AB3 Mayıs 2010 00:00

Emine Erdoğan'ın Brüksel Çıkartamaması - Çimen Turunç Baturalp

Birazdan Emine Erdoğan gelip Avrupa Parlamentosu’ndaki sayısız salondan biri olan 280 kişilik salonda “Avrupa yolunda Türk kadını” başlıklı panelin açılış konuşmasını yapacak.   Beklerken düşünüyorum, merak ediyorum; sayıları 150’yi bulan onca iş kadını, sanatçı, medyatik isim niye bir gece için 1950 Avro ödeyerek, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin (ABGS) kendilerine sunduğu program uyarınca, aynı uçakta buluşmak için önce Ankara’ya gidip, sonra da Emine Erdoğan’ın peşine takılıp buralara geliyor? levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesnew prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

Emine Erdoğan'ın Brüksel Çıkartamaması

Çimen Turunç Baturalp - Skynet

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

03.05.2010



Birazdan Emine Erdoğan gelip Avrupa Parlamentosu’ndaki sayısız salondan biri olan 280 kişilik salonda “Avrupa yolunda Türk kadını” başlıklı panelin açılış konuşmasını yapacak.

Beklerken düşünüyorum, merak ediyorum; sayıları 150’yi bulan onca iş kadını, sanatçı, medyatik isim niye bir gece için 1950 Avro ödeyerek, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin (ABGS) kendilerine sunduğu program uyarınca, aynı uçakta buluşmak için önce Ankara’ya gidip, sonra da Emine Erdoğan’ın peşine takılıp buralara geliyor?

Bir destektir lafı dolaşıyor ortalıkta...

Kime, neye destek?

Bu akıllı hanımlar çoktandır tıkanmış AB sürecine mi destek veriyorlar, tıkanıklığa bir hal çaresi kalmadığını herkesten çok farkına varmış olması beklenen başmüzakereci Egemen Bağış’a mı, yoksa Brüksel’deki bu toplantıdan da siyasi kazanç sağlama peşindeki AKP’ye mi?

Belki farkındalar, belki değiller ama AP’deki, konusu şurasından burasından Türkiye’ye değen toplantılara AP parlamenterleri hiç ilgi göstermezler.

Ne yazık ki alayıvala ile hazırlanan bu toplantılardan genellikle aynı buruk cümleyle ayrılınır:

“Biz bizeydik gene. Körler sağırlar birbirini ağırladı...”

Bu yüzden de Türkiye’de, “Brüksel çıkartması” diye lanse edilen toplantıların büyük bir kısmını izlerken eski bir tiyatrocu gözüyle, bir tiyatro sahnesinde kabaca sahnelenmiş birer oyun izlediğim duygusuna kapılırım hep.

Aslında konuşulan mekân AP’deki onlarca salondan biridir, ama bütün olay öyle bir hikâye edilir ki, Türkiye’den duyan AP’nin yüzlerce milletvekiline hitap edildiği yanılgısına kapılabilir kolaylıkla.

Genellikle konuşmacılar özene bezene İngilizce konuşmalar hazırlarlar.

Ne var ki AP’de konuşma yapacak olmanın heyecanı içinde, salondaki izleyicilerin ezici çoğunluğunun aslında Türk olduğunu ve pek çoğunun İngilizce bilmediklerini, bu yüzden de konuşmanın bir tercümesini dinlediklerini hemen fark edemezler.

Oysa salona kuşbakışı biraz dikkatlice bakan biri oradakilerin, en iyi durumda, en az yüzde 75’inin kulaklarında siyah kulaklıklar olduğunu görür.

Asıl kara mizahın oyunun son perdesine saklandığı da olur; bu toplantılar bazen sürelerini aşar.

Haliyle tercüme kabinlerindeki simültane tercümanlar mesai saatleri bitince kulaklıklarını masaya koyup evlerine giderler. Salonda sadece İngilizce bir konuşma yapabilmek için ter döken konuşmacı Türklerle, tercüme kesildiği için, bu İngilizce konuşmadan hiçbir şey anlamayan, kürsüye boş gözlerle bakan Türkler kalır.

O zaman işte körler ve sağırlar tam ağırlarlar birbirlerini.

Parlamentodaki milletvekillerinden herhangi birini sponsor olmaya ikna etmeyi başarabilen pek çok sivil inisiyatif geçmiştir bu salonlardan.

Batı Trakya’daki Romanlardan tutun da, Dersim olaylarını “lanetle anmak” için sahneye çıkan PKK sempatizanlarına kadar pek çok konuşmacıyı dinleme şansı bulunabilir AP’de.

Medyada geniş yer bulan “Emine Erdoğan ve Türk kadınının Brüksel çıkartması” da işte böyle, körlerle sağırların birbirini ağırladığı bir AP macerasından öteye geçemedi.

Ne yazık ki 280 kişilik salonda çoğu parlamenter asistanı olan 10-15’ten fazla yabancı dinleyici yoktu.

Oysa nasıl da havalı bir giriş yapmıştı Emine Erdoğan.

İki yanında iki siyasi rakip; sağında Hollandalı Türkiye raportörü Hıristiyan Demokrat Ria Oomen Ruijten, solunda Hollanda Sosyalist milletvekili Emine Bozkurt, arkasında Egemen Bağış, sayısız koruma, karşısında kameramanlar, ışıkçılar, fotoğrafçılar...

Yabancı dinleyici yoktu ama ne gam...

Basın bültenlerinde iddia edildiği gibi

“Türk kadını AB’ye pek tanıtılamadı.”

Diplomatlarsa diyorlar ki:

“Olsun, Türk kadını AB’ye tanıtılamadı ama AB Türk kadınına tanıtıldı. Buraya gelenler arasında ömründe hiç Brüksel’e gelmemiş, AP’ye girmemiş pek çok kadın var.”

Üstüne üstlük biribirinden şık, hoş, bakımlı kadın bu görkemli “antrenin” önünden ve ardından salona doluştuktan sonra yer bulamayan yaklaşık bir 20-25 kişi de ayakta dinledi Başbakan’ın eşini...

Türkiye’nin en güçlü başı açık kadınlarını karşısına dizmenin keyfiyle, hem de AP’de, tatlı tatlı gülümseyerek, son derece teatral ve iyi eğitilmiş bir sesle rolünü güzel oynadı Emine Erdoğan.

Bana öyle geliyor ki bu ülkeye cumhuriyetin en büyük hediyesi olan bu modern kadınlara AKP’nin işi düştü...

Sermayenin siyasi desteğini yine AB ipine halkalamak için 150 güçlü kadına AB’nin nimetlerini anlatmak hiç fena bir fikir gibi görünmüyor...



Açık İstihbarat @ 2010