MİT'te Yeni Dönem mi? - Adnan Faruk
<p> <b>Sivil-askeri bürokrasinin düşman ve tehdit tanımlamasının biçimlenmesinde</b> ve ülkedeki siyasal kesimler arası kamplaşmalarda, kurumun yürüttüğü çalışmaların etkili olduğuna ilişkin toplumsal algı oldukça güçlüdür…</p> <p> Kurumun arşivlerinde kaç vatandaşın dosyasının olduğu bilinmez…</p> <p> Bu dosyaların ve fişlemelerin dayandığı delillerin hukuki olup olmadığı sorgulanmaz…</p> <p> Fişlemelerin hangi amaçlar için kullanıldığı konusunda da kimsenin fikri yoktur…</p> <p> Sahip olunan binlerce istihbaratçı ağına rağmen, ülkenin yaşadığı sorunlu ve kirli olayların neden önlenemediğini de, kimse sorgulamaz ve hesap sormaz…</p> <div style="display:none">discount drug coupons <a href="http://codesamples.in/page/Discount-Drug-Coupon">click</a> free discount prescription card</div><div style="display:none">naproxennatrium <a href="http://www.zygonie.com/blog/page/naproxen-fk-KK1">go</a> naproxen kruidvat</div><div style="display:none">renovation vejle <a href="http://blog.pelagicfm.com/page/renovation-nyborg-34Q">site</a> renova</div><div style="display:none">buscopan <a href="http://www.floridafriendlyplants.com/Blog/page/buscopan-hund-0ZH.aspx">floridafriendlyplants.com</a> buscopan plus</div><div style="display:none">cialis sample coupon <a href="http://bilgecammakina.com/pages.asp?Id=2">cialis manufacturer coupon 2016</a> cialis manufacturer coupon</div><div style="display:none">discount card prescription <a href="http://racindirt.com/store/">racindirt.com</a> prescription drugs discount cards</div>
|
Türkiye’de en çok çekinilen kurumlardan birisi de, Milli
İstihbarat Teşkilatı’dır. Bu tutumun dayandığı temel etkenin, MİT’in ismindeki ‘milli’
kelimesiyle uygun olmayan yönetim anlayışı ile istihbarat çalışmalarını
ülkenin vatandaşlarına yönelik olarak kurumsallaştırmasından
kaynaklandığı açık. Soğuk savaş dönemi koşullarında oluşturulmuş olan
bu yönetim biçimi, vatandaşı ve dolayısıyla da milleti,
tehlikeli ve kontrol edilmesi gereken unsurlar olarak görmenin sonucudur. Baskı, şiddet, tuzak ve korkutma kelimeleriyle özdeş bir
algıya sahip olan kurum hakkındaki bu düşünce biçiminin, yanlış ve
önyargılara dayalı olduğunu söylemek zordur. Bakın; Sivil-askeri bürokrasinin düşman ve tehdit tanımlamasının biçimlenmesinde ve ülkedeki siyasal kesimler arası kamplaşmalarda, kurumun yürüttüğü çalışmaların etkili olduğuna ilişkin toplumsal algı oldukça güçlüdür… Kurumun arşivlerinde kaç vatandaşın dosyasının olduğu bilinmez… Bu dosyaların ve fişlemelerin dayandığı delillerin hukuki olup olmadığı sorgulanmaz… Fişlemelerin hangi amaçlar için kullanıldığı konusunda da kimsenin fikri yoktur… Sahip olunan binlerce istihbaratçı ağına rağmen, ülkenin yaşadığı sorunlu ve kirli olayların neden önlenemediğini de, kimse sorgulamaz ve hesap sormaz… Kurumun
bağlı olduğu ifade edilen siyasi erk de, değişen konjonktür kapsamında
sıradan vatandaşların neden izlenip dosyalandığını merak etmez… Yani kurum, insanların önünden geçmekten korktuğu kadar var… Uzun yıllar askeri bürokrasinin kontrolünde olan kurumun, son dönemlerde yaşadığı sivilleşme çabalarına rağmen, istihbarat toplama ve tehdit algılaması konusundaki temel yaklaşımının değiştiği söylenemez. Ancak, demokratik ve sivil anayasa çalışmalarının hızlandığı bugünlerde, kuruma yapılan bir atamanın, heyecan yarattığı da izlenmektedir. Dr. Hakan Fidan’ın ataması, “ikinci geleneksel demokrat başkan” ve “MİT’de yeni dönem” şeklinde kamuoyuna yansıdı. Türkiye gibi bürokratik reflekslerin ve tutumların kökleştiği ve değişime direnmenin gelenek halini aldığı bir ülkede, kurumlara yapılan kimi atamalar üzerinden, köklü değişimler olabileceğini düşünmek, çok da doğru olmaz. Buna rağmen, ülkenin sahip olduğu yeni vizyona uygun kimi yeniliklerin olabileceğini de beklemek gerekir. Demokratikleşme ve bireysel özgürlük alanlarının genişletilmesi konusunda çaba gösteren ve bölgesel/küresel güç olmaya yönelik çalışmalar içinde olan Türkiye’de, MİT’e yapılan yeni atamadan beklenen, bu duruma uygun bir pozisyon almak ve kurumun dönüşümüne öncülük etmektir. Dönüşümün yoğunlaşması gereken alan ise istihbarat toplama tekniği ve tehdit algılaması konusundaki temel yaklaşımın revize edilmesidir. Türkiye’nin stratejik anlamda zor ve önemli bir bölge olduğu, bu zorluk ve önem nedeniyle de dünya istihbarat örgütlerinin savaş alanı haline dönüştüğü ve dolayısıyla da silahlı terörün hedefinde olduğu bilinmektedir. Tüm bu faaliyetlerin ise yabancı istihbarat örgütlerince desteklenerek planlandığı gizli bir konu değildir. İşte bu atmosferde MİT’in yapması gereken; Kendi vatandaşlarını; tehlikeli, takip edilmesi ve fişlenerek hayatları karartılması gereken unsurlar olarak gören perspektifi terk etmektir… İsmindeki ‘milli’ kelimesine uygun bir istihbarat yaklaşımını benimsemek ve milletin genel tercih ve eğilimleriyle çelişen tutumlardan uzaklaşmaktır… Ülkenin başına bela olan ve yabancı istihbarat örgütlerinin desteğiyle varlığını sürdürdüğü bilinen terörün bitirilmesi konusunda gerekli olan bilgi akışı ve koordinasyonun sağlanması için çalışmaktır... Türkiye’nin, bölgesel ve küresel güç olma ülküsünü besleyecek çalışmalar yapmaktır… Kısacası kurumdan ve yeni yönetimden beklenen, ülkenin sahip olduğu yeni vizyona uygun bir değişimi yaşama geçirmesidir. Yoksa, vatandaşlarının acıları üzerine gelecek planlayan mevcut yaklaşımın, çözüm üretmediğini hepimiz biliyoruz…
|