Et Pahalansa da, Bazılarının Ciğeri Beş Para Etmiyor - Tolunay Kutoğlu
Batının küstah liberal emperyalizminin, ülkeleri kontrol altına almadan önce, bu ülkeler içinde sömürgeleştirilmiş beyinler yarattığı ve/veya satın aldığı çok açık bir gerçek. Çünkü günümüzdeki küresel emperyalist sistemin yakıtı, “kendi milletine ve değerlerine yabancılaşmış ve hatta düşmanlaşmış insan”dır. Yabancılar için fikir ya da proje üretmek, sipariş üzerine düşünmek, Batıdan “aferin” almak için davranmak, sömürgeleştirilmiş ya da satın alınmış bir beynin tipik davranışlarıdır.
|
Bugün birtakım liboşlarla, birtakım komünistlerin ve hatta birtakım dincilerin sıkı bir ittifak içerisinde olduklarını görmekteyiz. Çünkü vatan, millet ve bayrak gibi kavramlardan ve milli değerlerden aynı uzaklıkta olan bu güruhların günün birinde aynı noktada buluşup “ortak düşman” olan Türk’e, onun devrimine ve cumhuriyetine karşı el ele vermeleri pek de beklenmedik bir şey sayılmaz.
Batının
küstah liberal emperyalizminin, ülkeleri kontrol altına almadan önce,
bu ülkeler içinde sömürgeleştirilmiş beyinler yarattığı ve/veya satın
aldığı çok açık bir gerçek. Çünkü
günümüzdeki küresel emperyalist sistemin yakıtı, “kendi
milletine ve değerlerine yabancılaşmış ve hatta düşmanlaşmış insan”dır.
Türkiye’de
de sözde Ermeni “soykırım”ını, azınlık haklarını, kürt sorununu veya
dinsel özgürlükleri ağzına sakız eden "Avrupa ve
Amerikan beslemesi sözde demokrasi aşıkları"nın
oluşturduğu bir “liboş-komünist-dinci
şeytan üçgeni”yle
karşı karşıyayız.
Türklük düşmanı güruhta yer alanların ortak özelliği; adam olamamanın ya da adam yerine konulmamanın hırsı ile içinde bulundukları topluma/millete saldırmalarıdır. Çünkü toplumu/milleti aşağılayarak kendilerini yücelteceklerini sanırlar. Milletin tarihine, diline, inançlarına ve kutsallarına küstahça saldırarak varlıklarını duyurmaya çalışırlar. Onlar, demokrasiyi küstahlık özgürlüğü, insan haklarını da küstahlık yapma hakkı olarak ele alıp sonuna kadar istismar ederler.
Maalesef
bu gibi mahluklar, devlet otoritesi zayıfladığında ve devletin
temelleri çürümeye başladığında, hemen hemen her yerden,
“sağ”dan-“sol”dan, öteden-beriden, kıyıdan-köşeden peydah olurlar ve
dış mihraklara veya siyasi iktidara kendilerini pazarlamaya başlarlar.
Onları
hiçbir zaman bir şehit cenazesinde göremezsiniz. Veya Ermeni
çetelerinin ve Ermeni terör örgütü ASALA’nın katlettiği Türkler’i
andıklarını duyamazsınız ya da Anıtkabir’de rastlayamazsınız onlara.
Bir
diğer görevleri de komisyon karşılığında devlet görevlileri ile iş
adamları arasında köprü olup iş takip etmektir.
Devletin uçağında seyahat edip, “astığı astık, kestiği kestik” başbakanlarının dizinin dibinde poz vererek hep bir ağızdan “Padişahım çok yaşa” derken çekilmiş fotoğraf karelerinde de sık sık görürsünüz onları.
Bazen de son günlerde olduğu gibi, “bizde para gani, öyleyse parayı basalım askere gitmeyelim” veya “zorunlu askerlik kalksın” gibi ahlaksız tekliflerde bulunurlar. Asıl niyetleri ise önlerinde en büyük engel olarak gördükleri Türk Ordusu’nun tamamen ortadan kaldırılmasıdır.
Yandaş medya kuruluşlarındaki ya da TRT nazarındaki fiyatları nedir bilemem ama etin kilosu 40 TL’lere dayanmışken, bu gibilerin ciğeri hala beş para etmiyor. Çünkü çok kötü kokuyor.
|