Çankaya Sorunu - Meyyal Uygur
Halis’in, “Operasyonların durdurulması, Kürtlerle Türklerin kucaklaşması için birinci adım olur” önerisi üzerine de “Devlet cephesinden de bazı kesimler operasyon yapılmasını istemiyor. Doğrusu asker de operasyon yapmayı çok istemiyor” demiş. Acaba kimdir o operasyon yapılmasını istemeyen “Devlet cephesindeki bazı kesimler”?.. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialis
|
Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül
geçen hafta Kazakistan’a giderken bir kez daha Türkiye’nin en önemli
sorunun “Kürt sorunu” olduğunu
söyledi. Aynı günlerde
ABD’deki Smithsonian
Enstitüsü’ne ait Smithsonian Dergisi’nde ünlü gazeteci ve yazar Stephen Kinzer’in “Yeniden
Talep Edilen Kürt Mirası”başlıklı bir makalesi yayınlandı.
Güneydoğu izlenimlerini aktaran Kinzer, Cumhurbaşkanı Gül’le de
görüşüp, “Türk
devleti neden 90 yıllık tarihi boyunca Kürt vatandaşlarıyla barışı
bulamadı ve şu anda bunun şansı nedir?” sorusunu
sormuş. Gül şu cevabı vermiş: “Kimileri buna
terör, kimileri Güneydoğu sorunu, kimileri de Kürt sorunu diyor. Sorun
şu; Demokrasi eksikliği, demokrasinin standardı. Demokrasinin
standardını yükselttiğimiz zaman tüm bu sorunlara çözüm bulacağız…” Sadece
Cumhurbaşkanlığı döneminde değil, Başbakanlık ve Dışişleri
Bakanlığı yaptığı dönemde de Gül’ün savunduğu tek
çözüm “demokrasi” oldu. Savunmakla
kalmadı, “demokrasi” adına ne
deniyor ve ne isteniyorsa canla-başla sahip çıktı, yaptı, yaptırdı.
Yine de “Kürt sorunu” hallolmadı,
ama Gül “demokrasi” çıtasını
yükselttikçe yükseltti. Hem
de ne yükseltme!.. Acaba
kimdir o operasyon yapılmasını istemeyen “Devlet
cephesindeki bazı kesimler”?.. Bunlar
bir yana, “Başkomutanın” ağzından, “operasyon
yapılması istenmiyor” denmesi bölücü terörün azdığı
ve azacağı bir dönemde acaba kimlere can suyudur ve bu ne geniş
bir “demokrasi” anlayışıdır?
Sorunun
Tam Adı Atatürk’tür Artık önümüzdeki
en önemli sorunun adını koyalım. Bu sorun, “Kürt
sorunu” değil, Çankaya’nın “demokrasi” sorunudur. Ne
demek istediğimizi izahtan önce Stephen Kinzer’in Gül’ün görüşlerini de
aktardığı Smithsonian Dergisi’nde yayınlanan o makalesine dönelim.
Kinzer, Gül’ün sözlerinden sadece 9 paragraf önce şunu
savunuyor: “Osmanlı
İmparatorluğu’nun 1. Dünya Savaşı’ndan yıkılmasından sonra Anadolu Kürtleri uluslaşma şansı gördü.
Türklerin yenilgisinden sonra 1920’de Osmanlı İmparatorluğu’nun
bölünmesini öngören Sevr Antlaşması hazırlandı. Bu Kürtlere de kendi
ülkelerine sahip olma hakkını veriyordu. Şimdi
Kinzer’in, Gül’le yönelttiği, Herhangi
bir açıklama veya düzeltmede bulunmadığına göre, olmadı demektir. Nasıl
olsun ki?!.. Daha
ötesi, “Ermeni katliamı” dahil, “Bütün
şiddetleri Cumhuriyet döneminin sorunu” gören o… İşte
bu yüzden sadece “Kürt sorunu” değil, “Ermeni
sorunu”nu da sahipleniyor. Bunun için yine Kazakistan
seyahatinde , Ermenistan’la
“normalleşme” sürecinin“sessiz
diplomasi” çalışmalarıyla yürütüldüğünü, “küçük
de olsa meyvelerin toplandığını” söyleyebiliyor. Her geçen gün T.C.’nin mirasının paylaşımının yapıldığı, ABD-AB-Türkiye üçgeninde de sanılanın aksine dayatma-mecburiyet denklemi değil, tamamıyla gönüllülük esasının işlediği daha iyi anlaşılıyor, ama ne kâr!..
|