Siyaset17 Mayıs 2010 00:00
Başbakanın Mağduriyet Korkusu - Bekir Öztürk
Söz Nazlı Ilıcak tan açılmışken, Perşembe günü TV8 de yayınlanan 8.Gün programında Baykal ile ilgili görüntüleri Tivitır’da tüm arkadaşlarıyla paylaştığını söyleyen ve katıldığı her programda AKP’nin avukatı gibi bir görüntü sergileyen Nazlı Ilıcak, Tayip Erdoğan, Abdullah Gül ya da Fetullah Gülen gibi birinin benzer görüntüleri çıksaydı onu da “sorumlu gazetecilik anlayışı gereği” arkadaşlarıyla paylaşır ve Baykal için yaptığı “bel altı” vuruşlarını onlar içinde yapar mıydı? Bir kaç soruda Başbakan’a sormak isterdim? escitalopram i alkohol go escitalopram i alkohol
|
Sebebi her ne olursa olsun, Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı yerinden edildi. Dolayısıyla Baykal için olmasa bile, CHP ve ona umut bağlayan partilileri, yani "milli irade" nin yaklaşık % 20 lik bir kısmı açısından DERİN BİR MAĞDURİYET olduğunu söyleye biliriz. Başbakan bulunduğu makamı ve sahip olduğu mal varlığını Türk Milletinin "Mağdurun yanında yer alma" özelliğine borçlu olduğunu söyleye biliriz. Bu özellik, maddi konulara gelince “güçlünün yanında yer alma” ya dönüşse de, insanlarımız oy verirken böyle bir hassasiyet gösteriyor. Buna örnek olarak, kendi ilçesinde bile defalarca seçim kaybeden Rahmetli Yazıcıoğlu’ nun, ölümünden sonra Sivas Belediye Başkanlığı başta olmak üzere, kendi ilçesi de dâhil Belediye seçimi kazanmasını göstere biliriz. Başbakan’ın “mağduriyet” i cihad duygularıyla okuduğu şiir ile “hakli kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla aldığı hapis cezasıyla başladı. "Tatil yapar gibi" geçtiği iddia edilen bu “ceza” dan sonra Başbakan’ın “yıldız” ı birden parladı. Bu hızlı yükselişi onun “lideri” üzerinde kaygı yaratmaya başlamıştı. Çok hırslıydı. Bu hali nedeniyle, ilerleyen yıllarda Erbakan tarafından “hak ettiği yer” e getirilmeyerek yine mağdur edilecekti. Bu mağduriyetin onun hayatını ne kadar değiştireceğini kendisi bile tahmin edemiyordu. Bir zamanlar “Ben liderimi bulmuşum” sözleriyle göklere çıkardığı Erbakan Hoca ile yollarının ayrılmasıyla başlayan, ABD’yi ve onun yerli temsilcileri olan Liboş tayfayı arkasına almasıyla devam eden “Lider” lik serüveni işte bu iki mağduriyet ile başlayacaktı. Ancak yasal engeller nedeniyle Genel Başkanı olmasına rağmen, AKP'den milletvekili seçilememiş, yeniden “mağdur edilmişti” Bu kez mağdurun yanında yer alan Başbakan’ın bu gün “Eşini aldatan mağdur olamaz” ifadesiyle ağır şekilde eleştirdiği Deniz Baykal idi. Daha sonra parti içinden ve dışından birçok insanın tepkilerine neden olan Deniz Baykal’ın bu davranışı sayesinde Milletvekili seçilen ve emanetçi Başbakan’dan görevi alan Tayip Erdoğan’ı bir “mağduriyet” daha bekliyordu. Daha önce hiç aranmayan 367 şartının Tayip Erdoğan’ın köşke çıkma planları yaptığı günlerde aranması ile Dolmabahçe Gizli mutabakatına imza attığı sırdaşı Yaşar Büyükanıt’ın meşhur 27 Nisan Bildirisiyle mağduriyeti tavan yapan Başbakan'ın partisi, oylarının eridiği bir dönemde “% 47” ile yeniden iktidar oldu. * Her ne kadar benim gibi Komplo Teorisyenleri seçim sonuçlarının hileli olduğunu düşünse de, * AKP’nin Türkiye Genelinde hiçbir sandıkta % 20 den az oy almamasının bir pratiği olamayacağından hareketle, İnternet üzerinden Yunanistan seçimlerinin iptaline neden olan firma tarafından, seçimlerin AKP lehine + %15 ile başlatıldığı iddia edilse de, “Halk” yardakçılığı ve “Milli İrade” yalancılığı ile perdelenen seçim sonuçları bu gün Başbakan’ın ağır şekilde eleştirdiği YSK tarafından “meşru” kabul edildi. Gelelim işin diğer tarafına. Baykal ya da CHP mağdur mudur? * İşin ahlaki boyutu, * Kasetin montaj olup olmadığı, * Kim tarafından servis edildiği ve servis edildiği tarihin zamanlaması, * Baykal’ın savunulup, Nesrin Baytok’un savunulmaması, Bütün bu sorular konumuzun dışında. Ortaya sürülen bir görüntü ile Türkiye Cumhuriyetinin Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı yerinden edildi. Dolayısıyla Baykal için olmasa bile, CHP ve ona umut bağlayan partilileri, yani “milli irade” nin yaklaşık % 20 lik bir kısmı açısından DERİN BİR MAĞDURİYET olduğunu söyleye biliriz. O nedenle Baykal’ın ifadesiyle “Başbakan ve Hükümet tarafından ortaya atılan bu komplo” CHP’nin oylarında yarattığı mağduriyet tırmanışına neden olunca, olayın sıcağı sıcağına konuşmayı seven Başbakan, olaydan günlerce sonra, kabul etmediği bu “mağduriyet” in kendisine nelere mal olabileceğini "öngörerek" olsa gerek, o talihsiz beyanda bulunmuştur. CHP esen bu güzel rüzgârı değerlendirebilirse, Başbakan ya da onun adına bu işi yapan uzun eller ve keskin gözler, bir daha kimseyi mağdur etmeme konusunda Kur'ana el basabilirler. Unutmayın bu şekilde mağdur olan ve Başbakan’ı çok seven bir kadın sanatçımızın da, mağduriyetten sonra bahtı açılmış, izdivaç dâhil birçok sorununu rahatlıkla halletmişti. Kim bilir beklide bu sefer mağduriyet piyangosunun büyük ikramiyesi Nazlı Ilıcak’a çıkarda piyasaya sürülen, zenci bir erkekle çekilen, Tivitır’da milyonlarca kişi tarafından paylaşılan, uzun metrajlı bir film sayesinde onu AKP’nin başında ve ikinci kadın Başbakan olarak görürüz. Söz Nazlı Ilıcak tan açılmışken, Perşembe günü TV8 de yayınlanan 8.Gün programında Baykal ile ilgili görüntüleri Tivitır’da tüm arkadaşlarıyla paylaştığını söyleyen ve katıldığı her programda AKP’nin avukatı gibi bir görüntü sergileyen Nazlı Ilıcak, Tayip Erdoğan, Abdullah Gül ya da Fetullah Gülen gibi birinin benzer görüntüleri çıksaydı onu da “sorumlu gazetecilik anlayışı gereği” arkadaşlarıyla paylaşır ve Baykal için yaptığı “bel altı” vuruşlarını onlar içinde yapar mıydı? Bir kaç soruda Başbakan’a sormak isterdim? Bu konuya “Ahlak anlayışımıza gölge düşürdüğü” penceresinden bakıp Ana Muhalefet Partisinin müstafi Genel Başkanının kalemini kırarken, sizi teşvik pirimi almışçasına destekleyen Liboş tayfanın Ensestçi “yazar” ve “düşünür” leri ile, Karısının kafasına b.k atanlarla neden bu kadar içli dışlısınız? Partinizde bir tanesiyle Resmi Nikahlı, diğerleriyle nikahsız evli kaç milletvekili var? Bunların kaç karıları var? Bu sizi hiç rahatsız etmiyor mu? Neden diğeri "Ahlaksızlık" oluyorda sizinkilerin yaptığı normal oluyor. Deniz Baykal'ın eksiği İmam Nikahı yaptırmamak, yada bunu söylememek mi? Siirt’te yaşanılan çocuk tecavüz ve katliamlarının medyada haber olmasını eleştirdiniz, Oysa Baykal ile ilgili konuların haber yapılmasından hiç rahatsız değilsiniz. NEDEN ?
|