Sirkatin Söyleyen Ahmet Tezcan'a Zor Sorular- Açık İstihbarat
Mahrem sırlara vakıf olduğunu ve yeri geldiğinde onları Tayyip Erdoğan lehine kullanacağını ilan etmiş olan Ahmet Tezcan'a yeni vazifesinde başarılar dilerken, Açık İstihbarat olarak "hoşgeldin" sorularımızı da aşağıda soruyoruz: -Başbakan'a tarafınızdan (ve de başka danışmanlarınca) siyasi rakipleri hakkında ulaştırılan ilk ve tek kaset sizin bahsettiğiniz kaset midir, yoksa başka kayıt ve belgeler de var mı? arcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenamicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin
Habertürk gazetesi yazarı Nihal Bengisu Karaca'nın TV'deki bir açıkoturumda gündeme getirdiği "Başbakan'a Baykal'a ait bir belge 4 yıl önce gitmişti, ama Başbakan bunun yayınlanmasıı engelledi. Bunu Başbakan'a çok yakın birinden öğrendim" şeklindeki açıklamasını haber yapmıştık. Bu bilginin gerçek sahibi ortaya çıktı ve ilginç açıklamalarda bulundu.
Haberin kaynağının kendisi olduğunu söyleyen eski Başbakanlık Basın Müşaviri Ahmet Tezcan, şu açıklamayı yaptı:
“Nihal Bengisu Karaca, geçenlerde bir başka programda önemli bir bilgi verdi. ’Ben Başbakan’ın bir yakınından biliyorum ki’ diye başlayan bir sözü vardı. Bengisu’nun bahsettiği Başbakan’ın yakını, danışmanı bendim. Bunu açıklamak zorundayım. 4 yıl önce Sayın Baykal ile ilgili sol bir dergide yayınlanmak üzere gazeteci bir arkadaşımdan bir bilgi geldi. Sadece ’Eğer başımıza bir şey gelirse hukuksal destek verir misiniz’ diye de ben Sayın Başbakan’a bunu ilettim. Erdoğan, ’Bize yakışmaz’ dedi ve ekledi: ’Eğer arkadaşın üzerinde bir etkin varsa, bunun yayınlanmasına da engel ol. Çünkü biz kavgamızı ancak siyasette yaparız, başka alanlarda değil.’ Başbakan’ın sözleri üzerine dergi de zaten yayınlayamadı. Başbakan isteseydi Sayın Baykal’ın siyasi hayatı 4 yıl önceden biterdi. Ben Erdoğan’ı suçlamak yerine ona dua etmesi gerekir diye düşünüyorum.”
Dört yıl önceki kasetin içeriğinin sorulması üzerine de Tezcan, “O bilginin içeriği benimle mezara gidecek. Ama son kasetle alakası yok. O dergi de hala çıkıyor mu bilmiyorum” dedi.
Bir dönem devlet memuru olarak üst düzey devlet yetkililerine hizmet etmiş kişilerin, bu kimliği istedikleri zaman terkederek "bağımsız gazeteciliğe" geçip geçemeyecekleri çeşitli dönemlerde tartışma konusu oldu. Bu tartışmanın ilk örneği Cüneyt Arcayürek'tir.
Arcayürek, Süleyman Demirel'e uzun yıllar Çankaya Köşkü'nde danışmanlık yaptıktan sonra görevini bırakıp gazeteciliğe dönmüş ve Çankaya Köşkü'nde yaşananları ifşa eden kitaplara imza atmıştı.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın iki basın danışmanı Akif Beki ve Ahmet Tezcan da görevlerinden ayrılarak köşe yazarlığına başladılar. Ancak, Beki ve Tezcan'ın Cüneyt Arcayürek'ten ayrı bir özellikleri var ki o da kendilerini Başbakan'a hâlâ bağlı hissetmeleri; Başbakan'a yönelik eleştirilere gayri resmi basın danışmanı gibi yanıt vermeye devam etmeleri.
Ahmet Tezcan, Habertürk televizyonunda program yapmaya başlar başlamaz, böyle bir misyonu sürdüreceğini yukarıdaki açıklamasıyla ilan etmiş oldu. Uzun bir işsizlik döneminden sonra "gündem yaratan gazeteci olacağım" hevesiyle oldukça çetrefilli bir konunun içine girdiğinin farkında olup olmadığı ise bilinmiyor.
Bu derece mahrem sırlara vakıf olduğunu ve yeri geldiğinde onları Tayyip Erdoğan lehine kullanacağını ilan etmiş olan Ahmet Tezcan'a yeni vazifesinde başarılar dilerken, Açık İstihbarat olarak "hoşgeldin" sorularımızı da aşağıda soruyoruz:
-Başbakan'a tarafınızdan (ve de başka danışmanlarınca) siyasi rakipleri hakkında ulaştırılan ilk ve tek kaset sizin bahsettiğiniz kaset midir, yoksa başka kayıt ve belgeler de var mı?
-Başbakan, danışmanlarınca kendisine servis edilen bu tür malzemelerin tümüne "yayınlanmasın" talimatı mı verdi, yoksa "yayınlanmasında fayda gördükleri" de var mıdır? (İnsanın aklıma ister istemez son 3 yılda patlama yapan ses ve görüntü kayıtları geliyor da...)
-Yasa dışı yollardan elde edilmiş olduğu anlaşılan bu belgeyi Başbakan'a "dedikodu malzemesi" olarak taşımak yerine neden yasal yollara başvurmadınız? Doğruluk timsali olarak tanıtmaya çalıştığın Başbakan'ın ve siz, kaseti yetkili makamlara teslim etmek yerine neden sümen altı ettiniz? Bu kasetin başka bir zaman kullanılmak üzere kasada tutulmadığını nereden bileceğiz? Tek güvence, sizin "Benimle mezara gidecek" açıklaması yapmanız mı? Bu kaseti sizin yetkiniz olmadığı halde verdiğin bu "güvenceye" rağmen bir yerlerde yayınlanırsa sorumluluğu üstlenmiş mi oldunuz?
-Kaseti getiren "gazetecinin" "’Eğer başımıza bir şey gelirse hukuksal destek verir misiniz" şeklinde güvence istediğini açıklamışsınız. Böyle ahlak dışı bir pazarlığı orada sonlandırmak ve yasal mercileri haberdar etmek yerine "Belki değerlendirmeye değer bulur" düşüncesiyle Başbakan'ına götürmeniz, Başbakan'ın sizin çizmeye çalıştığınız "ahlak timsali" resmine karşın, bu tür pazarlıklara açık biri olduğunu düşündürmez mi? Başbakan size neden "Derhal yasal yollara başvurun" demedi de kasetin sümen altı edilmesini istedi?
-Başbakan'ın "Eğer arkadaşın üzerinde bir etkin varsa, bunun yayınlanmasına da engel ol" dediğini aktarırken, akla "Acaba Tezcan'ın o gazeteci üzerinde etkisi olmasaydı ne olacaktı?" sorusunu getireceğini düşündünüz mü? Peki, "üzerinde etkin olmayan" kişiler aynı yola tevessül ettiğinde ne olacak? Ya sizin etkiniz var da bir başka Başbakan yakınının etkisi "yoksa" ne olacak? Şimdiye kadar yayınlanmış olan ses ve görüntü kayıtlarını, sizin "üzerlerinde etkin olmamasına" mı borçluyuz?
-Bu nasıl bir "sol" dergiymiş ki sizin deyiminizle belgeyi "Başbakan’ın sözleri üzerine" yayınlamamış!?
-"Başbakan isteseydi Sayın Baykal’ın siyasi hayatı 4 yıl önceden biterdi. Ben Erdoğan’ı suçlamak yerine ona dua etmesi gerekir diye düşünüyorum.”şeklinde bir cümle kurarken bu ülkenin bir Arap şeyhliği değil, bütün tahribata rağmen bir hukuk devleti olduğunu hiç aklınıza getirmediniz mi? Bu tür kasetler ne zamandır Başbakan istedi diye yayınlanmıyor ? O zaman yayınlanmış olanları "Başbakan istedi" diye mi değerlendirelim?
-Tekrar soralım: Başbakan'ın önüne böyle bir kaset geldiğinde, padişah gibi ferman vereceğine neden kasetin savcılara teslim edilmesıni istemediniz? Başbakan'ın "Tiz yayınlana!" dediği kayıtlar da var mıdır?