Siz Hiç "Contingency Planning" Diye Bir Şey Duydunuz mu? - Tolunay Kutoğlu
<p> <span style="font-size: 14px">Kansas eyaletinin Wichita kentinde bir kuruluşun yönetim kuruluna sunum yapan sayın Kubalı, toplantı sonrasında, yönetim kurulunun Afrika kökenli Amerikalı olan bir üyesiyle sohbet ederken bu zatın ABD ordusundan emekli bir yarbay olduğunu öğrenir. Üstelik bu Amerikalıyla sohbetlerini Türkçe olarak yapmaktadırlar. Amerikalı, “Türkçe’yi orduda öğrendiğini” söylediğinde Kubalı biraz şaşırarak, “Neden Türkçe öğrenmeyi tercih ettiğini” sorar.<br /> <br /> Amerikalı’nın gülümseyerek verdiği cevap daha da şaşırtıcıdır:</span><br /> <br /> <span style="font-size: 14px"><span style="color: #800000"><strong>“Çünkü benim ödev kentim İstanbul!”</strong></span></span></p> <div style="display:none">cialis sample coupon <a href="http://bilgecammakina.com/pages.asp?Id=2">cialis manufacturer coupon 2016</a> cialis manufacturer coupon</div>
|
Kansas eyaletinin Wichita kentinde bir kuruluşun yönetim kuruluna sunum yapan sayın Kubalı, toplantı sonrasında, yönetim kurulunun Afrika kökenli Amerikalı olan bir üyesiyle sohbet ederken bu zatın ABD ordusundan emekli bir yarbay olduğunu öğrenir. Üstelik bu Amerikalıyla sohbetlerini Türkçe olarak yapmaktadırlar. Amerikalı, “Türkçe’yi orduda öğrendiğini” söylediğinde Kubalı biraz şaşırarak, “Neden Türkçe öğrenmeyi tercih ettiğini” sorar.
“Nasıl yani?”
“Ben, Amerikan ordusu İstanbul’a girdiğinde, Türk sivil savunma ekiplerinin yolumuzu şaşıralım diye değiştirip karıştıracakları sokak tabelalarını yerli yerlerine takmakla görevliyim. Emekli olmama rağmen her yıl ‘tatilimi’ İstanbul’da geçiririm. Bunun için ordudan ücret alırım. İstanbul’u en küçük ara sokaklarına kadar bilirim.”
(Açık İstihbarat : ABD Ordusu'nun İstanbul'u işgal etmek gibi sonunu getirecek bir çılgınlığı yapması durumunda İstanbul sokaklarından çok Washington ve Los Angeles sokaklarını düşünmesi gerekecektir.)
Adeta kanı donan Nail Kubalı’nın ağzından,
“Contingency Planning!”
“Anlayamadım… O da nedir?”
“Şöyle ki, ABD silahlı kuvvetlerinin her türlü ihtimale göre böyle yüzlerce planı vardır. Bunlar hazırlanır, yarın uygulanacakmış gibi çalışılır ve öylece bekletilir. Ama bunlar uygulanacak diye bir şart yoktur. Sadece uygulamayı gerektirecek bir durum ortaya çıktığında hazırlıklı olmak içindir.”
İşte bizdeki yandaş medyanın “darbe planı” olarak lanse etmeye çalıştığı çeşitli askeri planlar da birer “Contingency Planning”den ibarettir.
Şimdi ey okuyucu! Sizin de aklınıza şöyle bir soru takılmıyor mu?:
Gerçi doğru ya, nasıl da unutmuşum:
Her olasılığa (hatta mevcut şartlarda olasılıksız görünen ancak şartlar ve şahıslar değiştiğinde yüzde 1 bile olsa gerçekleşme ihtimali doğabilecek olağanüstü olaylara) karşı hazırlıklı olmak için yapılan böyle yüzlerce plan, yazıda kaldığı, Amerikan silahlı kuvvetleri fiilen uygulamaya kalkışmadığı sürece “teşebbüs” sayılmazlar ve dolayısıyla suç da teşkil etmezler.
Bizde ise çapulcu medyasının kopardığı yaygara neticesinde, ömürlerini vatana ve millete adamış onlarca kahraman komutanımız “darbecilik” yaftası yiyerek suçsuz yere tutuklanmakta, bölücü teröristlerin bile görmediği muamelelere ve aşağılamalara maruz bırakılmakta ve “zindan”lara gönderilmektedir. Hak-hukuk, adalet, vefa bu değildir.
Nail Kubalı, Gözlem Gazetesi’nde yayınlanan ilgili yazısını şöyle bir soru ile sonlandırmış:
“Acaba ‘contingency planning’ denilen bu konuyu iyi bir öğrensek, darbe korkumuzu biraz kontrol altına alabilir miyiz?”
Alamazlar Nail ağabey, alamazlar. Boşuna ümitlenme…
Bir düşünsenize:
Sonuçta darbe darbedir, öyle değil mi?..
(*): Dilimizdeki karşılığı “Ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen” olan “contingency” sözcüğü, “plan” sözcüğüyle birlikte “Contingency plans: Olağanüstü durum planları” anlamında kullanılmaktadır. Türkçe’de, askeri yazışmalarda bu planlar, “İhtimalat (olasılıklar) Planları” olarak adlandırılmaktadır.
|