.’ye karşı adeta “Haçlı” taarruzuna geçmesinin Hocaefendi’yi çok rahatsız ettiğini, belki de korkuttuğunu söylüyorduk da kimse inanmıyordu.
Olayın bir başka boyutu da şu; Vakti zamanında partisinin, cemaatlerle ilişkisini sağlayan bir milletvekili, Erdoğan’ın cemaatlerin tabanını ele geçirdiğini, tepedekilerin hiçbirisinin etkisi kalmadığını, kendilerinin o “liderlere” ulaşmasının bir şekilde engellendiğini anlatmıştı. Gülen’in Türkiye’ye gelmek isteğine Başbakan Erdoğan tarafından “rezerv” konduğu söylentileri de cabası!.. Gülen’in “şahsi meseleleri” böyle… Artık o da, “Ulusalcılarla aynı çizgiye gelmek, ABD ve İsrail’in sözcülüğünü yapmakla” suçlandığına göre, işin uluslararası kısmına da bakalım.
Fethullah Gülen’in, Almanya ve İsrail nezdinde de etkili olmak veya etkili hale getirilmek istendiği, son dönemde tamamen bu iki ülkeye ağırlık verildiği biliniyordu.
Ancak Gülen sadece bugün değil, Erdoğan’ın “one minute” şovunda kullandığı 2008 Gazze saldırısında da İsrail’in değil, ama Başkanlığa yeni seçilen Obama’nın “sözcülüğünü” yaptı.
O günlerde Zaman Gazetesi’nde ise bir yandan Gazze için ağlanıyor, öte yandan Obama’nın kendisini İsrail’e ne kadar adadığı anlatılıp, Başbakan Erdoğan eleştiriliyor ve “frene bas” tavsiyesi yapılıyordu.
“Washington’da İsrail’le empati had safhadadır. ABD’de çok sevilen İsrail’i eleştirmek, başkan dahil, her babayiğidin harcı değil. Türk siyasetinde ise özellikle şimdilerde babayiğitliği ispatlamanın en önemli unsurlarından biri İsrail’i kınamak. Belli ki, 2 sene zarfında köprülerin altından çok suların geçmiş, değişen Gülen değil, medyası olmuş!.. Ez cümle; Şahsi veya uluslararası meseleler, Son açıklamasıyla Fethullah Gülen de Tayyip Erdoğan’ın ismini resmen çizmiştir!.. Erdoğan Ne Yapar? Artık “en yakınlarından, kardeşlerinden” dahi takdir görmeyen Erdoğan’ın öfkesi çok normal. O yüzden Gazze üzerinden başlattığı meydan savaşına şaşmamak gerek.
Erdoğan’ın ruh hali ve gidişatını anlamak isteyenlere, “Vakanüvis”i Yalçın Akdoğan’ın, AB ve ABD’nin Türkiye’yi çepeçevre kuşatmasını sağlayan 17 Aralık 2004 zirvesinin perde arkasını anlattığı “Tarihe Düşülen Notlar” isimli kitabından bir bölüm aktaralım. “Kendi ipimi kendim çekerim… Başkasına çektirmem!..” Neticede; AB belgesini kabul ederek, “ip”ten kurtulur!.. Erdoğan, Gazze meydan savaşından şimdilik “kazançlı” görünüyor. Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişiklik paketini iptal etmez, ülke referanduma giderse, Gazze’yi “oya tahvil”e, arkasından da erken seçim baskınına oynadığı anlaşılıyor.
Ya Anayasa Mahkemesi’nden iptal gelirse?..
Akıbetin belirleyicisi zannımca İran olacak…
Son bir denklem; Gülen ABD’ye, Gül Gülen’e, Davutoğlu hepsine yakın…
|