İstihbarat22 Nisan 2010 00:00

Danıştay Kameralarını Kim Perdeledi ? - Açık İstihbarat Özel

<p> <span style="font-size: 14px">&nbsp;Danıştay saldırısı sırasında çekilen video görüntüleri ile ilgili TÜBİTAK&#39;ın hazırladığı bilirkişi raporu 1. &quot;Ergenekon&quot; davasını gören 13 . Ağır Ceza Mahkemesi&#39;ne ulaştı. Raporda; Danıştay saldırısının gerçekleştiği sırada çekilen görüntülerin bilinçli olarak geri dönülemez şekilde silindiği , bazılarının ise kurtarılabildiği yeraldı.<br /> <br /> Bu haber ; <span style="font-style: italic">&quot;Şok gelişme&quot;</span> başlıkları ile yayınlandı.&nbsp;<br /> <br /> Halbuki bu gelişme şok değil. Sözkonusu kamera görüntülerinin nasıl karartıldığı ve <span style="font-weight: bold">bu konuda hangi şirketin kamuoyunu ve yargıyı yanıltıldığı</span> bu &quot;şok gelişme&quot; haberlerinden 4; sitemiz yazarlarının &quot;Ergenekon&quot; çuvalına dahil edilmesinden 1 sene önce yayınlanmıştı. </span></p>

Danıştay'ın Kameralarını Kim Perdeledi?

Açık İstihbarat Özel

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun

www.acikistihbarat.com

22.04.2010


Danıştay saldırısı sırasında çekilen video görüntüleri ile ilgili TÜBİTAK'ın hazırladığı bilirkişi raporu 1. "Ergenekon" davasını gören 13 . Ağır Ceza Mahkemesi'ne ulaştı. Raporda; Danıştay saldırısının gerçekleştiği sırada çekilen görüntülerin bilinçli olarak geri dönülemez şekilde silindiği , bazılarının ise kurtarılabildiği yeraldı.

Bu haber ; "Şok gelişme" başlıkları ile yayınlandı. 

Halbuki bu gelişme şok değil. Sözkonusu kamera görüntülerinin nasıl karartıldığı ve bu konuda hangi şirketin kamuoyunu ve yargıyı yanıltıldığı bu "şok gelişme" haberlerinden 4; sitemiz yazarlarının "Ergenekon" çuvalına dahil edilmesinden 1 sene önce yayınlanmıştı.

Sitemizde Danıştay saldırısı sonrasında, bu saldırının "türban" gerekçesinin sadece bir perdeleme olduğu ve bu saldırının "gladio" işi bir operasyon olduğuna dair bir dizi analiz yayınlandı. 

O tarihte ; kendini "terör uzmanı" diye pazarlayan bazıları kanal kanal dolaşıp  "bu bireysel bir saldırıdır" tezini belli bir görev bilinci ile tekrarlayıp duruyorlardı.

O noktada Emniyet, Oyak Güvenlik ve Acıbadem Hastanesi'ne aşağıdaki soruları sormuştuk :

  • Olay yerindeki her türlü unsur olay yeri incelemesine tabi tutulmalıdır. Danıştay'ın girişindeki kayıt sistemi üzerinde; Emniyet'ten önce Oyak Güvenlik yetkililileri nasıl inceleme yapabilmiştir? Danıştay cinayet mahalli ise; bu mahaldeki her türlü unsurun önce Emniyet tarafından incelenmesi gerekmez mi?

  • Onbinlerce dolar verilerek bilgisayar kriminolojisi eğitimi almış elemanlara ve silinmiş bilgisayar disklerindeki bilgileri bile kurtarabilecek (Meraklısına Not: Bilgisayarlar bilgiyi silmez, sadece silinen bilginin bulunduğu alanı bir daha üzerine yazılabilir şekilde işaretler) teknolojiye sahipsiniz. Buna rağmen; Oyak Güvenlik'in "bu harddisk teknik nedenlerle silinmiş" açıklamasını neden yeterli buluyorsunuz ve sözkonusu sabit diskteki "silinmiş" verileri neden kriminolojik incelemeye tabi tutmuyorsunuz?

  • Oyak Güvenlik bir zahmet "kayıtlı görüntülerin" hangi teknik nedenle silindiğinin ayrıntılarını verebilir mi?

    Biz; durup dururken, bir kayıt sisteminin eski verileri nasıl sildiğini açıkçası çok merak ediyoruz?

  • Acıbadem Hastanesi'nde arkadaşlarına ve yakınlarına gösterilmeden bir buçuk gün boyunca tecrit edilen Muzaffer Tekin'in odasının önündeki kamera ne zaman söküldü; yoksa o da mı Danıştay kamerası gibi arızalıydı?


O günlerde gazeteler Danıştay saldırısının en önemli kanıtı üzerine gitmek yerine, sayfalarını "kaçak Muzaffer Tekin" manşetlerine ayırmakla meşguldu ve kamera ile ilgili haber iç sayfalarda aşağıdaki şekilde verildi :

Danıştay yetkilileri, olayla ilgili Oyak Güvenlikle bir toplantı yaptı ve Oyak Güvenlik yetkilileri Danıştay girişindeki görüntü kayıt sisteminin saldırıdan bir gün önce arızalandığını saptadı.

Bilgisayar hafızasını inceleyen bilgisayar yetkilileri; "Arızanın dışarıdan bir müdahale ile olmadığını, teknik bir nedenden kaynaklandığını" belirlediler.

Yetkililer arıza nedeni ile bilgisayarın harddiskindeki önceki kayıtların da silindiğini belirttiler.

Açık İstihbarat; o tarihte bu açıklamaların teknik bir yalan olduğuna ve ilgili şirketin kamuoyunu ve yargıya yanılttığına dikkat çekti fakat kimse bu bariz yalanın üzerine gitmedi.

Şimdi ise olaydan dört sene sonra sanki bu gerçek yeni keşfedilmiş misali balık hafızalı topluma "Şok Gelişme" başlıkları ile servis ediliyor.

Ortada şok bir gelişme yok. Dört senedir perdelenen bir delilin içyüzünün kamuoyuna malolması durumu ile karşı karşıyayız.

Dört senedir üzerine gidilmeyen bir delilden, dört sene sonra medet ummanın pek bir faydası olmasa da; Cumhuriyet tarihinin en hain saldırılarından biri ile ilgili o günlerde yapılan perdelemelerin sorumlularına nihayet doğru soruların sorulmaya başladığını görmek her vatandaşı sevindirmeli. Gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkacağı yolundaki o kadim inanca olan güven sarsılmamalı.

Açık İstihbarat

Bu yazıda refere edilen yazılar :

Cumhuriyet Fetullah'ı ; Zaman Silahları Perdeledi
Kilit İsim Fetişizmi, Kilit Kameraları Karartıyor



 

Açık İstihbarat @ 2010