Siyaset30 Nisan 2005 00:00

NATO'ya bağlılık zirvesi

Türkiye özellikle son bir kaç gündür, "Derin tartışma" fırtınasının etkisinde. Genelkurmay başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün çıkışının ardından baş gösteren tartışmalar, Anayasa Mahkemesi Başkanı Bumin'in türban çıkışıyla ivme kazandı. Son olarak Başbakan Tayyip Erdoğan'ın danışmanlarına ait olduğu söylenen, "NATO'dan çıkalım" önerisi kulislere dökülünce Ankara'da "Yeni bir örümcek ağı operasyonu mu?" sorusu gündeme oturdu. Başbakanlık ise tartışmalarda öne sürülen iddiaları sert bir dille yalanladı. Başbakanlık açıklamasında tartışmalar, "Türkiye'nin istikrarını, dost ve müttefikleriyle ilişkilerini zedelemeye yönelik akıl ve mantık dışı senaryolar" olarak nitelendirildi. cialis forum cialis bez recepta cialis bez receptaescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaabilify link abilifykamagra link kamagra gel

Tartışmalar doğrultusunda, kuzeyimizde gerçekleşen Soros desteğindeki renkli devrimlerine atıf yaparken, gelişmeleri Birgün'e değerlendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, "NATO ile AB arasındaki anlaşmazlığın faturası bize kesiliyor" diyor. Emekli asker Kemal Yavuz'a göre ise "Türkiye'nin NATO'dan çıkması söz konusu olamaz. Batı ile Türkiye arasındaki en güçlü bağ NATO!"


ÜÇLÜ ZİRVE
Fısıltı kaynaklı derin iddiaların ayyuka çıkmaya başladığı geçen salı günü akşamı, Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu arasında üçlü bir zirve gerçekleşti. Akşam başlayan toplantı gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürdü.


Toplantıda özellikle, Avrupa Ordusu-NATO ikileminde gelişen olayların Türkiye'ye ne şekilde yansıyacağı ve bu yansımalar karşısında nasıl bir yol izleneceği konuşuldu. Son günlerde sokaklarda yaşanan sokak provokasyonlarında elde edilen belge ve bilgilerin, dış kaynakları üzerinde duruldu. Abdullah Gül, AB-ABD eksenindeki gelişmeleri aktarırken, İçişleri bakanı Aksu'nun da istihbari bilgiler ışığında sokaklarda yaşananlara karşı alınabilecek önlemler üzerinde durdu. Bütün bu gelişmelerin, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ile Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in çıkışlarıyla bağlantılı olup olmadığı üzerinde de duruldu.


ÖZKÖK NE DEMİŞTİ?
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, 20 nisan'da konuştuğu Harp Akademileri Komutanlığındaki sözleriyle, kapalı kapılar ardındaki tartışmaları günyüzüne çıkardı. Özkök, ABD ile ilişkiler konusunda şunları söyledi:


''Bu geniş coğrafyada Türkiye'nin ABD'ye, ABD'nin de Türkiye'ye ihtiyacı vardır. 'Türkiye-ABD ilişkilerinin kötü bir dönemden geçtiği ve ilişkilerde bir kriz yaşandığı' şeklindeki değerlendirme ve söylemler gerçekçi değildir. Türkiye-ABD ilişkileri, pek çok bölgesel sorun karşısında ortak beklentileri ve kaygıları paylaşmaktadır"


Orgeneral Özkök, benzer tavrı AB konusunda da ortaya koydu ve ''Batının yiılar süren bir süreç içerisinde oluşturduğu ekonomik ve siyasi birliğine, biz yıllar önce talip olduk. Şimdi AB'nin askeri birliğinin de oluşmakta olduğunu izliyor ve ona da katılmayı arzu ediyoruz. Türkiye'nin menfaati AB'nin asli üyesi olmakta yatmaktadır.'' dedi.
Genelkurmay başkanı Özkök'ün bu sözlerinin yanında özellikle, "İslam Devleti ve İslam ülkesi değiliz" çıkışı da tartışmanın odağına oturdu.


"ÖRÜMCEK AĞI" TARTIŞMASI
"Sivil Örümcek ağı", ABD'li para spekülatörü ve özellikle Gürcistan, Ukrayna, Kırgızistan "Devrim"lerinin arkasındaki isim olarak bilinen George Soros'un faaliyetlerinin tanımı için kullanılıyor. Söz konusu ağın arkasındaki asıl güç ise ABD. önce kulislerde fısıltıyla konuşulan son iki gündür yüksek sesle dillendirilmeye başlanan, "Turkuaz devrim" tartışmaları çerçevesinde gündeme gelen de yine Soros oldu.


MİLLİ SİYASET BELGESİ GEREKÇE Mİ?


Bu tartıymalarla eş zamanlı olarak açıklanan Milli Güvenlik Kurulu yeni Siyaset Belgesi de tartışmaların önemli ayağını oluşturdu. özellikle Uluslararası kuruluşlar belgede yer alan bazı konulara itiraz etti. AB'den "Asker hala etkili" açıklamaları geldi. söz konusu değişikliklerin dikkat çekici maddeleri şöyle:


"Terör örgütleriyle uluslararası alanda mücadele edilmeli
Bölücü çalışmaları meşru gösterecek hiçbir uluslararası belge imzalanmamalıdır


İrtica ile mücadele bilimsel çerçevede ele alınmalıdır


Dini motifli terör örgütlerine yönelik istihbarat çalışmaları artırılmalıdır
Karadeniz Bölgesi’ne yönelik "Rum-Pontus" propagandasına engel olunmalıdır


Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin mevcut statüsünü aşma çalışmaları ve Heybeliada Ruhban Okulu'nu açma çalışmalarına engel olunmalıdır."


NATO AB SAVAŞI


CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'e göre tartışmaların nedeni NATO ile AB arasındaki anlaşmazlık ve bu anlaşmazlıktan Türkiye'nin sorumlu tutulması. Öymen gelişmeleri değerlendirirken şunları söyledi.


"Mesele aslında başka. Şimdi NATO ile AB arasındaki ilişkilerin geliştirilmemesinden biz sorumlu tutuluyoruz. Türkiye'ye karşı hem ABD hem de AB kaynaklı eleştiriler var. AB ordusu kurulmasıyla ilgili olarak bizim daha önceden bir anlaşmamız var. Bu anlaşma çerçevesinde Güney Kıbrıs'ı dışarda tutmuştuk. Üstelik AB üyesi olmayan ülkelerin, dolayısıyla Türkiye'nin hakları korunmuştu. Şimdi bunu sulandırmaya çalışıyorlar. Özellikle ABD ve İngiltere bu konuda bizi Ankara anlaşması üzerinden sıkıştırıyorlar."


"SANA MECBURUM POLİTİKASI"


Emekli Asker Kemal Yavuz'a göre ise işin özünde başka şeyler var. En önemli neden ise Hükümet'in hem ABD'ye hem de AB'ye karşı, "Ben sana mecburum" politikası izlemiş olması. Yavuz, "Türkiye'nin NATO'dan çıkması söz konusu bile olamaz." derken, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bana göre Türkiye ile Batı arasındaki en güçlü bağ NATO'dur. Ancak bu noktaya gelmemizin tek nedeni yeteneksiz yöneticilerdir. Başbakan'ın etrafındaki bilgisiz, birikimsiz güruhtur. Onların bilgi ve birikimleri ülke yönetmeye asla müsait değil. Asıl yanlışı burada yaptılar; 'Ben sana Mecburum' politikası izlediler. hem ABD'ye karşı hem de AB'ye karşı bu politikayı izlediler. ABD şimdi Türkiye'nin aynı, 'Ben Sana Mecburum' politikasıyla devam etmesini istiyor. Türkiye'nin komşuları ile iyi ilişkiler kurması ABD'yi rahatsız ediyor. Bunun tek nedeni de bugünkü Hükümet'tir."


BAŞBAKANLIK SERT ÇIKTI

Başbakanlık ise yapılan tartışmalara sert bir açıklama ile yanıt verdi. Başbakanlık'tan yapılan yazılı açıklamada şu görüşler dile getirildi:


''Aklı başında hiçbir kişi, kurum veya kuruluş tarafından ciddiye alınması mümkün olmayan bu iddiaların, ulusal güvenliğimizi doğrudan ilgilendiren bir dezenformasyon kampanyasının parçası olma ihtimali göz önüne alınarak bu açıklamaya ihtiyaç duyulmuştur. Sayın Başbakan'ın hiçbir danışmanı tarafından dile getirilmesi mümkün olmayan, Türkiye'nin istikrarını, dost ve müttefikleriyle ilişkilerini zedelemeye yönelik bu akıl ve mantık dışı senaryolar iftira ve iddiaların hangi kirli emellere hizmet amacıyla üretildiği kamuoyunun takdirlerine sunulur''
(RG-GB)